- Kategori
- İnançlar
Gençlik ve ahlaki değerler
Toplumda yozlaşmanın en büyük boyutta olduğu alan gençliğin her şeyden uzak ve kendinde olmayışıdır. Kendini tanımayan ve anlamayan bir gençlik bütün ahlaki değerlerden yoksun oluşu insanların gelecekten de nasiplerini almayışını ortaya koymaktadır. Genç nesiller manevi duygu ve değerlere bağlı kaldıkları sürece yozlaşmadan, geçmişlerine sahip oldukları gibi geleceklerinin sağlam temeller üzerinde inşa edilmesi için gerekli bütün gayret ve beceriyi de göstermiş olurlar. Ahlaki ilkeler, toplumdaki bütün bireylerin bağlı oldukları ve yaşamak zorunda oldukları değerlerdir. Bunu beceremeyen toplumlar hep geride kalmışlardır.
Genç nesiller bugün öyle bir duruma gelmişlerdir ki bütün ilkelerden kendilerini azade görmekteler. Hiçbir şeye bağlı kalmak istememekteler. Onlar için özgürlük feda edilemeyecek değerlerin başında geldiği gibi kendilerinin dışındaki ve özgürlüklerine zarar veren bütün ilkelerde onlar tarafından ret edilmektedir.
Para ve maddi değerler özgürlükleriyle birleştiğinde onlar için her şeyden keyif alma ön plan da tutulmaktadır. Zamanı zaman yapan, hayattan zevk alma en büyük ahlaki değer olarak zikredilirken ahlaksızlık temel felsefeleri olarak ortaya çıkmaktadır. Ahlaksızlığı ilke edinen bir gençlik, manevi değerlerin olmadığı bir toplumda yaşarken acaba toplumu ayakta tutan değerler neler olabilir? Bu ortamın yaygın olduğu devletlerde bütün ilişkiler menfaat ve çıkar üzerine kurulu olduğundan aralarında bir bağ kalmamaktadır. Onlar için her şeyin temelinde hayattan zevk almak vardır.
Kendisine ait değerlerin ve ilkelerin beğenisi içinde yaşarken mutluluğu kendinde gören ve hayatın sevkleri içinde zamanını en iyi şekilde değerlendirirken hiçbir şeyin varlığını ve üstünlüğünü kabul etmemektedir. Her şeyi çıkar ve menfaat üzerinde değerlendiren bir gençlik olarak hayatı algılamaktadır.
Öyle bir gençlik ki kendi çıkarı için her şeyi mübah görmektedir. Düne kadar Avrupa değerleri her şeyin üstünde değerlendirilirken ekonomik zorluk yaşayan Yunanistan bazı düzenlemeleri gerçekleştirmeye kalkışınca gençlik nerdeyse bindiği dalı kesmeye kalkıştı ve kendisinin dışındaki bütün her şeyi insanlara zarar vermeyi ve malları yok etmeyi normal hakkı olarak görür oldu. İngiltere de üniversite harçlarına zam yapıldı diye gençlik sokaklara döküldü ve her şeye zarar vermeyi normal kendi hakkı olarak gördü.
İşte geçlik yozlaşınca ve kendinin dışındaki değerleri yok sayınca rüzgarda sallanan ve yolunu şaşıran yaprak misali yönünü şaşırmakta ve kendini bilmemektedir. İşte gençlik sınırsız özgürlüklere ve hakları kendinde görünce evrensel olan ilkeleri yok saymakta her şeyin temelinde kendisini görmektedir. Yozlaşmayı bir kenara bırakıp evrensel değerlerle kendimiz yenilemeliyiz. Bu şekilde davranan bir gençlik kendisini tanır ve sınırlarını belirler. Başkalarına zarar vermeyi haklarını elde etme aracı olarak kullanmaz.
Ahlaki ilkeler ve evrensel değerler bütün toplumların sahip olması gereken ilkeler olarak kabul edilmelidir. Cinsiyetlerin varlığı kabul edilerek, ona göre insani ilişkiler oluşturulmalıdır. Hayvanların bile kabul etmediği ve uygulamadığı aynı cins ile ailevi ilişkileri kurmaya çalışan bir gençlik yozlaşmanın doruğuna çıkmış olur. Anne ve baba ile arasındaki ilişkiyi bir esaret olarak gören bir gençlik bütün bağlardan sıyrılmayı şart olarak koşarken kendi geleceğini de yok saymış olmaktadır.
Gençler, bir toplumun en temel değeri olarak gelmektedir. Onlarsız bir gelecek sözkonusu edilemez. Devleti ve toplumun geleceğini en iyi şekilde şekillendirip, geleceğe sağlam ve güvenilir bir yapının tesisi gençliğin ahlaki değerlerinin oluşmasına ve onlara olan bağlılığıyla ortaya çıkar. Ahlaki değerler bütün toplumların oluşumunda ve geleceğe sağlam ve tutarlı ilkelerle yoluna devam etmesi ve insanların birbirine değer vermeleri ortak ilkelerle mümkündür.
Avrupa gençliği her şeyi özgürce gerçekleştirirken, geçmişine ait değerlere bağlılıktan çok geleceğe ait isteklere ve arzulara bağlıdır. Bu gibi isteklerden dolayı gençlik hep bocalamakta ve ahlaktan yoksun bir yapı teşkil etmektedir. Kendine ait istekler sayesinde her şeyden kendisini soyutlamaktadır. Halbuki her türlü isteğini başkalarının haklarına zarar vermeden gerçekleştirmek mümkün iken yersiz istek ve arzularla bunu yok saymaktalar.
Gençler, her yerde isteklerini ve arzularını hayata geçirmek için çaba sarfederken başkalarını düşünmek yerine onların sırtından acaba daha ne kadar zevk içinde yaşayabilirim mücadelesini yapmaktalar. Geleceğini her şeyin üstesinde görmekte ve geçmişe ait hiçbir değerden faydalanmamaktadır.
Sağlam gelecekler, geçmişin tecrübeleri üzerinde bina edildiğinde güçlü devletlerin ve toplumların oluşmasına zemin hazırlar. Halka hizmet eden ve gençlerin isteklerini yerine getiren ve toplumla birlikte gençliğin yozlaşmasına engel olan manevi değerleri her şeyin üstünde tutan bir toplum oluşmaktadır. Toplumun her yönüyle eksikliklerini telafi eden bir yönetim, halkın özelliklerini yansıtan ve gençleri tatmin eden siyasi görüş gelecekte iktidarda olan bir toplum olarak gözükür. Fakat yozlaşmış olan bir gençliğe hiç güven duyulamaz. Onların bugünü vardır. Yarın onların kitabında yoktur. Yarınlarını ve geleceklerini şimdiki zamanlarına, arzu ve isteklerine heba etmekten kaçınmazlar.
Yozlaşmayan ve her türlü geçmişe ait değerlerini önemseyen ve özümseyen bir gençliğin oluşması sağlam toplumların kurulmasına zemin hazırlar. Onlarla kurulu olan bir dünya, kardeşliklerin, mutlu ve müreffeh toplumların oluşmasına katkı sağlar.