- Kategori
- İnsan Kaynakları
Hassas konu "disiplin"

İŞYERİNDE DİSİPLİN
7 Eylül 2007
İş hayatı, çalışanların gün boyu emek ve zaman harcamasıyla geçen hareketli ama stresli ve kaygı dolu, neşeli ama bir günü ötekini tutmayan mevsime, sezona, iş potansiyeline göre değişen bir sosyal birlikteliktir.
Neşeli günler hariç çalışanların işyerinde; bilgi eksikliği, kusur, hata, dikkatsizlik, kaza veya kasıtla başlarına gelen her olay işverence dikkate alınan veya alınması gereken bir disiplin işlemidir. Her küçük olayın abartılması gerektiğini savunmuyorum, ancak kurumda disiplin ve ciddiyetin bir kez elden kaçması sonucu sistemli bir çalışma, otorite, saygınlık kurmak mümkün olamaz.
Otorite çok mu gerekli? diye aksini savunan yönetici ve danışmanları duyar gibiyim. Ancak hiçbir asırda başıboşluk veya kimse karışmasın şeklinde bir yönetim görülmemiştir, olamazda. Bu nedenle kurumlarda sistemli çalışması gereken organlardan biriside Disiplin Kurulu olmalıdır.
İnsanlar dedikodudan hoşlanırlar, o nedenle tüm işyerlerinde hatta toplum hayatı içinde birkaç kişinin bir arada bulunduğu her yerde az ya da çok dedikodu yapılmaktadır. Aslında bu huyu kusurdan ziyade zayıflık olarak görüyorum.
Zayıf insanlar gerçeği öğrenmekten korkup araştırmazlar, bilgi kırıntılarıyla yorum (dedikodu) yaparlar. Bu bilgileri güya güçlü görünmek için de başkalarına aktarırlar.
Bu bir suç sayılır mı? Bazen dedikodu şirket lehinde kullanılabilir, şirketin büyümesinden iyi tayinler yaptığından, yüksek zam hedefleri olduğundan bahsedildiğinde geçici de olsa insanlar bu dedikoduyu dikkate alarak güven tazeleyebilirler. En güzeli de, piknikler, sportif aktiviteler vs. bunlar yapıldıkça şirkette günlerce bu yarışmalar veya etkinlikler konuşulacaktır.
Ancak dedikodular genelde şirketlere zarar verir. İşler kötüye gidiyor, filan arkadaş bizden fazla maaş alıyormuş, neden sürekli geç gelen İsmail kayrılıyor, usta işi bilmediği halde başımızda duruyor, dedikoduları işletmede huzursuzluk ve ikilik çıkaracak dedikodulardır.
Mesela sürekli geç gelen bir elemanı gerçekten görmezden geldiniz ve bu dedikodular başladı sonuç; bunun önüne geçmek için baskı yapmak değil elbette. Asıl önlem geç gelen eleman için bir savunma isteyerek gerekli ihtarı yapmaktır. O zaman işletme de başta değindiğimiz otorite sağlanır ve kişilerin birbirlerine nefretle bakması önlenir.
Disiplin işlemi tam zamanında ve uygun cezalandırmayla yapılırsa işe yarar. Geç kalmış ceza gibi orantısız ceza da caydırıcı ve güven verici olmayacaktır. Bunun için objektif karar veren bir disiplin kurulu bulundurulmasını özellikle 50 ve üzeri eleman çalıştıran işyerleri için önermekteyim.
Bunun yasal boyutuna gelince, 4857 sayılı İş Kanunu özellikle kurum yönetmeliği veya sözleşmelerinde yazılı olan suçların işlenmesi halinde ceza uygulana bileceğini belirtmektedir. Kural olarak önceden bildirilmemiş ve bilinmeyen bir fiil için suç işlediniz deyip işçiyi cezalandırmak mümkün olmayacaktır. Yalnızca yasanın 25. maddesinde sayılan “ahlak ve iyi niyet hallerinin ihlalinde” bu mümkün olabilecektir. Oysaki işletmelerde onlarca fiilin yapılması veya yapılmaması suçlu durum doğurabilir.
Mesela, bir işçinin; “bugün canım istemiyor mesaiye kalamam” demesi diğer işçilerde korkunç bir etki oluşturur. Bunun telafisi, Disiplin Yönetmeliğinde görevi yapmamanın veya geciktirmenin suç olduğunun vurgulanmasıdır. İşçinin sözleşmesinde fazla mesai ve bayram mesaisi yapacağını kabul ettiğini belirten madde bulunması da şarttır. Kaldı ki fazla mesai hususunda ayrıca yönetmelik bulunmakta ve buna göre her yıl yeniden fazla mesai yapmayı kabul ettiğine dair olur alınmalıdır.
İşletmede hırsızlık olması halini düşünelim. Tüm çalışanlar zan altında bırakılmadan bu işlem nasıl düzeltilmeli? Eğer gerekli önlemler alınmadan yaygara ve telaşla işin içine girilirse tüm çalışanlar kurumdan tedirginlik duyduğu gibi bu tür olayların artmasına da hizmet edilmiş olabilir. Bunun yerine mutlaka bilinçli bir yol takip edilerek, en az insanı bilgilendirme ve yorma faaliyetinden sonra sonuca gidilmelidir. Disiplin kuruluna sevk edilen asıl sorumlu ipucu veremiyorsa tümünü sorgudan geçirmek yine fayda vermeyecektir. Aksine insanlar telaşa ve korkuya kapılacak, motivasyon kaybı yaşanacak ve iş verimi ciddi düşecektir.
İşveren işçilerini bir kusurundan dolayı işten atmakla tehdit etmek yerine onların küçük büyük tüm kusurları için bir savunma alarak suçun işlenme sebebini sorgulayarak hem gerçek durumu öğrenmiş olacak hem de suçu kabul eden işçi için dosyasında bir savunmalar ve tutanaklar serisi hazırlamış olacaktır.
İki savunma işten atmak için bile yeterli olduğuna göre işveren her halde kazanacaktır: Birincisi işçisini kazanır. Olayın iç yüzünü sorarak gerçek durumu öğrenir, belki geçmiş olsun dileğini iletmek zorunda kalır, boş yere azarlamaz, ikincisi çalışanların tümüne haksızlık edilmesine mani olur adaleti sağlar, üçüncüsü ise kendisi için fayda sağlamış olur, gerekirse bu kadar savunma ve ihtarı olan elemanı tazminatsız olarak işten uzaklaştırabilir.
Disiplin kelimesi ürpertici gelebilir ama her kurum iç disiplinini sağlamak zorundadır.
İyi bir iş hayatı dileğimle
Muammer MURAT
İnsan Kaynakları Uzmanı