​ Gerçek aşk ve cinsellik / İlişkiler / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Mayıs '16

     
    Kategori
    İlişkiler
     

    Gerçek aşk ve cinsellik

    Her aşk şüphesiz unutulmazdır yaşayan için. Kimi karşımıza tarih öncesinden bir efsane olarak karşımıza çıkmışken kimisi de günlük yaşantımızda bizleri içine alan belki onlar kadar büyük olmasa da yaşadığımız yoğun duygulardır.Peki bu duygu yoğunluğu sırasında cinselliğin yeri nerededir. 

    Gerçek aşkta illaki cinsellik yaşanmalı mıdır?

     

    Yukarıda sorduğum soru aslında evlenmeden yaşanacak bir birliktelik içindir. Bilimsel olarak bakacak olursak kadınlar cinselliği, aşk, sevgi diye tanımlarken, erkekler ise fiziksel ihtiyaç ve zevk olarak nitelendirir. Bu iki tanım arasında erkeklerin cinselliğe bakış açısı, kadınlardan daha farklı bir şekilde aşktan ayırdığını göstermektedir.Günümüzde artık filmlerde bile aşk ile cinsellik kavramı bir bütün olarak bizlere sunuluyor. İlk etapta karşılıklı tanışma süreci en sonunda yatak ile sonlanıyor. Yani iki kişinin arasındaki tutku sadece cinsellik ile bizlere empoze ediliyor. Geçenlerde ilk kez izlediğim bir aşk filminde bunun tam tersini gördüm. Filmde temiz aşk o kadar güzel işlenmiş ki, filmin sonunda gözleriniz istemsiz bir şekilde dolup öyle bir aşk istiyorsunuz. Film Endonezya, Çin ortak yapımı ve Asma Nadia'nın aynı isimli romanından filme uyarlanmış. Filmde de tam tersi bir şekilde hiç cinsellik kullanılmadan gerçek aşkın yapabileceği fedakarlıkları bizlere yansıtmış.

    Selamünaleyküm Pekin

    Seks mi aşkı doğurur yoksa aşk mı seksi?

     Seks bir fizyolojik ihtiyaç olduğu için insanoğlu yaşamını sürdürebilmesi ve mutlu olabilmesi için buna ihtiyaç duyar. Bu doğanın bir parçası. Aşk mı, cinsellik mi sorusu sorulurken, şüphesiz cinsel çekim olmadan da aşık olan insan vardır. Ancak cinsel çekimin olmadığı bir ilişki için de aşk ve sevginin gelişmesi beklenemez.

    Freud’a göre aşk, cinsel içgüdünün dönüşmüş bir biçimidir. Gerçek aşkta cinsellikte olmayan bir bağlılık ve sevgi boyutu vardır. Bu bebeklikten itibaren başlar. Çünkü ilk etapta çocuğun ilk bağlanma evresi anne ve babasına yöneliktir fakat bu sevgi duyguları aynı zamanda bir cinsel boyutda taşır. Çocuğun anne babasına duyduğu sevgi ilk erotik deneyimidir. Fakat bu durum toplumda yasaklandığı için zamanla çocuğun cinsel istekleri farklı kişilere yönelir. Bu yönelme sırasında daha önce anne babaya duyulan sevgi bağını da kendileriyle birlikte taşırlar. Genç insan ilk aşık olduğu kişiye hem cinsel duygu, hem de sevgi duyar. İşte aşk, bu iki duygu akımının, sevgi ile cinsel isteğin anne babanın dışında başka bir kişiye yönelmesidir. Kuşkusuz bu iki akım birbirlerinden kopabilirler de: bazı insanlar şefkat duydukları kişilere cinsel istek duyamazlar. Cinsel istek duydukları kişiyi de sevemezler. Ama aşk, bu iki akımın birliğidir.

    Freud’un söylediği gibi, aşksız cinsellik insanı cinsel açıdan tatmin etmeyebilir. Fakat günümüzde bulunan bir çok sıkıntı, duygusal bağlanmanın getireceği sorumluluk, gerilimli ilişkiler ve olası üzüntü durumuna katlanmak yerine, gerçek aşkı bulup en doğru zamanda bu işlemi yapmak en doğrusu olacaktır. En doğru zamanı bulmak da sizlerin elinde. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere..

     

     

     

     

     

     
    Toplam blog
    : 1
    : 849
    Kayıt tarihi
    : 12.05.16
     
     

    Dijital pazarlama ve seo konusunda araştırmayı seven birisiyim. ..