​ Hangi irtica, hangi laiklik / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ekim '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Hangi irtica, hangi laiklik

Hangi irtica, hangi laiklik
 

Demagojinin en yaygın kullanılan taktiklerinden biri, kavram ve kelimeleri yaygın olarak bilinen anlamlarından farklı anlamlarda kullanmaktır.

“Millet” kelimesinin anlamını bilirsiniz ama olsun, peşin hükümlü olmayalım ve sözlüğe bakalım.

TDK 1988 basımı Türkçe sözlüğe göre :

Çoğunlukla aynı topraklar üstünde yaşayan, aralarında dil, duygu, ülkü, gelenek ve görenek birliği olan insan topluluğu.

Evet, bildiğimiz millet, yani ulus. Öyleyse millî de ulusal demek oluyor.

70’li yılların siyasetine yetişmiş olanlar Millî Selamet Partisi’ni hatırlar.

Millî Selamet Partisi (MSP) Necmettin Erbakan’ın Millî Nizam Partisinin devamı olan din referanslı partisi idi.

1980’de 12 Eylül darbesi ile bütün diğer partilerle birlikte kapatılmıştı. Daha sonraki Fazilet Partisi ve Refah Partisi, MSP çizgisinin devamı partilerdi.

Peki neden “din” referanslı bir parti kendini “millî” olarak adlandırsın?

Tüzüklerindeki her kelimeyi kılı kırk yararak seçen bir doktrin partisi böyle bir tercih yapar mı?

Sıkı durun : buradaki “millî” sizin bildiğiniz “millî” değil. Bu millî, kelimenin Arapça kökenindeki gibi “dinî” anlamına geliyor. (Bkz. Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lûgat – Ferit Devellioğlu)

Böylelikle partinizin adına yasalara göre suç olan “din” referansını ekliyorsunuz, yani herkesi yıllarca aldatıyorsunuz.

Ben bu “millî”nin bildiğim “millî” olmadığını, MSP’lilerden duymuştum. Ondan önce Arapça ve Osmanlıca’da bu kelimenin “dinî” anlamına geldiğini bilmiyordum.

Bugünlerdeki “irtica var mı yok mu, önce irticayı tanımlayalım” polemiğine bu açıdan bakarsanız, Başbakanımızın ne söylemek istediğini daha iyi anlarsınız.

İrtica, irticadır, yeni Türkçe karşılığı gericiliktir ve anlamı “eskiye özlem”dir. Çağdaş olan Türkiye Cumhuriyeti’dir, eski ise ondan öncesidir, ya da ondan öncesine ait yaşam tarzı, sosyal yapı, devlet ve kurumlarıdır. Yani Atatürk devrimlerinden öncesidir.

Genelkurmay Başkanımızın ve Cumhurbaşkanımızın sözünü ettiği gericilik tehdidi, Atatürk devrimlerinden öncesi düzeni kurmaya yönelik tehditlerdir.

Anlaşılıyor ki, Necmettin Erbakan’ın lugatındaki “millî” kelimesi nasıl herkesin bildiği ve kullandığı, yaygın kullanıldığı anlamdaki “millî” değil idiyse, Başbakanımızın aklında da, nereden, nasıl ilham aldığını bilmediğimiz farklı bir “irtica” kavramı var. Yine anlaşılıyor ki onun formatındaki “gericilik” için bir tehdit mevcut değil. Kavram farklı olunca bu da gayet normal.

Anormal olan ve acı olan, Başbakanımızın, tanımı bu kadar net ve berrak olan bir kavram üzerinde kargaşa yaratarak, Genelkurmay Başkanımızı, Cumhurbaşkanımızı ve hepimizi çocuk yerine koymasıdır. Teşekkür ederiz, biz gericiliğin ne olduğunu gayet iyi biliyoruz.

Orda burda duyduğumuz “Kemalizm de eskidi, ona özlem duymak da gericiliktir” türü polemikler de tamamen kavram kargaşası yaratmaya yönelik sulandırmalardır.

*******************

Bunun gibi, laiklik de sanki tanımı belirsiz bir kavram gibi lanse edilip, tanımı üzerinde bir sürü spekülasyon yaratılmaya çalışılıyor. Daha dünkü gazetelerdeki bazı köşe yazılarında, bizim örnek aldığımız Fransız türü laiklik, jakoben (zorlamacı) olarak tanımlanıp, alternatif olarak Anglosakson tarzı laiklik gösteriliyor.

Bu da farklı bir sulandırma. Dini ritüellerle bezenmiş bir devlet, gerçek anlamda Laik olamaz. Din – devlet hesaplaşması sorununu halletmiş, tuzu kuru ülkelerdeki uygulamalar, Türkiye için örnek olmamalı. Her ülkenin kendi hassasiyetleri ve öncelikleri vardır. Cumhuriyetimiz henüz çok genç ve korunmaya ihtiyacı var.

Alman anayasasında anti-semitist Nazi geçmişi nedeniyle “Yahudiler aleyhine (başka ırklar aleyhine değil) propaganda yapılması yasaktır” anlamında maddeler bulunması, Dünyada, lokal hassasiyet ve önceliklere verilebilecek güzel bir örnektir.

 
Toplam blog
: 130
: 2132
Kayıt tarihi
: 28.06.06
 
 

İnsanın kendini anlatması zor, gereksiz de! Yaptığı işlere bakmak yeter, ne gerek var fazla i..