- Kategori
- Dünya
Hangi taraftayız?

Bölgemiz kaynıyor, bombalar patlayacak gibi...
Bir tarafta sınır komşumuz Rusya, diğer tarafta ABD ve Avrupa ülkeleri. Ortalıkta büyük bir gerilim ve çatışma riski. Bölge ülkeleri ise saflarını ortaya koydu. Ya biz? Biz hangi taraftayız?
İşte kritik soru bu. Aslında soru yarı yarıya cevabını buldu. ABD ve Nato gemilerinin boğazlardan geçişine izin vermemiz, geçmişte de olduğu gibi ABD yanlısı olduğumuzu ortaya koydu. Peki doğru tarafta mıyız?
Aslında bildiğiniz şeyler ama olaya özetiyle başlayalım:
Gürcistan ve Ukrayna, Bulgaristan ve Romanya'dan sonra Nato üyesi olma yönündeki çalışmalarını olgunlaştırdı. Bu iki ülkenin Nato üyesi olması demek, Karadeniz'in ve Rusya çevresinin ABD üsleriyle ve füze rampalarıyla çevrilmesi anlamına geliyordu. Doğal olarak Rusya bu gelişmelerden rahatsızdı. Özellikle arka bahçesi konumundaki Gürcistan'ın ABD yanlısı olması ve Nato'ya girmesini istemiyordu.
Gürcistan'ın Amerikan yanlısı devlet başkanı Saakaşvili ilişkileri geliştirmişti. Sam amcası sırtını sıvazlıyor, hoş vaatlerle güzel bir gelecek gösteriyordu. Hatta ABD Bakanı Gürcistan'ı ziyaret etmiş, her türlü tehlikeye karşı (Rusya) kendilerini koruyacakları garantisini vermişti. Bu garantilerle palazlanan Saakaşvili Güney Osetya'yı işgal etti. (Gürcülerin burada yaptığı sivil katliam dünya medyası tarafından es geçildi) Bunun üzerine Rusya, aradığı bahaneyi bulmuştu ve Gürcistan'a girdi. Amacı Gürcistan'ı işgal altında tutmak değil, gerekli dersi vermek ve Osetya ile Abhazya'yı Gürcistan'dan ayırmaktı. Özellikle Karadeniz kıyısı olan Abhazya önemliydi. Gürcistan'a koruma garantisi veren ABD ise her zamanki gibi kaypaklığını yapmıştı.
Rusya amacına ulaşmış, Abhazya ve Osetya'nın bağımsızlıklarını tanımış ve en önemlisi son dönemde ABD'ye yanaşan bölge ülkelerine bitmediğini ve gücünü koruduğunu ispat etmişti. Bölge ülkeleri için puan kaybeden ABD'nin bir şeyler yapması lazımdı. Üstelik cesaretli (saldırgan) tutum, yaklaşan ABD seçimlerinde Bush'un veliahtına puan toplayacaktı. Durmadı ve Nato adı altında Amerikan savaş gemilerini Karadeniz'e sürdü. ABD şimdi de Türkiye'yi zor durumda bırakmıştı. Türkiye'nin tarafını göstermesi gerekiyordu. Bir tarafta sözüm ona müttefiği ABD ve savunma anlaşması olan Nato, diğer tarafta komşusu ve ticari ilişkileri yoğun olan Rusya. Türkiye tercihini Batı'dan yana yaparak gemileri boğazlardan geçirdi.
Başka bir şey yapabilir miydi diye soracaksınız. Evet yapabilirdi. Madem yardım malzemeleri taşıyordu bu gemiler, yükleri İstanbul'da Türk sivil gemilere yüklenebilir ve Gürcistan'a gönderilebilirdi. Tabi ABD'nin amacı yardım etmek değil, boy göstermekti. Ama Türkiye en azından hemen ABD'nin isteğini yapmak yerine, bunu teklif edebilirdi. Ama yapmadı.
