- Kategori
- Futbol
Güzel insan, büyük teknik direktöre yakışan bir tavsiye

Şenol Güneş tarihinde sadece bir defa bu turnuvada yer alıp ilk turda elenmiş milli futbol takımımızı dünya üçüncüsü yaptı. Başarısızlığı sayılan Avrupa Şampiyonası elemelerinde ise yönettiği takımının şansını (o takımın da her turnuvaya katıldığı pek söylenemez) İngiltere ile oynanacak son maça kadar taşımayı başardı. Milli takımla böyle bir performans gösteren Şenol Güneş her nedense basınımızdaki her biri birbirinden futbol uzmanı yorumcular tarafından yeterince karizmatik (!) bulunmadığı, iyi konuşup giyinemediği (!) için takımın başından ayrılmak zorunda kaldı.
Aslında bu birbirinden futbol uzmanı kimselerin Şenol Güneş’te eleştirdiği her şey Güneş’in artısıydı. Eğer karizmatiklik; şovmenlik, gösteriş merakı, karşısındaki insanları küçümseyen bir ‘her şeyi ben bilirim’ tavrında bulunmak ise Güneş gerçekten karizmatik değildi. Güneş’i ‘düzgün konuşamıyor’ gibi saçma sapan bir gerekçeyle eleştirdiler; eğer düzgün konuşmak, içten ve doğru konuşmak değil, dengesiz, üstten ve kaba konuşmak ise gerçekten Şenol Güneş düzgün konuşamıyordu da. Onu “iyi giyinemiyor” diye eleştirdiler; iyi giyinmek, üzerine bulunulan konumla uyuşmayan dikkat çekici şeyler geçirip basına malzeme olmaksa Güneş gerçekten iyi giyinemiyordu da!
Geçtiğimiz günlerde gazetelerde bir haber okudum. Şenol Güneş Trabzonspor’un Devrek kampında Barcelona ve İspanya Milli Takımı’nın başarılı ismi İniesta’nın “Cennette Bir Yıl” isimli kitabını oyuncularına ders kitabı niteliğinde okutturuyor, üstelik oyuncularına kendilerini geliştirmeleri için sıklıkla yeni kitaplar okumalarını tavsiye ediyormuş. Bu haberi okur okumaz “İşte tanıdığım Şenol Güneş” dedim. “İşte benim kriterlerimce güzel insan ve büyük teknik direktör olan, güzide basınımızın kriterlerince yeterli bulunmayan Şenol Güneş.”
Şenol Güneş gibilerin hak ettiği değeri bulacağı, onu vaktiyle saçma sapan gerekçelerle yıpratanların da değerinin hakkıyla anlaşılacağı bir Türkiye diliyorum.