- Kategori
- Gündelik Yaşam
Güneş yapıştı İstanbul'a!...

İstanbul bu kadar sıcağı sevmez, sen sevmezsin, Aşk; o zaman gidip konuşsak sıcakla, durumumuzu izah etsek, belki anlayışla karşılar bizi ve gider sessizce.
İstanbul'da bu sıcakta, şu mağazada, bir iki üç dört beş, biz, bekliyoruz, bekliyoruz ki müşteri gelsin, müşterilerimiz, satış yapalım, hem biz mutlu olalım, hem müşterilerimiz; eee peki, hani nerede onlar?
Adalar'a sığınmışlar, Anadolu Kavağı'na, bir iki üç, plajlara sığınmışlar, ormanlara...
Neyse canım, beş on senet geldi, neyse canım, bir iki de baza yatak satıldı ve onlardan önce ve onlar varken ve sonra bol bol su içildi, soğuk soğuk.
Bu sıcakta, bu İstanbul'da, biz mağaza çalışanları uzmanlarımızı dinliyoruz; tartışmıyoruz, hoşgörülüyüz, yürüyoruz, gülüyoruz ve hatta bazen abartıp halimizi kahkahalar atıyoruz....
Atılan kahkahaları bir tutan, çok, var mıdır?
Bugün akşam olmaz, dedin arkadaşına, kesin olmaz. Olmak bilmedi akşam, otur olmadı, kalk olmadı, yürü olmadı, konuş olmadı, şakalaş olmadı, inadına akşam olmak bilmedi; mağazada boğuluyor muyuz?
Güneş yapıştı mağazaya, ayrılmıyor; ama yoldaymış ay, yıldız; mutlu serinlik az sonra bizdeymiş, yaşasın!....