Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 

02 Mart '11

 
Kategori
Deneme
 

Görünmez Adam'la bir Monolog

Tık, tık, tık... 

Orda mısınız? 

Malumunuz sizi göremiyorum, içeride ve müsaitseniz lütfen bir söz söyleyin. Bir şiir okuyun mesela... Ne de olsa sizinle edebiyat dünyasının içinde olmak gerçek dünyada olmaktan daha güvenlidir, aksi halde ne diyeceğiniz, ne yapacağınız pek belli olmaz... 

... 

Teşekkür ederim içeriye girmeme izin verdiğiniz için, ne kadar incesiniz. Yoksa, siz kimsenin size haddinden fazla sokulmasını sevmezsiniz. Ama sanırım şu kırmızı koltuğa oturmamda bir sakınca yoktur, orada oturmuyorsunuz değil mi? Zira, yanlışlıkla kucağınıza oturursam sizin fena halde ödünüz kopar... 

... 

Söylemiş miydim 2 hafta önce gönderdiğiniz çiçekleri kuruttum, ama pembe lilyumlar kuruyunca bozuldular. Ben de lilyumları atıp beyaz gülleri bıraktım, öylece kurudular... Her sabah odamda karşılıyorlar beni... Kendisini göstermekten ödü kopan bir adam için güzel çiçekler göndermek gerçekten iyi bir oyalama taktiğiydi... Sahi pembe, beyazın peşini bırakır nasılsa diye bilerek mi gönderdiniz lilyumları güllerin peşinde? Bu bir işaret miydi? 

... 

Ah! Sizin bu romatik işaretleriniz yok mu? Ne kadar uzağa gidersem gideyim her defasında beni yine kendinize doğru çekmeyi biliyorsunuz. Kendinizi hiç göstermeden üstelik... İçinde kendimi bulduğum o büyüleyici şiirleriniz yok mu? En büyük zaafım bu, kelimelerinize dayanamıyorum... Uzak diyarlardan bana uzanıp o görünmez kollarınızla kucaklıyorlar sanki beni... 

... 

Sahi kimsiniz siz? Neye benzersiniz? Bana yakın olduğunuzu sanıyordum, bana da mı göstermeyeceksiniz kendinizi? Hiç mi? 

... 

Oysa ben açıklıktan hoşlanırım, yakınlıktan, samimiyetten... İliklerine kadar sokulabilmeliyim sevgilimin, yoksa ne farkım kalır diğerlerinden? Gizlerinizi sevmiyorum Görünmez Adam, görünür maskeniz altındaki görünmezliğinizi sevmiyorum... Oysa sevdiğim ve bağlandığım ne çok şey olabilirdi kimbilir size dair... İçinde noktalar halinde kendimi bulacağım inanılmaz güzellikte çizgileriniz vardır eminim. 

... 

Sahi kırmızı koltuk pek rahat değilmiş, kalktım ve siyah koltuğa uzandım. Ah ne kadar yazık beni görememeniz...Tenimde parlayan ışığı, kahverengi gözlerimde çakan şimşekleri ve saçlarımın arasında dolanan baharı görememeniz ne büyük talihsizlik... Oysa hepsi sizin içindi... 

Fakat, ne yazık ki görünmez bir adama ben de kendimi ancak bu kadar gösterebilirim. Yarım, eksik, bulanık... 

... 

Yoruldum Görünmez Adam. Artık gitmem gerek, belki yine gelirim. 

Sahi, adınız neydi sizin? 

... 

 
Toplam blog
: 42
: 1011
Kayıt tarihi
: 16.06.10
 
 

1980 'de doğdum. Batı'da küçük bir şehirde büyüdüm. Büyüyünce durduğum yerde duramaz oldum. Kuş o..

 
 
 
 
 

 
Sadece bu yazarın bloglarında ara