- Kategori
- Deneme
Gidene mektup

Ne zaman gittin sen. Böyle de çekip gidilmez ki. Oyun oynar gibi. Bir ay da dört kez aradım.
Telefonun çalıyor, açmıyordun.
Hastaydın, ameliyatlıydın değişik saatlerde arayıp rahatsız etmek istemedim seni.
En son ziyaretine geldiğimde iyiydin. Aklıma kötü şeyler getirmek istemedim.
Rehberi silinmiştir vs. dinleniyordur diye düşündüm, düşünmek istedim. Başka bir zaman aradım.
Yine başka bir zaman. Yok açılmıyordu telefonun.
Yok artık dedim , bu sefer de telefonu açmassan evine ziyaretine gelecektim. Uzun, uzun çaldırdım telefonunu heyecanla. Çaldı. Çaldı. Nihayet boğuk bir ses'' alo'' dedi.
Tanıyamadım önce. Uykulu halin zannettim. Biraz konuşunca annen olduğunu anladım. Sesi kötüydü. Tıkandı. Konuşamadı. Sonra ''Filiz'i kaybettik''dedi. Çaresiz ve üzgündü.
Telefon elimden kaydı. Dondum kaldım. İki saat sonra ancak ağlayabildim Filiz 'im.
Derdin ne çokmuş be gülüm. Sen de her şeyin çoğu mu vardı? Çok insandın, çok kibardın, çok güzeldin, her şeyden önemlisi iki yavrucuğun ve gençliğin vardı. Böyle de çekilip gidilmez ki zamansız.
Ne diyeyim ben sana. Bir buçuk senelik arkadaşlığımız hastane koridorunda başladı. Hastalığınla devam etti. Bu şekilde son buldu. Benimle konuşunca çok mutlu oluyordun. Bense arkandan sitem ediyorum şimdi. Kabullenemedim.
Teyzeye, annene teselli vermeye çalışırken çocuklarını emanet ettim ona. Zaten emaneti. Benim söylememe ne gerek var. Senin söylememe ihtimalini düşündüm. Bir de anneciğin güçlü olsun istedim.
Kısacık dostum, sevgili Filiz'm nurlar içinde yat emi. Kalbimizdesin...