Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ekim '09

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
346
 

Geleceğimiz Ayaklarımızın Altında

Geleceğimiz Ayaklarımızın Altında
 

En az sizde benim kadar gelecek için endişe duyuyorsunuz, biliyorum - hatta- eminim.Ben, sen, o yani biz; nerede, hangi gelir seviyesinde yaşarsak yaşayalım endişelenmemizi gerektiren ekonomik, ekolojik, siyasal, kültürel olumsuzluklar karşımıza sıklıkla çıkmaya başladı. Mevcut ekonomik sistem ( kazan kazan, tüket at, önce ekonomik büyüme sonra yaşanabilir çevre) A planı ise; iklimi istikrara kavuşturmak, nüfusa istikrar kazandırmak, yoksulluğu ortadan kaldırmak ve gezegenin ekosistemlerini iyileştirmek de B Planı. İster berber olun ister kasap, ister öğretmen olun ister öğrenci, ister turizmci olun ister çalışanı, ister seçilmiş olun ister seçmen … şöyle bir başınızı ellerinizin arasına alıp düşünün, “Ben hayattan ne istiyorum?” Aş, iş, huzur, sağlık, kendime ayıracak özel saatler, kalabalık bir aile-dost ortamı ve başımı sokacak bir ev. Siz bunlara bir-iki şey daha ekleseniz de 6 milyar insanın temel istekleri bunlar işte. Hepsi bu. Son günlerde bir küresel ekonomik kriz tutturuldu gidiyor. Ödenmeyen çek-senetler, işten çıkarmalar, geçimsizlik nedeniyle boşanmalar, iflas eden işletmeler, borç intiharları, göç, mültecilik, denizde korsanlık … her yerde ve herkes homurdana homurdana soluk alıp veriyor. Pekiiii, yoksulluk kader midir? Elbette değil. Mevcut ekonomik büyüme trendlerinin 1900-2000 yılları arasında beş kat büyümesi neden yoksulluk sorununu çözmedi / çözemiyor? Neden, en zengin 500 insanın toplam geliri, en yoksul 416 milyon insanın toplam gelirine eşit? Neden, dünyada sekiz kişiden biri sürekli aç kalıyor? Neden, beş kişiden biri temiz su bulamıyor? Neden beş kişiden ikisi yeterli sağlık hizmeti alamıyor? Neden, hala 1.6 milyar insanın düzenli elektriği yok? Neden, gönüllü çalışmaların bedeli 131.3 dolar iken, kişisel tüketim harcamaları 6.318.4 milyar doları buluyor? Uzatmayalım, fiziksel açıdan kısıtlanmış bir dünyada maddi büyüme sınırsız olarak devam edemez. Devekuşu misali başımızı ellerimizin arasına alıp düşünmek var iken, kuma gömmenin alemi yok. O’nun için her şeyi yaparım dediğiniz çocuklarınız ve vatanınız için harekete geçmenin zamanı hızla geliyor. Gelecekte nasıl bir dünya görmek istediğiniz artık size bağlı. Zira rüzgar yön değiştirdi; siz ister duvar örün, ister yel değirmeni yapın. Başka bir dünya mümkün dedik ya; yapılacak şeyler çok basit aslında. İlkin tüketim alışkanlıklarımızı değiştireceğiz. Sonra, enerji verimliliğimiz arttıracağız. Sonra, nüfusu istikrara kavuşturacağız. Siz yeter ki karar verin. Günümüzün yüksek teknolojili modern dünyasında ekonominin, hatta varlığımızın tamamen gezegenimizin doğal sistemlerine ve kaynaklarına bağımlı olduğunu asla unutmayın. Ve yine unutmayın; uygarlığı sürdürebilmenin tek yolu endüstriyel anlayışımızın temeline doğayı bir model, ölçüt ve yol gösterici olarak kullanmaktan başka çaremiz de yok. Ama önce çevre konularında kendinizi eğitin. Seçilmiş milletvekillerini ve liderleri ve de hükümetleri B Planını desteklemek için ikna edin. Lobi faaliyetleri yapın. Yerel gazetelere yazı yazın, çevreye zarar veren faaliyetler uygulanan vergilerin arttırılmasını isteyin… Geleceğimizin ayaklarımızın altında olduğunu ise, asla ve kat’a unutmayın!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Başımzı kuma gömerek olaylardan soyutlanamayız. Yoksulluk kader değildir bunu bizler kendi ellerimizle yaptık tüketim çılgınlığımızla. Oldukça aydınlatıcı bir yazı teşekkür ederim güzel öenrileriniz için. Saygılarımla..

Güher 
 18.10.2009 11:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 272
Toplam yorum
: 141
Toplam mesaj
: 42
Ort. okunma sayısı
: 728
Kayıt tarihi
: 13.10.07
 
 

1959 Sinop Bektaşağa Köyü doğumluyum. Yaşamda, anlaşılacak bir şeyi olanlara ve bunu öğreti yapan..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster