Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 

03 Temmuz '11

 
Kategori
Blog
 

Güven hırsızları ve MB Yönetimi’nin tutumu

Güven hırsızları ve MB Yönetimi’nin tutumu
 

Bir süredir MB’de yazılan bloglara bakınca ciddi sorunlar olduğunu görmekteyiz. Blog kategorisine ard arda yazılan bloglarda bunun göstergesi zaten.

Bu konuyla ilgili yazılanları okurken sessizce izlemedeydim. Normalde blog kategorisinde olan polemik yoğunluklu tartışmalara dahil olmaktan hoşlanmadığım için sessizce takip etmeyi yeğliyorum.

Ancak bu seferki sessizliğim bu tartışmalara dahil olmak istemediğimden değil, MB yönetiminin bu konuda ki tavrının ne olacağını görmek istememdendi.

Zira MB’deki sorunları dile getiren birçok blog yazılmış gerek Serhat Bey gerek Beran Hanım konuyla alakalı çözüm sunan bloglarla da öneriler getirmişlerdi. Ve yine her iki blog yazarımızın önerilerini sunan bloglarının altında da ciddi önerileri olan yorumlar mevcuttu.

Ve Sabiha Hanımın, MB yönetimini göreve davet eden blogu.

Yani artık top MB yönetimindeydi. Doğal olarak MB ne yapacak diye beklemek en doğrusuydu.

Tüm bunlara rağmen MB yönetiminden bu zamana kadar hala ses çıkmaması, radikal çözümler getirmemesi, getireceğini duyurmaması benimde daha fazla böylesi önemli bir konuda sessiz kalmamı engelledi.

Kalmam da söz konusu olamazdı.

Peki, MB blogcularını bu kadar rahatsız eden konular nelerdi?

Birden çok kullanıcı adıyla blogda var olan üyeler. Her bir kullanıcı adıyla ayrı ayrı blog yazan, kendilerine bile yorum yazacak kadar işi ileri götüren sanal dünyanın güven hırsızları.

Diğer bir konuda blog kategorisinin yeniden gözden geçirilmesi.


Sorunları açarsak ve öncelik verirsek açıkçası ilk sırayı birden çok kullanıcı adıyla yazan güven hırsızları alır bana göre.

Çünkü birden çok kullanıcı adıyla blog yazmak sadece burada yazan blogerlerin sorunu değil aynı zamanda Milliyet okurlarının da sorunudur.

Blogerlerin güvenini çalan bu hırsızlar aynı zamanda Milliyet okurlarının da güvenini çalmışlardır.

Bu yüzden Milliyet Blog Yönetimi ve de Milliyet Gazetesi İnternet Sitesi Yönetimi hem blogerlere hem de Milliyet okurlarına karşı sorumludur.


Birçok bloger, başta kendim olmak üzere buraya yani bloga önce Milliyet Gazetesinin okuru olduğu için gelmiştir.

Daha sonra bloger olmuştur.

Yani blog kurulmadan önce Milliyet Gazetesi okuyanlar vardır, sonrasında blogun farkına varmıştır ve bloger olmuşlardır. Ve halen birçok kişi blogla Milliyet Gazetesi İnternet Sitesi aracılığı ile tanışmaktadır.

Birçok blogerin okurları da Milliyet Gazetesinin İnternet Sitesi okurları, yani Milliyet Gazetesinin okurlarıdır. Durum böyle olunca Milliyet Yönetimi blogerlerden önce Milliyet okurlarına sorumludur.

Ben Milliyet blogeri olmaktan önce bir Milliyet okuruyum, benim gibi blogun en eski üyeleri de önce Milliyet Gazetesi okuru oldukları için gelmişlerdir bloga. Sonrasında gelenler belki arkadaşlarının referansları, belki başka yolla gelseler de genel anlamda bloger olmanın ilk adımını Milliyet Gazetesi okuru olmak oluşturmaktadır.

Bu yüzden kendimi kandırılmış hissediyorum. Ve benim gibi birçok insanda aynı şekilde kandırıldığını hissetmektedir.

Milliyet gibi önemli bir kuruluş, bu sahte kullanıcılarla alakalı bir yaptırım uygulamadığı sürece de okurlarını bilerek kandırmış olma durumuna düşecektir.

Çünkü şuanki tablo bunu göstermektedir.

Bu yüzden MB editörleri kadar Milliyet Gazetesi İnternet Sitesi Yönetimi de bu konuda sorumluluk taşımaktadır.

Yalan haber yayınlamak, okuru kandırmak gibi gazeteciliğin etikleriyle örtüşmüyorsa, aynı şekilde sahte kimliklerle birden çok adla yazılar yazarak ortalarla dolaşmak aynı şekilde buna göz yummak da okuru kandırmaktır! Bu yüzden basın etik değerleri sebebiyle Milliyet’in sorumluluğuna girer.

