​ Hangisine inanacağız? Kime güveneceğiz? / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Şubat '12

 
Kategori
Güncel
 

Hangisine inanacağız? Kime güveneceğiz?

Hangisine inanacağız? Kime güveneceğiz?
 

Türkiye’de tam bir bilgi kirliliği yaratılıyor. Medya aydınlatmanın değil karartmanın aracı haline getirildi. 

4 Şubat 2012 tarihli gazetelerde okuduk, televizyonlarda izledik.  Dediler ki “Adli Tıp’ın ön inceleme sonuçları şüpheleri artırıyor: Silivri Cezaevi’nde hayatını kaybeden eski MİT’çi Oda TV sanıklarından Kaşif Kozinoğlu’nun ölüm sebebi kalp krizi değil. İncelemelerde herhangi bir kan pıhtısının kalp damarlarını tıkamadığı görüldü.” 

11 Şubat 2012 tarihinde çıkan haberlerde ise “Adli Tıp Kurumunun raporuna göre Kaşif Kozinoğlu’nun kronik iskemik kalp hastalığı nedeniyle öldüğü tespit edildi” denildi. 

Bazı gazetelerde “Suriye'den kaçıp Türkiye'ye sığınan 2 subayı Suriye'ye sattığı iddia edilen MİT mensubu S.Ö.'nün de aralarında bulunduğu 5 şüpheli tutuklandı” haberi yer aldı. 

Suriye’de “kışkırtma ve sabotaj” eylemlerinde bulunan 49 Türk ajanının yakalandığı ve Suriyeli albayın bu Türk ajanlarıyla takas edildiği” iması başka bir gazetede yayınlandı. 

Eski genelkurmay başkanı İlker Başbuğ, terör örgütü kurmaktan ve terör örgütünün başı olmaktan tutuklandığı manşetlerden günlerce düşmedi.  

Özel yetkili mahkeme savcıları, Ordu komutanları içeri tıkılırken hükümet çevreleri “yargı gereğini yapıyor, normal bir hukuk sürecidir” dediler, MİT müsteşarını ifadeye çağıran özel yetkili mahkeme savcısına işten el çektirdiler. 

Gazeteciler İstanbul başsavcısına “Mit mensupları ifadeye mi çağrıldı?” diye sordular. “Hayır, yok öyle bir şey” dedi. Ama öyle olduğu ortaya çıktı. 

Bu durumda biz hangisine inanacağız? Kime güveneceğiz? 

Türkiye bir savaşın içindedir. Kullanılan en önemli araç medyadır. Medyada çıkan her haber maksatlıdır, yönlendirmeye yöneliktir. Durumu yüzeysel bakışla çözemeyiz. İnce eleyip sık dokumamız gerekiyor. 

Kim kiminle niçin savaşıyor, kim kimin tarafında yer alıyor? Bunu çözmek her yurtsever için bir görev olmuştur. Televizyonlarda saçma sapan dizilerin tutsağı olarak, üç kuruşun hesabını yaparak, yirmi yıl önce okuduklarımızla yetinerek, önyargıyla, etnik, dini temellendirmelerle ne olanları kavrayabiliriz ne olayları anlamlandırabiliriz. 

Anlamadığımız problemi ise çözemeyiz. Eleştirel bir bakışa ve kuşkuculuğa, tutarlılık denetlemesi yapmaya ihtiyacımız her zamankinden daha fazla gözüküyor. Sistem yaklaşımıyla yıllardır kendisiyle cebelleşen bir adam olarak itiraf ediyorum: ”Atatürkçülüğü kimseye bırakmayan ben Atatürk’ü tanımıyormuşum!”

“Yurtta barış dünyada barış, ya özgürlük ya ölüm” sözlerini sıradan sözler gibi algılamışım. 

Ey millet! Şimdi yol ayrımındayız. Ya özgürlüğü veya tutsaklığı ve köleliği tercih edeceğiz.

Özgürlük diyenlerin kılavuzu Atatürk’tür. Çıkış arıyorsak O’na yeniden bakacağız. 

 
Toplam blog
: 114
: 860
Kayıt tarihi
: 29.12.06
 
 

Osmaniye Düziçi doğumluyum. Sınıf öğretmenliği, ilköğretim müfettişliği, il milli eğitim müdürlüğ..