- Kategori
- Egzersiz
Gençliğe yaşlılıktan daha çok hürmet etmeliyiz
Gençliğe, yaşlılıktan çok hürmet etmeliyiz desem ne dersiniz?
'Hadi felsefik, gençliğin hürmet edilecek neyi var yaşlılarla kıyasla ki böyle bir söz söylüyorsun' diyebilirsiniz.
Zaten 'hep büyüklere hürmet edin' deniyor değil midir doğduğumuzdan beri?
Evet öyle.
Bu sözü şimdilik kenarda bırakalım.
Grup psikolojisini biliyorsunuzdur. Grup psikolojinin baskısı altında kalmış biri, beyaza siyah bile diyebilir. Çünkü, grubun diğer üyelere ortaklaşa aynı şeyi söyler, bu kişi, başta farklı düşünüyordur, ama diğer üyeler bastırdıkça, ve onların nesnel olduğuna ikna oldukça kendinden şüphe eder.
Evet, toplum olsun, teoriler olsun, öğretiler olsun, konu komşu olsun, aile bireyleri olsun, eş sevgili olsun, gündelik hayatımızı bir sürü dış etkenin altında yaşarız. Bana kalırsa, bu dış faktörlerle uyum içinde yaşamak insanın hayatını kolaylaştırır, çünkü kiminin huyuna kiminin suyuna gitmiş olursunuz, el bebek gül bebek yaşarsınız. Böyle yaşadığınız sürece değerlendirmeleriniz yargılamalarınız sorgulayıcı ve şüpheci olmaktan uzak olacaktır. Çünkü dış etkilere karşı yumuşak karınlısınızdır. Bu tabi bir yaşam tarzı olabilir. Çevrenizdekiler için de bu iyidir. Çünkü sizinle ilişki halindeyken köşeli durumlara muhatap olmazlar, sizin karnınıza yumuşak iniş ve çıkışlar yaparlar.
Kitle psikolojinden, grup dinamiğinden sıyrılabilmek, otonom olabilmek, bunu toplumuna karşı, teorilere karşı, öğretilere karşı, konu komşuya karşı, aile bireylerine ve eş sevgiliye karşı başarabilmek sizi sanırım renkli biri kılacaktır.
Renk dediğimiz ise, kişinin rutin olmaktan, basmakalıp olmaktan çıkması ve her seferinde kendisinde yeni bir şeyin görülebilmesi anlamına geliyor. İnsan herkesten sıkılır da, kendisinden sıkılmaz mı. Renkli kişi kendinden sıkılmaz artık.
Sevgili okur, insan otonom olduğu zaman, (ki bu deneyimsel karakter meselesidir) dünyanın evrenin merkezi olmadığını da düşünebilir, fotonun üzerine binip gezmeye de çıkabilir, herkese garip gelen şeylerde garip olmayan bir şeyi de bulabilir, ya da herkesin garip bulmadığında garip bir şey de bulabilir. İnsanın bu tarzı kadının gebelik hali gibidir. Doğurgan bir durum.
Victor Hugo’nun “gençliğe yaşlılıktan çok hürmet etmeliyiz” sözünü okuyunca bunları düşündüm. Belki Hugo adının altınyaldızlı parıltısı gözlerimi kamaştırdığı için, aptalca bir sözde keramet aramanın teorisini kuruyor da olabilirim. (Aferin bana, kendi kazdığım çukura düşmedim).
Bu söz ister kerametli olsun, isterse Hüügoo dedi diye kerametli sayayım, yukarda dediklerim yine de doğrudur.
Grup ya da kitlemiz, bizim gözümüzü körelten bir ışık kümesi gibidir.
Ruh boşalmam tamamlandı galiba, sözün yorumunu yapmaktan vazgeçiyorum…