- Kategori
- Sinema
Greenaway'in Tulse Luper'i

imdb
Greenaway bu filmde de, tüm filmlerindeki gibi aynı yönetmen ve sinema lezzetinde. Üstelik benim sinemasal ve sanatsal ağız tadıma uymayan biri.
Üslubu, Derek Jarman’ın üslubuna yakındı (ama onun ‘Savaş Ağıdı’nda da işitsel öğe zayıftı): Bir tür biçim için biçimcilik.
Öykü / anlatı örüntüsü gevşekti ve bu çok özel bir atmosfer yaratıyordu. Tam da Luper’in biyografisine benzerdi. Ancak tarihçenin film çekildiği zamanki vektörü bu denli gevşek durumda değil. O nedenle, tarihçeyle çakışmıyor.
Greenaway’in 2003’te Episod 3’ü de çekip, ondan sonra Episod 2’yi çekmesi tuhaf. (Bağımsız ve numarasız 4. de var.)
Kurmacanın kurmacası, belgeselimsi-biyorafimsi olmuş ama asıl öykü, filmin onda bir süresi eder.
Gerçekten böyle biri var mı belli değil, kalıyor. (Ek: Varmış.)
Sinemasal ve diğer (örneğin edebi) teknikle oynama rekoru kırılmış.
Kadraj içi kadraj(lar)da yenilikler bulunmuş.
Bir kadraj içine 10 konu anlatımı birden sığdırdı ki sanırım bu bir rekor oldu. (Tarkovski’nin ‘Stalker’ında 4’tür.)
Renk, tam siyahbeyaz ile çok doymuş arasında çok geniş bir palette kullanıldı.
‘Katil İchi’nin jeneriğindeki gibi resimsilikle, görüntüye müdahaleleyle ‘şiddette gerçeklik havası’ yakalanmış.
Sinema gerçekten yepyeni birşeyler olmakta.
Soyutlamalar çok ileri düzeydeydi.
Yinelemeler ve çoğulluklar soyutlama zenginleştirme açısından doyurucu değildi, mekanikleşmişti.
Başroldeki oyuncunun oyunculuğu çok zayıftı.
Küçük rollerde çok ünlü oyuncular var ama tanınmıyorlar.
Bir ‘yazarlar üzerine sohbet pasajı’ vardı ki evlere şenlikti. Kafka hakkında, gerçekten Greenaway öyle mi düşünüyor acaba?
Seyirciye hiç mi hiç aldırılmaması, ‘yeni sinema’nın bir özelliği olacak.
Uzunca süredir kurmaca-öykülü bir film beni bu denli etkilememişti.