- Kategori
- Dostluk
Güzellik mi? Sanat mı?

Çok güzel bir ses
20.05.2009
42 ülkenin yarıştığı bir Eurovision daha sona erdi. Çok şeyler yazıldı çizildi ve belki bir müddet daha yazılacak, sonra unutulacak. Gündeme başka şeyler gelecek.. Komşuların birbirlerini desteklemeleri, Hadise'nin kostümü, performansı olumlu veya olumsuz bir sürü yazıdan bir kısmını okuyabildim.
Ben ilk önce 42 ülkenin arasında Türkiye’ye dördüncülük getiren Hadiseyi gönülden kutluyorum. Biz son sıralarda yer aldığımız eurovisionları da gördük. Onun bu başarısı küçük görülmeyecek bir başarıdır.
16.05.2009 tarihli yazımda tahmin ettiğim gibi ilk dörde girdi kızımız. Bu seneki yarışmada Moskova hariç hepsi birbirinden güzel şarkıları dinledik ve şovları izledik. Eurovision tarihinde ilk kez 387 puan alarak Alexander Rybak 'Fairtytale' isimli şarkı ile birinci seçilen İsveç bileğinin hakkıyla aldı birinciliğini. Gerisi teferruat.
Efendim komşular birbirlerini destekliyorlarmış filan falan. Bunda ne kadar gerçek payı varsa da, yine en güzeli aradan seçilebiliniyormuş. Mesela Fransa adına yarışan ünlü şarkıcı Patrica Kaas’in şarkısı da güzeldi. Et s’ilfallait le faire adlı şarkısını biraz İtalya’nın unutulmaz sesi Mina gibi söyledi. Şarkı dinlendirici ve hoştu.
İngilterenin Hi my time adlı şarkısı biraz badigart filminin müziğine (I will Always Love) benziyordu ama o değildi.( Ben şahsen bu şarkıyı çok severim ve sık sık dinlerim. Beni bulunduğum yerden alır bambaşka yerlere götürür.) Birinci olabilmek için dünyaca tanınmak ta yetmiyormuş demek ki.
Şarkı söylerken dinleyicilere mutlaka bir şeyler vermek gerekir. Şarkıyı yaşamanın yanı sıra yaşatmak da gerekir. Bu durum neşeli veya hüzünlü şarkılarda da aynı olmalıdır. İyi bir sanatçı mutlaka göze hitap ettiği kadar ruha ve kulağa da hitap etmelidir. En ufak bir hata bazen tüm şarkıyı öldürür. Giysi önemlidir ama giysiden önemlisi, ses ve şarkıyı hakkı ile söyleyebilmektir.
Buna örnek, İngiltere’deki pop star yarışmasında, yarışmacılar arasındaki 47 yaşındaki Susan Boyle, sahneye çıktığı zaman çok kişi onun fiziği ve giysileri ile alay edercesine gülmüştü. Ne var ki, o şarkısını söylemeye başladığı zaman jüri dahil herkes şaşkına dönmüş, adeta bu güzel ses karşısında büyülenmişlerdi. Kimsenin ihtimal vermemesine rağmen, sergilediği performansla, sesi ile sadece jüriyi değil, bütün dünyayı şaşkına çevirerek yarışmanın birincisi seçilmişti.
Ülkeler kendi komşularına oy veriyorlar deniyor da, tüm bunlar göz önüne alınmıyor. Şike sadece futbolda olmuyor bazı böyle yarışmalarda ülkelerin kendi içerisinde de oluyor. Tanıdık, yandaş kayırması politikada olduğu kadar her alanda oluyor maalesef.
Mesela 1980 yılıydı Eurovision Şarkı Yarışması Hollanda da yapılacaktı. Türkiye’de halk elemesinden vaz geçilmiş bir profesyonele görev verilmişti. Şimdi ismini hatırlayamıyorum. O yıl, ben ve müzisyen arkadaşlarım da bu yarışmaya katılabilmek için çok iyi hazırlanmıştık..
İki şarkı ile katılacaktım. Stüdyoya girdik günlerce çalıştık. Bir şarkının bestesi ve sözleri bana aitti. (Ümit ve hayal isimli şarkımı bestelemiştim ve oldukça da iyi seslendirmiştim.) Diğer şarkı Uzay’da, söz bana ait, bestesi Levent Altındağ ve Behiç Altındağ’a kardeşlere aitti. Neyse uzatmayayım, biz menajerimizle kasetleri Ankara’ya yolladık. Menajerimiz henüz oraya varmıştı ki, biz İstanbul’da fısıltı gazetesinden Ajda Pekkan’ın Petrol şarkısının seçileceğini duyduk. İnanamadık ama maalesef doğruydu. Aman petrol canım petrol.!
Ne manasız bir şarkıydı.(Bana göre tabi) İşte, kayırma ile diğer insanların emekleri hiçe sayılarak tepeden bu şarkı seçilmişti. Sonuç tabi ki hüsran olmuştu. Ajda bu sebepten birkaç yıl yurt dışında yaşamıştı. Oysaki ne gereği vardı bir yenilginin ardından gizlenmeye.
Aslında Eurovision yarışmalarına bir milli maç veya bir savaş gibi bakmamalıyız. Hiç değer vermeyelim demiyorum elbette, ama çok abartmamalıyız. Zaten şimdilerde şarkı ve beste yarışından çok, görsel bir şova dönüşen eğlence gibi oldu. Gerek basın da ve gerekse görsel medyada çok gündeme alınmamalı, şişirilmemelidir. İlle de birinci olacağız diye bir şey olmamalı. Halk buna yönlendirilmemelidir. Beklenen olmayınca da çeşitli kusurlar bulunmamalıdır bence.
Sanatçı duygusal ve ince ruhludur incinmemelidir. Tekrar ediyorum Hadise bir zoru başarmış ve bize dördüncülük getirmiş, ülkemizi en iyi şekilde temsil etmiştir. Buradan kendisini tekrar kutlarım..