- Kategori
- Güncel
Kültür Köyü

Günlerdir yaşanan Taksim Gezi Park direnişini izliyorum. Gençlerin hem sosyal medyayı kullanım şekillerine hem de demokratik hak ve özgürlüklerine sahip çıkabilmek adına devam eden kararlılıklarına saygı duyuyorum.
Bir yandan da üzülüyorum. Gençliğin önüne set koyanlar adına, bırakın ve yolunu açın gençlerin, gençlik hepimizi şaşkına çevirdi, kendilerine yönelik aksak umutlarımızı tazeledi, canlandırdı. Siz istediğiniz kadar "Bu eylemin içinde olmayız!" deyin, " evinde tutuyorum" deyin sadece kendinizi avutursunuz. Çünkü bu olay ne bir partiye ne bir derneğe ne de bir ideolojiye hapsedilemeyecek kadar büyüktür. Ve adı sadece "Halkın sesidir." Bu yüzden de Sayın başbakan beklettiği seçmenlerin değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin başbakanı olduğunu keşke unutmasa, keşke öfke ve panik nöbetlerine kapılmak yerine dinleyebilse, en demokratik haklarını aramak ve istemek için orada ve ülkenin her yerinde ve hatta dünyanın pek çok yerinde sokaklara dökülen halkının sesini! Hem de çeşit çeşit gazlar, çivili sopalar, tazyikli sular karşısında canından başka bir aracı olmayan cengaverlerin sesini duyabilse, sömürülmekten, haksızlığa uğramaktan, adaletin yerini bir türlü bulamamasından, din, dil, ırk ayrımına maruz kalmadan, iş, aş ve eğitimde eşit hak talebinden yani demokratik bir yaşam özlemekten başka dertleri olmadığına bir inanabilse...
Gönülden desteklediğim bu eylem sürecini çoğunlukla evden, zaman zamansa yerinde izlemeye çalışıyorum. Bugün Taksim Gezi Park da eylem yerinde değil bir Kültür köyünde hissettim kendimi, gezi bostanında dikim çalışmalarından, şairleri, yazarları, Gezi kütüphanesi, sanat atölyeleri ve üniversite öğrencilerinin kendilerinden sonra gelecek olanlara yönelik kurdukları Gezi dershanesiyle beraber yani söylendiği gibi ayyaş falan değil tamamen ayık ve uyanık durumda gençlik!
Sağ olun var olun her yaştan gençlik dilerim emekleriniz karşılık bulsun!..