- Kategori
- Futbol
Hadise, 500. milli maça damgayı vurdu.

Hadise 500.maçın akılda kalan tek hadisesiydi.
Türk milli futbol takımı dün gece 500. maçına TT Arena stadında Danimarka’ya karşı çıktı. Milli takım Abdullah Avcı yönetiminde ilk beraberliğini alırken, vasatın üzerine çıkamadı. Ama maç öncesi mini konser veren Hadise ise performansı ile seyirciden tam not aldı. Söylediği şarkılarla sahayı dolaştı, kâh koştu, kâh dans etti.Hele yaptığı kalça dansı ile resmen maç başlamadan geceye damgasını vurdu. Adeta kırmızı su perisi gibiydi. Zaten tribünler de, 500. maç olmasına karşılık, hafta içi hazırlık maçlarınınseyir zevki olmadığını, neredeyse pozisyon bulmakta zorlanan iki takımın maçını izleyeceğini bildiği için Hadiseyle coşmaya can atıyordu(!).
Dün geceki, başka güzel bir olay, milli takıma hizmet veren eski futbolculara ,teknik adamlara verilen plaketlerdi. Ama törenin sanki gelişi güzel bir şekilde yapılması, 500.maça yakışmadı.Gönül isterdi ki, saha ortasında herkesin göreceği bir plartform üzerinde yapılsın bu tören, daha güzel olurdu. Ayrıca 500. maç diyoruz, seyirciye bir formayı, bayrağı çok görüyor bizim federasyon, bu hele hiç olmadı. Dedim ya, dün akşam sanki sıkıştırılmış zip dosyaları gibi, tüm organizasyonda aynen öyle yapıldı.
Ben olsam, bu Türk milli takımının 500. maçını şölene çevirir, Haziran’da Türkiye de yapılacak 20 yaş altı Dünya Kupasına da bir gönderme yapılmış olurdu.
Düşünmek lazım, uygulamak gerek, en ufak fırsatları değerlendirmek gerek. Türkiye’nin tanıtımı açısından bu önemli .Ama en önemlisi hazır olmak gerekir.Şans hazır olanlara gelirmiş,unutmayın.
Maça gelecek olursak, tipik bir hazırlık maçıydı. Ama Danimarka takımı, fizik açıdan milli takımımızdan daha iyiydi. Defanslarından çabuk ve ayağa isabetli paslarla çıkıyorlar. Bizim orta saha oyuncularımızı zor durumda bıraktılar. Bir de buna Burak,Arda ve Caner’in etkisiz oyunu eklenince, rakipten top kapmak ve atağa çıkmak hayal oldu.
Zaten kalecileri de sadece Arda’nın kafa vuruşunda planjon yaptı sadece. Hatta kaleci ilk yarı boyunca ısınrken daha fazla efor sarfetti.
Danimarka ‘da ,Türkiye’de kendi sağ kanatlarından atakları olgunlaştırmak istediler. Buna Danimarka daha fazla pozisyon bularak, ayağa ve kanatlara oynayarak başarılı olsalar da, ilk yarı ,gol yollarında beceriksiz olmaları, tabelayı değiştiremedi. Milli takımda rakip baskıları sebebiyle kaptırılan toplarla, birde buna Burak Yılmaz’ın etkisiz oyunu tuz biber ekti. İlk yarı ender yakaladığımız pozisyonda Burak yan tarafa pası verse gol atmamak işten değildi. Ama o çalım atıp “ben atayım egosuna” kapılınca bir golden olduk.
İkinci yarı yenilen penaltı golunden sonra milli takım gol için daha olgun ataklar ve doğru paslara başladı.Beraberlik golu de gecikmedi, Mevlud, çok koşan, takım için oynayan bir gurbetçimiz, iyi yolda.Fransa liginin tecrübesi, ona geçen yıllarda çok şey kattığının kanıtı.. Doğru yolda, yanlız ileride tek kaldığında zorlanıyor, çaresiz kalıyor. Burak Yılmaz’a gelince hiçbir varlık göstermedi dün akşam, ama Galatasaraydaki performansını milli takıma yansıtamayan oyunculardan, bu sebeple kesinlikle alternatifleri düşünülmeli, zaten bir milli takımın başarılı olması, hoca v.b kadrodan ziyade, o milli takımın aynı kapasitede çok fazla oyucudan seçilmesi ile ilgilidir. Ayrıca en alttan en üste kadar malesef bize özgü bir stil,sistem , yaratılmalıdır, yoksa hep hüsranları oynayacağımız kesindir.
Defans olarak ise, başarılı bir maç çıkaran geri dörtlüde, özellikle yükselen formu ile Bekir çok iyi bir maç çıkardı, yerinde müdaheleler ve kademe ile Danimarka ataklarında son noktayı koymalarına izin vermedi. Tabi ki Gökhan, Semih ile birlikte.
En sona Kaleci Onur’u bıraktım,milli takımda Volkan’la kıyaslanması,gereksiz tartışmalarla,eleştiri oklarının hedefi haline geliyor.Onur iyi bir kaleci ama “büyük kaleci “olmak kolay değil.Daha çok yolu var.Yan toplardaki zaafından kurtulmalı.Karşı karşıya poziyonlardaki başarısını yan toplarda da göstermeli.
Maçta çok fazla bir iş düşmesede, ilk yarıdaki kendi takım arkadaşı ile rakibe hamle yaptığındaki hatalı çıkışı kalemizde tehlikeye yol açtı.Biraz ürkekti, hazırlık maçı olmasına rağmen, ama ikinci yarı karşı karşıya ayakla müdahale ile yüzde yüz golü önledi.Mevcut performansıyla Volkan’ la mukayese bile edilemez..Ama zamanla belli bir form yakalayarak, başarılı olabilir. En azından Volkan’ın yokluğunda kale “emin ellerde”sayılabilir.
Son söz; Milli takım Avcı ile başarılı olması için, avının kendisine gelmesini değil, avına saldırması gerekiyor. Bu bağlamda çok koşan ve pres yapan bir milli takım başarıyı getirir, yoksa hayalden öte yol alamayız..
Benden söylemesi...
Bu blog Canlı Maç Anlatımı sayfamızda da yayınlanmaktadır