- Kategori
- Gündelik Yaşam
Gençken miydi mutluluk?

zorb
Bugün canım hiçbir iş yapmak istemiyor. Beni bilenler pek de şaşırmaz bu lafıma. Yazı yazmak da içimden gelmiyordu ya... Yağmur vardı biraz buralarda sabah. Sonradan kar yağdı lapa lapa. Benim için bu; senenin ilk karıydı sadece ama 2, 5 yaşındaki oğlumun aklını başından aldı. Hemen başlamıştım anlatmaya: ” İşte soğuk ya hava oğlum, biz dışarı çıkamıyoruz ya.... yağmur dondu, böyle pamuk gibi oldu. Bak! Bak! Kocamaann... Bunlar birikince biz seninle kar topu oynayacağız, kızak kayacağız...” Can yerinde duramıyor, o çocuk sevinciyle ve malesef henüz dönmeyen diliyle bana karşılık veriyordu. “ Anne... oba (su)... ağaaa (ağaç) “. “ Kar o oğlum, oba (su) değil. Neymiş?” “Daa (kar)”. Gülümsüyorum. Hemen aferin çekiyorum. Söyledi ya kelimeyi. Bir an, “Kara çıktığımızda gerçekten eğlenir miyiz?” diye düşündüm.
Kendimi sokakta babayla ve Can’la buldum. “Soğuktan üşüyor mu çocuk?” “Atkısından ağzı açılmış. Soğuk havayı doğrudan nefes almasın. Sonra gene tonsiliti azacak. Hastanelere koşturacağız! ” “Yeter artık, bak heryeri dondu... pantolonu sırılsıklam... Çişi gelmiştir... ” Cevap kendiliğinden ve bir o kadar da çabuk verilmişti. Ben değil, onlar eğlenecekti.
Ben en son ne zaman eğlendim? Eğlendirildim? Vallaha hatırlamıyorum. Yaş 35 olunca herhalde; eğlencemin içinde bile bir donukluk var. Gidenler var, bitenler var... Düşündüğüm her eğlence anı, dram kokuyor buram buram. Eh biraz da ben karıştırıyorumdur ucundan kenarından. Biraz rakı, biraz ‘slim blue’...
Dram hayatın içinde, hayatın kendisi demek ki artık benim için. Böyle değildi ya! Eskiden böyle değildi. “Ben gençken...” diye başlamak mı lazım artık cümlelere? Ben gençken, ‘ben’ farklıydı gerçekten. O zamanlar param mı daha çoktu? Olabilir. Arzularım, beklentilerim daha mı özgürdü? Belki. Kesin daha cahildim, yani daha cesur. Başkalarına bakar mutlu olurdum ben mesela. Bir ihtimal vardı benim için. İnanırdım. En çok da annemin dediklerine inanırmışım meğer. “Sen çok özelsin. Akıllısın. Başarılısın.” Tartışılır. Hem de alayına... İyi ki gittin de cennetine; elimden kurtuldun anne. Yoksa gene bütün suçu sana atardım.
Geçenlerde eski bir dostla konuşuyoruz da... Diyor ki; “ Kime baksam mutsuz, kimle konuşsam eskiden daha güzeldi hayat derdinde....” Al benden de o kadar arkadaşım. Geriye çevirsek olmaz mı şu çarkı? Olmaz. Bir garip dönme dolap... Döndüresiye koşturmak dışında bir etkimiz yok içinde. Hampster misali. Çakılmışız kalmışız yuvarlak bir dünyaya, dönüyoruz da dönüyoruz. Arada bir gayret; kendi kuyruğumuzu yakalamaya çalışıp eğleniyor muyuz? Olabilir. Hani derim ya sık sık “ Gülüyoruz ağlanacak halimize. ” Gören de bir iş yaptık zannedecek.
Neyse... gömüyorum ben başımı kuma gene. “Yok bir şey anne! Sen merak etme!”