Bu sorumlulukta maalesef ki bu saate kadar yerine getirilmemiştir.

İnsanlar kullanıcı adı alabilirler. Gerçek isimleriyle yazı yayınlamak zorunda değillerdir. Buna saygı duyarım. Ki birçok kullanıcı adı sahibi o kullanıcı adlarıyla bütünleşmişlerdir. Hatta birçoğu o kullanıcı adlarıyla birlikte gerçek isimlerini de gizlememişlerdir. Çünkü o adları alırlarken kötü niyet gütmemişlerdir. Bazı hesapların peşine düşmemişlerdir.

O adları almalarının nedenlerinin arkasında sanal dünyanın zararlarından kendilerini korumak, işleri sebebiyle yaşabilecekleri sorunların önünü kesmek ya da benzeri sebepler olmuştur.

Her ne sebep adı altında olursa olsun temellerinde art niyet olmamıştır. Bazı kirli hesapları olmamıştır.

Aralarında art niyetli olanlar olsa da bunlar küçük bir azınlık olmuştur. Kaldı ki edebiyatımızda da bunun örneklerine çok sık rastlanmakta.
Bu yüzden gerçek ismiyle yazmadıkları için onları suçlayamam, kendim gibi ad ve soyadlarıyla yazmalarını onlardan bekleyemem. Ve saygı duyarım takma ad kullandıkları için.

Ancak bir kişinin birden çok kullanıcı adıyla yazması işte bu başka bir şeydir. Bu güven hırsızlığıdır, bu kandırmacadır, bu düpedüz saygısızlıktır.

Uzun yıllar reelde de birçok konuda yaptırım gücüne sahip 30 binin üzerinde üyesi olan engellilerle ilgili bir sitenin ilk kurucular arasında yöneticiliğini yaptım.

Birden çok kullanıcı ismi kullanan kişilerle biz de karşılaşıyorduk. Ancak MB gibi duruma sessiz kalmıyorduk. Aksine ilk uyarıdan sonra tekrarı olduğu takdirde üyelik iptali ve tüm yazdıklarını da siliyorduk. Bunun için de yönetim olarak sürekli tetikteydik. Ve yaptırımlarımızın nedenlerini üyelerle paylaşmıyorduk yani sessizlik içinde çözüyorduk durumu.

Ne üyeler arasında gerginlik ve güven kaybına mahal veriyorduk, ne de buna teşebbüs eden kişinin adını deşifre ederek kişiyi taciz edilme durumunda bırakıyorduk.

Milliyet gibi editörya tarafından onaylı yazı ekleme durumu olmayan anında yazdığı yazı, yorum ve benzeri içeriklerin yayınlandığı bir forum sitesinde bunu takip etmek Milliyetten daha zor olmasına rağmen biz bunu takip edebiliyorduk. Üstelik sadece forum değil sohbet odası da bulunan bir sitede bu arızalı üyelerle uğraşmak ve tespit etmesi çok daha zorken biz tespit edip yaptırım da uygularken Milliyetin bunu yapmıyor olmasını açıkçası anlayamamaktayım.

Bunu tespit etmek imkânsız ve benzeri mazeretlerin ardına sığınmak bana sorumluluktan kaçmaktan başka bir şey gibi gelmiyor açıkçası. Kendi aranızda hal edin söylemi ise hiç anlaşılır değil.

Burada insanlar suçlanıyor direk olarak isim veriliyor, şu kişi şu şu kullanıcı adlarıyla yazılar yazdı deniyor ve bunla alakalı da ispatlar sunuluyor ( Ümit Culduz’un yazdığı yazıyı kast ediyorum).

Ardından sözü edilen şahısta bunu onaylayan yorumlarda bulunuyor.

Buna rağmen MB bir adım atmıyorsa bu gerçekten düşündürücü.

Bir de yüz yüze toplantı davetiyle kimlik tespitine davet edilmesi durumu var.

Hiç kusura bakılmasın ama yöneticiliğim sırasında öyle olaylar gördüm ki yüz yüze kimlik tespiti kişileri maalesef ki aklamıyor.

Bu işi kendi ahlakına uyduranlar, çeşitli sanrılar sebebiyle kendi yalanlarına inananlar başkalarını da buna inandırmadan hiç geri durmuyorlar da o yüzden.

Bir örnek vereyim daha iyi anlaşılması için. Kendini doktor olarak tanıtan bir devotee inandırıcı olmak için bir hastanede buluşma randevusu verebilir ve doktor gömleği ile hastane bahçesinde sizi karşılarsa ne onun devotee olduğunu anlarsınız, ne de doktor olmadığını.

