- Kategori
- İlişkiler
Güvenmek

Bugünlerde arkadaşlarımla yaptığım sohbetlerde insan ilişkilerinde güven duygusunun önemi üzerinde durulduğunu görüyorum, dinliyorum. Yaşları kaç olursa olsun insanlar karşılarındaki insana, sevgili olsun, eş olsun, arkadaş olsun, bakkal, kasap olsun güvenmek istiyor. Güvenme bir nevi yaslanmakla eşdeğer bir fiil. Yaslanabileceğimiz bir yer, bir kaya parçası gibi mesela. Tutunmak, bir dal gibi mesela. Bir insana nereye kadar veya ne kadar güvenebilirsiniz? Pazara kadar değil mezara kadar derler bu olası mı? Anne çocuk ilişkisi gibi sadece tek yanlı, yani çocuğun anneye sonuna kadar güvenebileceği fakat tersinin doğru olmadığı bir ilişki dışında mezara kadar güvenilecek insan var mıdır? Bana göre başkasına güvenmekten vaz geçmeliyiz, özgüven dışında güven duygusu taşımamalıyız, özgüven, yani kendinize yaslanmak ve kendinize tutunmak her şey için yeterlidir. Diğer ilişkilerin yalnızca insani ve uygarca olması gerekir, yaslanma ve tutunma şeklinde değil. İnsanların kendilerini yönetmek için kurdukları devlet adı verilen organizasyonda görev alanlar, emniyeti, adaleti herkes için sağlamakla yükümlü olduklarını bilmelidirler.
Organizasyonu bu şekilde yönetemeyenlerin derhal organizasyondaki görevlerini bırakmalarını sağlayacak sistem oluşturulursa ozaman , başkasına güvenerek veya yaslanarak yaşamı sürdürme zorunluluğunuz ortadan kalkar. Devletle olan ilişkiler dışındaki günlük ilişkilerde özellikle aşk, arkadaşlık denilen ilişkilerde karşındakine güveni de mi bu organizasyon sağlayacak veya gereksiz kılacak derseniz, tabii ki hayır diyeceğim. Bu tür ilişkilerde yasal düzenleme olmadığı için bu düzenlemeyi özgüveniniz yapacaktır ve bu özgüven karşınızdaki kişiye öyle bir duygu verecektir ki size tabiri amiyane yamuk yapamayacaktır. Bilecektir ki kendine yaslanmış bir insana ihanet edebilecek kimse yoktur, ihanet başkalarına yaslanan ve tutunan insanların karşılaştığı durumlardır. Ve hatta ihanetin tanımı bile değişir özgüvenli insanlar ütopyasında.