Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Eylül '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
205
 

Hatay Suriye hattı

Hatay Suriye hattı
 

Yeğenimin düğünü dolaysı ile üç günlüğüne bulunduğum Hatay ili Suriye sınırından izlenimlerimi aktaracağım bugün sizlere.

Bilindiği gibi dünyanın dört bir yanından gelmiş paralı askerleri, Suriye’nin teröristlerini besliyor, destekliyoruz devlet olarak. Geçtiğimiz hafta dışişleri bakanımız yakınıyordu. Bugüne kadar 300 milyar dolar harcadık. Bütün yükü bizim üstümüze yıktınız. Bu yük kaldıramayacağımız boyutlara ulaştı. Bizi sürdüğünüz bu yükün altına biraz da siz girin artık babında.

Genel olarak Reyhanlı/ Kurtuluş (Canbolat) hattında geçen zamanım çevreyi gözlemlemek, yöre halkını dinlemekle geçti. Ekseriyetle bir huzursuzluk, rahatsızlık hakim yöre halkında.

Nasıl olmasın ki?

Bomba seslerinin eşlik ettiği bir coğrafyada yaşamak hiç de kolay değil. Perşembe sabahı ulaşmış olduğum Kurtuluş köyüne kadar ulaşıyordu Suriye’de ardı ardına patlayan bomba sesleri. Kahvaltı soframıza, sohbetlerimizin içine kadar ulaşan bomba seslerinin tedirginliğinde yudumladık çaylarımızı. Biz orada çayımızı yudumlarken, çok değil 25-30 kilometre ötemizde, savaş bütün çirkinliği ile hüküm sürüyor, kadınlara çocuklara tecavüz ediliyordu belki de. Perşembe, geceye kadar, Cuma ise öğleye kadar sürdü bomba sesleri. Hatta biz Canbolat'a ulaşmadan bir gün önce, yani çarşamba günü Suriye jetlerinin Türk sınırını ihlal ettiği, Türk jetlerinin ise anında cevap vererek Suriye uçaklarını geri püskürtmüş olduğunu öğrendim ev halkından.

Düğünümüz ise Suriye’nin sıfır noktasında, Yenigöl Reyhanlı gölü kıyısında bulunan Akın Çay Bahçesi Düğün Salonunda gerçekleşti. Güvenlik nedeni ile havai fişek gösterisine izin verilmeyen düğün sırasında bombalar patlıyordu belki de burnumuzun dibinde ve biz duyamıyorduk müziğin sesinden. Düğün boyunca aklım Suriye tarafındaydı. Bir sınıra hiç bu kadar yakın olmamıştım. Düğün salonuna ulaşmaya çalışırken geçtiğimiz yol boyunca öyle çizgilerden geçtik ki; araçtan inip k 15 adım yürüsek telin öbür yanında, Suriye topraklarındaydık. Hatta sözünü ettiğim noktada iki defa bir gencin Suriye sınırını aşarak Türkiye’ye girdiğini, yolun kenarında bekleyen motorlu bir gençle birlikte Cilvegözü tarafına doğru uzaklaştığını gördük.

Çevrede biraz gözlem yapabilmek için erken gittim, düğün salonununda içinde bulunduğu, Reyhanlı Yenigöl parkına saat 18 sıralarında ulaştım. Park alanı Suriyelilerle doluydu. O saatlerde hep böyle oluyormuş. Kimi kara çarşaflı kimi türbanlı ve pardösülü idi. Fotoğraf çekilmesinden hiç mi hiç hoşlanmıyorlardı. Genel olarak parka gelenlerin üst gruptan olduğu giyimlerinden kuşamlarından belli oluyordu. Çevre halkının anlattıkları da bunu doğruluyordu. Suriye’nin eliti sayılabilecek bu grup binbeşyüz liraya kiraladıkları evlerde kalıyorlarmış. Gariban olanlarsa kamplara yerleştirilmiş. Yine yol üstünde geçerken uzaktan gördüğüm bu kampların çoğu boşaltılmaya başlamış. Türkiye’nin farklı bölgelerine, yörelerine gönderiliyorlarmış ki; gelirken bindiğim otobüste de Suriyeliler vardı. İki saat kadar dolaştığım Hatay ilinde yine bol miktarda Suriyeli vardı.

