Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ocak '09

 
Kategori
Blog
 

Gül'ün içindekiler

Gül'ün içindekiler
 

Hayat bazen gerçekten acımasız oluyor. Ya da biz öyle zannediyoruz. Aksilikleri arka arkaya sıralamasının sebebi acımasız olduğu için değil belki de tam tersi bir an önce bitsin herşey diyedir. Bitsin ki bir oh çekip yolumuza devam edebilelim. Uzun zamandır hiçbirşey yazmak gelmiyor içimden. Yazı da okumuyorum. Eşim dolayısıyla varsa değişik bir olay ondan alıyorum havadisleri. Yaz diyor, bazen yazacak bir şeyler buluyorum sonra vazgeçiyorum. Yazacağım da ne olacak diyorum. Ama nedense şimdi fazlasıyla yazmaya ihtiyaç duyuyorum. Küçüklüğümden beri konuşarak paylaşamadıklarımı yazıya dökmüşümdür. Günlük tutardım. Duygularımı ifade edemediğim kişilere duygularımı rahatça ifade ettiğim sayfaları verirdim al oku da anla beni diye. Şimdi ise birileri beni anlasın diye bir derdim yok. Sadece yazıp Gül'ün içindekileri dışarı çıkartmak istiyorum.

Kayınvaldemin kaybı gerçekten ani ve beklenmedik bir şekilde oldu. Elbette eşimin hissettiği yoğunlukta acı duymuyorum ancak eşimin hissedip yaşadıkları beni çok etkiliyor. Şu an benim hissettiklerimi de bir başkası hissedemez sanırım. Hem annesiz hem babasız kalmanın boşluğunu yaşarken onun hissettiği bu boşluğu dolduramamanın acısını yaşıyorum. Çocukları var onu hayat bağlayan ama anladım ki anne ve babanın varlığı bir başka. Çok yakın olmasan da hayatta olduklarını sağlıklı olduklarını bilmek dahi önemli ve yalnız hissetmemek için yeterliymiş. Bugün olan birinin yarın olacağının garantisi yokmuş. Hele bir de küs ya da aranızın soğuk olduğunu düşünün o daha da acı olur herhalde. Aman diyeyim bugün arayın sevdiklerinizi. Halini hatırını sorun yeter. En son konuşmanız en son görüşmeniz kalıyor aklınızda. O ne demişti ben ona ne demiştim diye. En son yılbaşı gecesi konuşmuştum ben kayınvaldemle mesela. Mutlu,sağlıklı bir yıl dilemiştim. Aklımda kalan son hatıra bu olacak.

Ufak oğlum Yankı kayınvaldemi kaybettiğimiz gün evde düşüp kafasını kalorifere çarptı. Kafasından boynuna doğru akan kanı görmek hiç hoş bir an değildi. Şu an 3 dikişi var kafasında. Ciddi bir şey yok. Akacak kan damarda durmadı anlıyacağınız. Şile'de cenaze olduğu gün İstanbul'daki komşumuz aradı sizin köpeği biri zehirledi diye apar topar İstanbul'a gelindi. Hayvanı uyutup kaçırmaya yeltenmişler. Komşu sağolsun engel olabilmiş. Eşimi için büyük bir şok olurdu eğer köpeğimize bir şey olsaydı. Bir de onun acısı gelseydi bu kadar şeyin üzerine toparlanması oldukça zor olurdu. Neyse onu da atlattık. Benim de babam bir operasyon geçirdi bugün. Boğazındaki bir kitleden parça alındı. Biopsi yapılacakmış. Korkacak bir şey olmadığı söylense de yine de tedirgin oluyor insan.

Bazen hayat acımasız olabiliyor derken bunu kastediyordum. Okurken hadi ordan hepsi bir arada olamaz diyebilirsiniz ama yaşayan bilir bazen bu kadarı bile şükür dedirtecek kadar azdır. Daha beterlerini yaşayanlara sabır diliyorum.

Büyük oğlum ölüm gerçeğiyle karşılaştı babannesinin ölümüyle. Her ne kadar onun anlayacağı dilde ifade etmeye çalıştıksa da annelerin de bir gün ölebileceği çıkarımını yaptı burdan. Sen ölürsen çok üzülürüm ben diyor. Ona uzuuun bir süre ölmeye niyetimin olmadığını insanların yaşlanınca öldüğünü anlatmaya çalıştım. Ah keşke söylediğim gerçek olabilseydi. Ölümün yaşlısı genci yok ki.

Hayat doğum ve ölüm arasında devam ederken blog dünyasındaki hayat da oldukça karışıkmış son aldığım haberlere göre. Tık ve en derdinde olanlar işgal ediyormuş gündemi. Arkadaşlar inanın boş bütün bunlar. Tıklansan ne olur en olsan ne olur?? Ya da ne olmaz ?? Bu yazımı hiç kimse okumasa bile ben kendimi iyi hissediyor olacağım. Gül'ün içindekileri dışarı çıkarmış olmak bana manevi bir rahatlık sağlamış olacak. Ben sadece yazmaktan mutlu olanlardanım. Yeni katılan arkadaşlara çok iş düşüyor bu bağlamda. Sadece yazıp, yazmaktan mutlu olurlarsa MB'nin eski havası yerine gelecektir. Ben ilk başladığım zamanlarda çok yazı yazardım ama en çok yorum yazıp cevap almaktan hoşlanırdım. Hiç bir zaman kaç kere okundum, en çok ben okunmalıyım derdim olmadı. En büyük derdim çok yorum almaktı. Yazımı 500 kişi okumuş veya tıklamış ama bir yorum yok. Çok üzülürdüm. Yorum yazan kadar okunduğuma inanırdım. Yazı yazmaya zaman ayırdığınız kadar yorum yapmaya ve size gelen yorumlara cevap yazmaya zaman ayırırsanız daha mutlu olursunuz diye düşünüyorum. Gerçekçi olmayan binlerce okunma istatistikleriyle mutlu olanlar varsın öyle mutlu olsun. Hep yazmaktan, paylaşmaktan mutlu olmanız dileğiyle....
 
Toplam blog
: 144
: 2928
Kayıt tarihi
: 30.10.06
 
 

İzmir Cumhuriyeti'nde yaşıyorum... Sarmaşık Sanat Atölyesi'nde ebru sanatı ile uğraşıyorum. En es..