- Kategori
- Ben Bildiriyorum
Gölgedeki kahramanlar

Kendimi şimdiki nesile göre çok daha şanslı görüyorum çünkü Zagor’u, Mister No’yu, Teksas’ı, Atlantis’i ve hayal dünyasının diğer kahramanlarının hepsini tanıma fırsatı buldum. Uykusuz kalmama rağmen geceleri gizli gizli Zagor’la ormanda gezer, Mister No ile bilinmeyen ülkelere yolculuk ederdik. Hayal gücümün bir kısmını sanırım bu kahramanlara borçluyum.
İnternetin hayatımıza girmesiyle okuma alışkanlığı farklı bir boyut kazandı. Bilgi çağına girişimiz beklenmedik bir şekilde birçok bilgi kaynağını yok etti. Bundan nasibini alanlardan birisi de çizgi roman dünyası oldu. Eskiden ucuz kağıda basılan ve haftalık çıkan çizgi romanlar şimdi süper kalite kağıda basılarak yüksek fiyattan satışa sunuluyor.. Türkiye’den ayrılmadan önce çizgi roman almak istedim ama ne aldığım çizgi romandan ne de o yeni kuşe kağıtların verdiği duygudan hoşlamadım. Magazin dergisi okuyormuşçasına ilgisizce göz gezdirdim ve bir köşeye attım. Çizgi roman’ın sonu bu mu olacaktı?
Hayır! Olmadı da zaten! Hemen arabaya atlayıp ikinci el kitap satan ne kadar yer varsa gezdim, bütün sahafları didik didik ettim. Gerektiğinde depolarına gittim, pazarlık ettim ama sonunda bedava sayılacak fiyatlara iki büyük torba çizgi roman aldım. Eve gelir gelmez hepsini birer birer kütüphaneme yerleştirdim ve bir bardak çay alıp farklı bir dünyaya doğru yola çıktım.
İnternet’i pratik olduğu için ve bilgiye rahat ulaşabildiğim için seviyorum ama çizgi romanları ve çocukluğumdan kalan “eski moda” herşeyi özlüyorum. Zagor, Amiga 500, çamur sahada maçlar, böğürtlen toplayıp komşulara gazoz parasına satma...
Şimdilerde Microsot kağıda basılan kitap yerine elde taşınan elektronik tabletler üzerinde çalışıyormuş. Biri beni çocukluğuma götürsün...