Ama ben, ( biz ) anladık, -gerçi anlayana kadar o kandırmak istediklerini kandırmıştı orası ayrı- yani demek istediğim bir insan kafasına koyduysa yüz yüze gelmek bir aklama yöntemi, ispat olmaz, olamaz.

Bu yüzden sürekli telefonum şu, yüz yüze gelinsin gibi davetler yapılmasını yersiz buluyorum. O kişide suçlu demiyorum bunu ben değil sadece MB yönetimi bilebilir çünkü.


Bunun için bu konuda editöryadan ciddi bir adım beklemekteyim. Öyle bazı arkadaşlarımızın söylediği gibi kusura bakılmasın ama bir özürle üyeliğinin, blogerliğinin devamını da kabul etmiyorum. Çünkü durum özürlük olmaktan çoktan çıkmıştır. MB editöryasının yapması gereken tek şey öncelikle iddia edilen kişinin tespitini yapıp ardından eğer gerçekse durum tüm kullanıcı adlarıyla beraber yazıları kaldırılmalıdır. Hem MB’den, hem de google serverlarından. Aksi taktirde hiçbir şey benim MB’ye olan güvenimi tazelemeyecektir. Aynı zamanda bir Milliyet okuru olarak Milliyet Gazetesine de.

Bu konuyla ilgili en kısa zamanda gereken çözümler alınmazsa, MB tarafından tatmin edici bir açıklama yapılmazsa konuyu bir Milliyet okuru olarak aldatıldığım için Milliyet Yönetimine taşımayı düşünüyorum. Dediğim gibi konunun bir muhatabı MB ise diğer muhatabı da Milliyet Yönetimidir.

Ve bu tür durumlara tekrar mahal vermemek için yeni önlemler geliştirmelidir. Serhat Bey’in yazdığı yazının altında sanırım Erol Işık Beyin bir önerisi vardı. Cep telefonuna onay kodu gönderilmesi.

Bugün email alırken bile artık bu uygulama yapılırken milliyet neden yapmasın. Hatta TC nosu alması bile mümkün.

Çözüm üretmek istendikten sonra bunu yapmak hiç zor değil.


Diğer bir konuda blog kategorisindeki kirlilik.

Beran Hanım bu kategorinin kaldırılması üzerinde duran bir blogla bu kategori hakkında endişelerini dile getiren bir blog yayınlamıştı.

Haklıydı bana göre. Bu kategori amaca hizmet yerine kişilerin histeri krizlerinin boşalma yeri olarak kullanılmaktadır bir süredir.

Histeri hastalarının maksadı; olayı diğer insanlara göstermek olduğu için kimsenin bulunmadığı saatlerde nöbet gelmeyeceği için, blog kategorisini de bu yüzden seçmektedirler. Herkesin görebileceği bir yer nasılsa. Nöbetlerini de rahatça geçirmektedirler bu kategoride.

Gözümüzün önünde olan bu kategoride histerik alacakaranlığını görmek zorunda olmak artık inanılmaz rahatsızlık vermektedir. Zaten bunu Beran Hanım alakalı blogunda detaylı olarak dile getirmiştir. Buna rağmen halen MB yönetimi tarafından hiçbir şey yapılmaması ise blogcuları önemsemenin, onların serzenişlerine kulak tıkamanın bir duruşudur.

Bu kategoride öylesine anlamsız bloglar yer almaktadır ki bazen bu ne diyesi geliyor insanın. Gidiyorum, kalıyorum, canım artık yazmak istemiyor neden acaba, karnım ağrıyor hangi ilacı önerirsiniz, tık sayım neden azaldı, yorum alamıyorum ve daha birçok absürt konuda yazılan yazılar gözümüzün içine sokuluyor. Histeri nöbetlerinin dışında birde bu panik bozukluk nöbetlerini görmek zorunda kalmanın ne kadar sıkıcı bir şey olduğunu tahmin edemezsiniz.

Bu yüzden bu kategorinin bir an önce Beran Hanım’ın da belirttiği gibi gözden geçirilmesi yeniden düzenlenmesi gerektiğine inananlardanım.

Ana sayfadan kaldırılması, tamamen kaldırılması gerektiğini düşünmüyorum. Çünkü kategori MB’nin birçok anlamda lokomotifi konumunda. Bu yüzden yeriyle alakalı sıkıntım yok.

Bana göre bu kategori de öncelikle yazılacak yazıların kriterleri. Bu kriterler belirlenmeli ve bu kriterlere uygun olup olmadığını denetleyecek yardımcı bir mod blogerler arasından seçilmelidir.