Sonuç olarak Rusya Türkiye'ye karşı tavır aldı. Gümrüklerini kapattı. Halen binlerce tırımız Rusya sınırında bekliyor. Türkiye'yi Montre anlaşmasının delinmesi halinde sonuçlarına katlanırsın şeklinde açıkça tehdit etti.
En önemli gelişme, dün Rusya önderliğinde bir çok Devlet başkanı bir araya geldi. Bu toplantı da Türkiye yoktu. Peki kimler vardı; Rusya, İran, Çin, Pakistan, Tacikistan, Kırgızistan, Kazakistan vb. Toplantıdan çıkan karar, tüm bu ülkeler Rusya'ya açık destek verdiler. Bu olay safların çizildiği anlamına geliyordu. Bir tarafta doğu ülkeleri, diğer tarafta ABD ve Batı ülkeleri. Türkiye ise şu an için sadece Trakya komşusu olan Batı tarafında yer aldı.
Bu taraf bizim için doğru bir karar mı?
Rusya, İran vb. ülkeler, coğrafi olarak sınır komşularımız. Çok ciddi ihracat kapasitemiz var. İhracat haricinde çok sayıda Türk İnşaat firması bu bölgelerde faaliyet gösteriyor, binlerce işçimiz çalışıyor. Petrol ve doğalgaz dış alımlarımızın büyük çoğunluğu bu ülkelerden.
ABD ve Avrupa: Senelerdir müttefiğimiz görünen ABD, her fırsatta Türkiye'yi satmaktan geri durmadı. Özellikle Irak'ta Türkiye'ye rağmen Kürdistan'ı kurdurdu. Türkiye için binlerce cana malolan teröristlere hamilik yaptı. Askerlerimizin başına çuval geçirdi. İhracatta Türk ürünlerine sürekli kota uyguladı. İsterseniz makarna vb. gıda ihracatçılarına ve tekstil satıcılarına sorabilirsiniz. Avrupa yıllardır AB'ye alacağız diye Türkiye'yi oyaladı. Bu oyalama arasından Türkiye'den Kıbrıs ve terör ile ilgili sayısız tavizler aldı. Gümrük biriliği ile kendi ihracatını tavan yaptırırken, Türk tarım ürünlerini Gümrük anlaşması dışı bırakarak kota uyguladı. AB parlemento üyelerinin Türkiye ziyaretlerinde ilk durakları hep Diyarbakır oldu. Nedense kimse Kayseri'ye veya Trabzon'a uğramadı. Bu ziyaretlerde kışkırtmacı tutumlarını hiç saklamadılar.
Bugün Rusya ile ters düştüğümüzde neler olacağını düşünün. İhracat potansilemizin büyük çoğunluğu olan Rus, İran ve Türki Cumhuriyetler pazarını kaybedeceğiz. Bölgede faaliyette olan Türk müteahhit firmalar kovulacak. Binlerce işçi, işsiz olarak yurda dönecek. Doğalgaz ve petrol boruları kapanacak. Daha da kötüsü Allah korusun bir savaş durumunda ilk vurulacak ülke biz olacağız. Peki ABD ve Avrupa bizi koruyacak mı? Bence Gürcistan'ı korudukları gibi yapacaklar. Yani yanlız kalacağız.
Savaş çıkmazsa bile soğuk savaş sürecek. Dolayısıyla Rusya, İran ve diğer doğu ülkelerinin Türkiye'ye olan ambargosu devam edecek. Komşularımızla ilişkiler hep kötü sürecek.
Ya da doğu tarafında yer alırsak, ABD ve AB ambargosuyla karşılaşacağız. ABD Irak'tan Kürdistan faaliyetlerini hızlandıracak ve Türkiye'ye yaymaya çalışacak.
Peki ne yapacağız?
Şimdi bu durumları göz önüne alırsak, biz doğru tarafta mıyız? Ya da tarafsız mı kalmalıyız. Çok kritik bir karar...
Asıl kötüsü bu kararı alacak olan iktidar. Bu iktidarın ABD yanlısı tutumu malum.
Allah sonumuz hayır etsin...