​ Halkla ilişkiler-1 / Halkla İlişkiler / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Mayıs '10

 
Kategori
Halkla İlişkiler
 

Halkla ilişkiler-1

HALKLA İLİŞKİLER Halkla ilişkiler; iletişim ile başlar. İletişi iki ana kategoride incelenir.
    Kendimizle iletişim, Dış iletişim.
Kendimizle iletişim; kendimizi tanıma, kendimizle yüzleşme, kendimizle barışma ve kendimizi yönetme aşamalarından geçer. Kendimizle olan iletişimde; kendimize hiçbir şeyin engel olmasını ve üzmesini izin vermemek gerek. Kendimize engel olmamak gerek. Biz kendimizi mağlup etmedikçe hiçbir gücün bizi mağlup edemeyeceğini bilmemiz gerek. Dış iletişim; dışımızdaki çevre, toplum ve diğerleri ile olan iletişimdir. Bu iletişimde; duygudaşlık, sorumluluk, yükümlülük ve görev kanallarını çalıştırmak gerek. Dışımızla iletişimin en iyi yolu; dinlemektir. Anlamak için dinlemek. Dinlemeyi sıra kollarmış gibi yapmadan yapmak. Gerek iş ve gerek özel yaşamımızda, kendimizle iletişimde mutluluk; iyi ilişkiler kurabilme yeteneğine bağlıdır. Herkes çok iyi bir iletişim ustası olmayabilir. Ancak bunu öğrenebilir. Öğrenmek için insan karakterlerini ve kişilik özelliklerini iyi bilmek lazım. Dört farklı insan karakteri vardır: Bu dört farklı insan özelliklerinin her birinden birazcık herkeste vardır. Ancak baskın karakter hangisi ise o biraz öne çıkar. Örneğin; Yardım sever; bazen kendi ilerini aksatır. Neşeli olanlar; abartıya kaçar, diğerlerini iter. Enerjik olanlar; diğerlerini bazen incitebilirler. Planlı olanlar; kuralcıdırlar. Kendimizi anlamamız, gerçekten kim olduğumuzu, neden böyle davrandığımızı, olumlu yönlerimizi, onları nasıl güçlendireceğimizi ve olumsuz yönlerimiz ile, onları nasıl olumluya çevireceğimizi bilmek, bu karakter özelliklerini bilmemizden geçer. Bu karakter özelliklerini bilirsek; Onları daha doğru anlar ve kendimizi de onlara daha doğru anlatabiliriz. İkna kabiliyetimiz artar. Strese girmez, karşımızdakini de stresten koruruz. Daha iyi bir anne, daha iyi bir baba, daha iyi bir vatandaş, daha iyi bir öğretmen ve daha iyi bir nitelikli bir insan oluruz. Özel ve iş hayatımızda mutlu oluruz. <ı>“İlim ilim bilmektir, <ı>İlim kendin bilmektir, <ı>Sen kendini bilmez isen, <ı>Bu nice okumaktır.”-Y.EMRE Bazı insanlar dört farklı karakter özelliğini üstünde taşırlar. Örneğin; “ Bir gün N.Hoca ya bir adam gelir ve sorar; —Hocam buradan karşıki köye yürüyerek kaç saatte varırım? —O senin yürüyüşüne bağlıdır” Burada karar verirken olayları enine boyuna düşünen insan karakteri vardır. Bu karakterde olan insanlar zaman zaman kararsızlığa düşerler. Karar almakta zorluk çekerler. Risk alamazlar. Çekingendirler. “Bir gün hoca gölün kenarında oturmuş elindeki bakraç ta ki yoğurdu kepçe ile alıp suya karıştırırken onu gören biri; —Hoca ne yapıyorsun? —Göle maya çalıyorum Aman hoca hiç göl maya tutar mı? —Onu bende biliyorum. Ama ya tutarsa” Burada hoca Hayalcı bir karakteri canlandırıyor. Hayalcı olanlar ayakları yere basmayanlardır. Gerçek dışı iş ve işlemlerle zamanını geçirirler. Aslında biraz hayal iyidir. Ama aşırıya kaçmamak gerek. “ Hocaya bir gün aralarında kavga edip tartışan iki kişi başvurur. Biri derdini anlattı diğerini şikâyet etti. Hoca ona; —Sen haklısın dedi. Sonra diğeri anlatmaya başladı. Hoca on da; —Sende haklısın dedi. Hocanın hanımı; -Hoca efendi.. Hiç ikisi de haklı olur mu? —Hanım sende haklısın” Burada hoca uzlaşmacı bir karakter sergiliyor. Uzlaşmacı lider tipi olanlardır. Toplumda uzlaşma görevlerini yaparlar. Bunlar hayatın hep olumlu taraflarını ele alırlar. Kitleleri etkileyebilir, yönlendirirler. “Hoca bir gün çocuğuna bir testi verip suya gönderir. Göndermeden öncede çocuğu tokatlar. Bunu görenler hocaya nedenini sorarlar. Hoca; —Testi kırılmadan tokadın acısını hatırlasın ki kırmasın der.” Burada otoriter bir karakter söz konusudur. Otoriter zeminde üretken fikirler ortaya çıkmaz. Kabiliyet ve yetenekler gelişmez. Hep baskı ve korku hâkimdir. İnsan ilişkilerinde eleştiri: Eleştiriden maksat; kişiyi incitmeden yaptığı hatalı davranışı ona anlatmak ve bir daha yapmamasını sağlamak olmalıdır. En iyi uygulama metodu; sandoviç metodudur. Sandviç içinde en üstte hamur, ortada katık ve sonra yine hamur bulunur. İnsanları eleştirirken; önce sorunu ortaya koymak, daha sonra olabilecek olumlu duygu ve düşünceleri ortaya koymak ve en sonra da tekrarlanmaması için önlem almak gerekir. Örneğin; Camı kıran bir çocuğa; —Çocuğum bu cam çok pahalıdır. İsraftır. ..vb gibi bir sürü olumsuzlukları sıraladıktan sonra, —Ama sen değil ki bir cam her şeyden değerlisin. Seni onlara bile değişmem. Ama biraz daha dikkatli olmak gerek” şeklinde öğüt verilir. <ı>İki şey paylaşıldıkça çoğalır; bilgi ve sevgi. Başkalarını daha iyi anlamak ve doğru yargıda bulunabilmek için; İletişim çatışmaları yaşamamak, Empati kurabilmek, Üç sandalye metodunu uygulamak gerekir.( Bu metotla kendimizin, karşımızdakinin ve tanığın oturacağı üç sandalye sembolleştirilir. Empati kurularak her biri yerine düşünülür ve karar verilir.) Eğer olaylara sadece kendi bakış açımızla bakarsak, insanların sadece %25 ini anlayabiliriz. %75 ini anlama şansımız kaçar. İnsan hayatı; Toprak, Su, Hava, Ateş karışımı gibidir. Dört farklı karakter aslında bu dört elementte gizlidir. Bu dört farklı karakter yapısının her insanda var. Önemli olan o kişinin kendi baskın karakterini tanıması, eksik ve güçlü yönlerinin bilerek hareket etmesidir.
 
Toplam blog
: 154
: 861
Kayıt tarihi
: 25.01.10
 
 

Rize nin Çamlıhemşin ilçesinde doğdum. 1969 yılında ilkokul,1972 yılında ortaokul,1975 yılınd..