Kendisine sadece bu kategoriyle alakalı yetkiler verilmelidir.

Bunun teknik olarak mümkün olmadığı söylenirse MB tarafından ben de şunu söylerim güvenilir üyelerin dışında süper güvenilir üyeler var ve yetkileri çok fazla. Bu süper güvenilir blogerlere birçok kod kullanma yetkisi verilmişken bloglarında yardımcı modada verilebilir bu yetki sadece blog kategorisini düzenlemesi için.

Ve yine bana göre bunu yapabilecek kişiler seçilirken bloga katkısı olabilecek kişiler arasından seçilmelidir.

Bir öneri getirmem gerekirse aklıma iki isim gelmekte. Birisi Beran Uzer, diğeri Tülin Aksoy hanım olabilir diye düşünmekteyim. Her ikisi de herkese eşit mesafede ve objektif insanlar. Tabii kendileri de kabul ederlerse.

Beran Hanımı belirtmemdeki bir diğer neden herkese eşit mesafede olmasının yanı sıra bloga katkıları yadsınamaz bir insan oluşudur. Kendisinin blog yazılarının yabancı basında da dikkat çekmesi, blog kategorisinde yazmış olduğu yazıları blog kategorisinin çıtasını yükseltecek önemli kişilerin başında yer alabileceğini düşündüğümdendir.

Yazıların kriterlerine gelince yine bana göre;

Yeni gelen bir üyenin bu sayfada kendini tanıtması en doğal şeyken gidiyorum, geldim, kaldım tarzı bloglar bu kategoride yer almaması gereken bloglar bana göre.

Yeni gelen üye bu kategoride kendini tanıttıktan sonra kendi sayfasında bir okur kitlesi kazanmaktadır. Gidiyorsa gittiğini merak edenler de kendi sayfasından zaten kendisini takip eden üyelerdir. Yani blog kategorisinde ayrıca bunu yazması polemiklerden başka bir şeye sebep olmamaktadır. Sadece seyir defterinden bile bilgilendirme yapılabilir gidenler ya da gelenler için. Bu yüzden bu tarz yazılara kendi sayfası dışında ya da seyir defteri dışında blog kategorisinde yayınlanması için onay verilmemesi gerekir diye düşünüyorum.

Yine polemik içerikli kişi hedefli yazılarında bu kategoride yayınlanmaması gerekir. İki kişi arasında ki tartışmalar kişilerin kendi sayfaları üzerinden yapılmalıdır. Bu blogun seviyesini düşürdüğü gibi kategoriyi çöplüğe dönüştürmektedir.

Neler yazılmalıdır peki bu kategoriye denilirse tefrikalar oluşturulabilir oyun gibi ama tartışma içerikli, vatandaş gazeteciliğini geliştirmek üzere konular seçilebilir buna yönelik çalışmalar yapılır ve tartışmaya sunulabilinir bu kategori içinde, blog nasıl geliştirilir teknikleri üzerinde çalışmalar yapılabilir uygulamalı olarak, reklâm elde edilen bloglar oluşturulabilir ve daha birçok öneri gelebilir. Yeter ki blog ivmesi yükseltilmek istensin her şey olabilir.

Ama ısrarla;

Blog kategorisi blogculuğun gelişmesi için öneriler teşkil etmesi gereken, blogcuların sorunlarını dile getiren bir yer özelliği taşıması gerekirken amacından saptığını dile getiren yazılara bile kulak tıkanıyorsa bu kategorinin amacını biz yanlış biliyoruz demektir ki; bilmediğimiz amacı bize MB tarafından biran önce açıklanırsa bizde bir yanlıştan dönmüş oluruz bu sayede.

Bencelerle sorunlara bir kez daha parmak basmak istedim. Umarım MB tarafından bazı şeyler dikkate alınır en azından bir açıklama getirilir zira ben (biz) artık kandırılmak istemiyorum (istemiyoruz).

Her şeyden önce bir Milliyet okuru olarak bu serzenişe hakkım olduğunu düşünüyorum. Çözümler çok basit yeter ki istensin.

Ben MB editörlerinin Doğan Medya Center'daki heyecanlarını uzun zamandır göremiyorum o heyecanlarını yeniden görmek istiyorum. O inancımı yeniden kazanmak istiyorum çok mu şey istiyorum….

 
Toplam blog
: 295
: 3718
Kayıt tarihi
: 01.10.06
 
 

Milliyet Bloğa nasıl geldim ve nasıl yerimi aldım bilmiyorum. Sanırım uzun yıllar okuduğum bölüml..

 
 
 
 
 

 
Sadece bu yazarın bloglarında ara