​ Günlerin getirdiği... / Eğitim / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Temmuz '11

 
Kategori
Eğitim
 

Günlerin getirdiği...

Son günlerde ülkemizde yaşananları, bir kısmını göz ardı etmeden değerlendirmek sanıyorum daha doğru sonuçlara ulaştıracaktır diye düşünüyorum.
Yoksa belirli olaylara kilitlenip kalmak sadece yanlış yerlere varılmasını sağlar o kadar.
Önce bazı gelişmeleri kısaca değerlendirmekle başlayalım. İlk olarak 6 tane bağımsız milletvekilinin adaylıkları onaylanmamıştı.
Sonra yaşanan olaylar ve gösterilen tepkiler üzerine bu karardan geri adım atılarak bu adayların adaylıkları YSK tarafından onaylandı.
Böyle olunca insan haliyle merak ediyor…
Madem onaylayacaktınız, neden önce reddettiniz…
Sonra bağımsız milletvekili adayı Hatip Dicle olayında da aynı kurgu yaşandı. Önce milletvekilliği için onay verildi, sonra da engel…
Tabi bu arada kurumların güvenirlilikleri de haliyle tartışmanın konusu oluyor. Sahi son yaşananlar da içine katılırsa hangi kurumun güvenirliği kaldı…
Polisin mi, adaletin mi, askerin mi, YSK’nın mı, YÖK’ün mü?
Hangisinin?
Tüm bu kurumları itibarsızlaştırma olaylarıyla, ülkede bir kargaşa ortamı yaratma operasyonu at başı yürütülmektedir.
Ya cezaevinde yatan milletvekilliğini kazananların durumları…
Onların durumları daha da garip…
Bu kişilere bir yandan aday olabileceklerini söyleyip izin veriyorsunuz, sonra da cezaevlerinden çıkmalarına izin vermiyorsunuz...
İzin verirken ne bekliyordunuz ki…
Bu kişiler kazandıklarında oturumlara cezaevinden telekonferansla mı katılacaklardı? Yoksa seçilebileceklerine ihtimal mi vermiyordunuz.
Tabi bu seçilen kişilerle ilgili yapılan açıklamalar daha da ilginç
Ne denmişti ” Kaçabilirler, delilleri henüz toplanmadı, delilleri değiştirebilir, yok edebilirler…”
Ne diyelim el insaf
Aslında tüm bu sözler yaşananları tamı tamına özetlemektedir.
Hani “Bir insan suçluluğu kanıtlanıncaya kadar masum du” falan deniyordu ya, anlaşılıyor ki bizde bu iş tam tersi…
“Bir insan suçsuzluğunu kanıtlayıncaya kadar suçludur.”
Geçtiğimiz günlerde uzun süredir içeride yatan bir teğmen tahliye edildi.
Bu kişi kaç gün yatmıştı dersiniz…
Tamı tamına 975 gün, yani nerdeyse üç yıl. Peki sonuç…
Sonuç sıfıra sıfır, elde var sıfır.
Peki ya milletvekili seçilen adaylar, onlar da yaklaşık olarak 800 günden beri tutuklu değil mi?
Peki delil…
“Deliller henüz toplanmamış”
Ne zamana kadar toplanılabilir? Orası hiç belli değil de, anlaşılıyor ki uzunca bir süre de toplanacağa benzemiyor.
Şimdi biraz dikkat, bu sürdürülen davalara kim destek oluyor?
Bunu fark ettiğiniz an, olayların arka planını görmeye başlamışsınız demektir.
Biraz yardımcı olayım…
Hani demokrasi diye mangalda kül bırakmayan AB, bu davaya destek veriyor mu?
Ya Ortadoğu ülkelerine “demokrasiyi” getirmekle yükümlü o büyük devlet…
O da…
Ve ABD’ci ve AB’ci bilumum köktendinci ve etnik kimlikçiler…
Onlar da…
Peki, tüm bu malum zevat ve ülkelerin, mahkûm olanı ev hapsine, mahkûm olmamışları da uzun süre cezaevinde tutmak istemeleri, sizce tesadüf mü?

30–06–2011
Nusret KEBAPÇI 

 
Toplam blog
: 207
: 398
Kayıt tarihi
: 07.07.06
 
 

Ben Ankara'da yaşayan kendi halinde okur yazar  bir öğretmenim...     ..