Önce sağduyuya davet eden ve umut içeren bir yazı kaleme almıştım. Son saatlerde yaşananlardan sonra geri aldım hayal kırıklığıyla. Hep birlikte, karşılama kıtalarının eşliğinde bir gövde gösterisi izledik medya'nın ortak yayınından. Parti mitingleri düzenlenecekmiş İstanbul'da, Ankara'da. Bu mudur Gezi Parkı direnişinin karşılığı, züccaciye dükkanında fil misali, incelikten, mizahtan yoksun, kuru, monoton ama bir o kadar da tehdit barındıran. Kimdir karşıda Gezi Parkı'nda Kuğulu Park'ta direnenler? Biber gazını bile içine sindirmiş, Asım'ın nesli ile Halûk'un neslinin sentezi; "Gezi Nesli". Bununla birlikte, mağduriyetten siyaset üretme politikası artık yitirdi inandırıcılığını. AKP'nin iktidar olduğun yılda doğanlar, büyüyenler kabul etmek gerrekir ki içlerinden kopup gelen duyguları haykırabiliyorlar kırılmadan, 12 Mart ve 12 Eylül de olmadığı gibi. Ancak, CHP bahane edilse de, olaya sadece dar çevreci bir yakıştırma ile yaklaşma tercih edilse de, çok iyi bilinen ama görülmek istenmeyen gerçek şu ki;  bu bir beyaz saçlılar, ulusalcılar, partililer, ideolojiler, ajanlar, provakatörler ya da sermayenin hareketi değil, hayata dokunmak isteyen, hayalindeki, dünyayı, çevreyi siyasete malzeme yaptırmak istemeyen çocukların hareketidir. İçeriğindeki protest ruh gençliğin ateşinden doğmaktadır. Bunu bozmaya, ezmeye kalkmak günahtır, yazıktır. Buna kıymanın sözlùkteki karşılığı ne yazık ki "despotizm" dir.