Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 

20 Temmuz '10

 
Kategori
Siyaset
 

Gerçeği görmeden paçaları sıvamak…

Gerçeği görmeden paçaları sıvamak…
 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve bu “Devlete” vatandaşlık bağı ile bağlı olan “Milletin” mutluluğu için, araştıralım, düşünelim, konuşalım, açalım ve açılalım. Bunda en ufak bir sakınca yok. Üstelik bu ülkede yaşayan her kişi ve kuruluşun da görevi olarak düşünüyorum.

Buraya kadar her şey tamam…

Tamam olmayan, olamayan şey, başlangıç noktasında birleşememek.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Osmanlı İmparatorluğunun külleri arasından, “Sönmeden yurdumun üstünde en son ocak”tan doğan bir devlet... Ve devletin kuruluşunda ortaya konulan “Millet İradesi” var, o irade bugüne kadar ödün verilmeden koruna elmiş. Şimdi “O iradeyi yok sayın” diyorlar…

O günkü iradenin ortaya koyduğu temel ilkeler değiştirilmemiş, değişenleri de “Geliştirilerek” değiştirilmiştir. Ancak bütün anayasalarda (1921, 1924, 1961 ve 1982 Anayasaları) “Cumhuriyet” kavramının değiştirmesi dahi teklif edilemeyeceği hükme bağlanmış, en son olarak da devletin niteliği, dili, başkenti ve bayrağının şekli de aynı şekilde korumaya alınmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, “Kurucu irade”nin 1921 ve 1924 anayasası ile ortaya koyduğu temeller üzerinde, bölünmez ve bağımsızlığından taviz vermeden bugünlere gelmiştir.

Öncelikle herkesin bu gerçeği görmesi ve bu noktayı kabul ederek düşünmesi ve konuşması gerekir.

Televizyonlarda izliyoruz… Ortaya “Kürt açılımı” diye bir laf attılar. Olmadı adını değiştirip “Demokratik açılım” dediler. O da olmadı, açılamadılar ama açmak ve açılmak için şimdi bir “Ad” arıyorlar, bulamıyorlar.

Doğrudur… Bu ülkenin bir derdi vardır. Ancak bu dert; Datça’da neyse, Ardahan’da da odur. Sinop’ta neyse, Anamur’da da odur. İzmir’de ne ise, Iğdır’da da odur. Hakkâri’de ne ise, Edirne’de de odur.

Dertlerimizi onun derdi, bunun derdi diye ayırmaya kimsenin hakkı da yoktur, haddi de değildir.

O zaman oturup hep birlikte “Gerçeği” görüp ondan sonra paçaları sıvayacağız ve çözüm bulacağız.

Birinci gerçek, anayasanın ilk üç maddesinin değiştirilemeyeceğidir.

İkinci gerçek, milletin ve vatanın bölünemeyeceğidir.

Üçüncü gerçek, PKK terör örgütüdür, silahlı siyasi mücadele kabul edilemez.

Analara gözyaşı döktüren devlet değil, PKK örgütü ve onun yandaşlarıdır.

Diğer yandan eğer bir “Haklar” dizisi varsa, herkes için vardır, ayrım yapılamaz. Bunları görerek paçaları sıvarsak, çözümünü de bulmamız hiç de zor olmayacaktır.

Gelin bu gerçeği görelim ve sorunlarımıza çözüm aramak için hep birlikte çalışalım.

Diyorlar ki “25 senedir silahlı mücadeleyi bitiremediniz.”

Doğrudur, bitmedi, ama bitirmeyen devlet değil, PKK terör örgütü ve onun destekleyenlerdir.

Son haberde, başbakanın “Ağladığını” öğreniyoruz. Devlet ağlama yeri değil ki, sorun çözme yeri, ne kadar duygusallaşırsanız da…

Sözün özü, gerçeği görerek paçaları sıvayacağız, çözüm de bulacağız, milleti de mutlu edeceğiz. Ne başka Türkiye Cumhuriyeti Devleti ne de milleti var.

Bu millet ve bu vatan, bölünmeden bizim ve bizim olmaya da devam edecek…

Her şeye rağmen…

20 Temmuz 2010

 
Toplam blog
: 146
: 576
Kayıt tarihi
: 17.01.09
 
 

Yazacak belki bir çok şey vardır, ancak sadece "Yazmak en büyük tutkum" desem!... Sonrasında da zate..

 
 
 
 
 

 
Sadece bu yazarın bloglarında ara