Velhasıl, nasıl olduysa oldu daha düne kadar el ense tokat diyebileceğimiz ilişkiler içinde olduğumuz komşu ülke Suriye ile bugün köprüleri attık, düşman olduk. Suriye halkının %75’nin desteğini alarak seçilen ve başkanımızın 2008’de Bodrum’da ağırladığı, karşılıklı olarak vizelerin kaldırıldığı, müthiş bir ticaret hacminin yakalandığı bizzat başbakan tarafından müjdelenen Suriye ile (Van kedisi değilse de sanırım Amerikan kedisi girdi araya) bugünlere geldik.

Geldiğimiz noktada kazananın ne Suriye ne de Türkiye halkı olmadığı açık. Aksine her ikisi de büyük zararda, halk huzursuz. Yakalandığı söylenen o müthiş ticaret hacmi ise artık sıfır noktasında. Tıpkı sınırımız gibi…

Kazanan komşu halklar olmasa da kazanan birileri var tabii. O da bu kirli savaştan çıkarı olan silah tüccarları. Biz ise bu kirli savaşa halka rağmen ev sahipliği yapıyoruz. Yazık ki ne yazık!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sonuç gerçekten ülkemiz için kötü.Ama yani düşünen bir insan olarak ve de siyasi mülahazaları bir yana bırakarak acaba Türkiye başka türlü ne yapabilirdi diye de sormak lazım.Mültecileri kabul mu etmeyecektik?Hiç karışmayıp savaşı seyredecek miydik? Muhaliflerden yana değil Esad'dan yana mı olacaktık? Ben kenarda durup her iki taraftan da savaş mağdurlarına insani yardım boyutunda kalmalıydık diyorum.Savaşa taraf olmamız yanlıştı.

Kerim Korkut 
 30.09.2012 8:54
Cevap :
Son cümlenize katılıyorum. Bu kimin savaşı ve neden? Bu soruların içi boş olduğu sürece savaşa taraf olmak akılsızlıktır.   03.10.2012 20:25
 

Henüz iki yıl önce "komşularla 'sıfır' sorun politkası" (gü)derken, sınıra 'sıfır' noktasında, "sıfıra 'sıfır' elde var sıfır" gerçeğini hissetmek -günümüzün kaygan küresel politik zeminine dair- yerinde ve ilginç bir gözlem Aynur hanım! Paylaştığınız için teşekkürler, kaleminize sağlık! 'Sıfır'dan 'eksi'lere doğru bayır aşağı yol alırken...

Ersin Kabaoglu 
 29.09.2012 14:45
Cevap :
Küresel çaklallar kana susamış. Taşeronlara ihtiyacı var. Diğer türlüsü pahalıya geliyormuş. 25 centlik askerler arıyorlar. Saygılar  03.10.2012 20:22
 

Merhaba, sizi kutlarım. Böylesi karışık bir ile yaptığınız seyahat ve bilgileri bizimle paylaştığınız için. Selamlar...

Mesut KARİP 
 24.09.2012 16:23
Cevap :
Teşekkür ederim. Tam istediğim gibi dolaşamasam da (elde olmayan nedenlerden dolayı) gezdiğim gördüğüm kadarı ile işte. Saygılar  25.09.2012 2:13
 

Hayır sevgili Ayrıntı, bu daha deplasman. Maç Suriye'de oynanıyor. Biz bu gidişle İran maçına ev sahipliği yapacağız.

mustafa yener 
 20.09.2012 12:30
Cevap :
Öyle gibi görünüyor. Hakkımızda hayırlısımı dilemekten başka bir şey gelmiyor şu an elimizden. Saygılar  21.09.2012 2:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 669
Toplam yorum
: 6100
Toplam mesaj
: 564
Ort. okunma sayısı
: 1493
Kayıt tarihi
: 19.01.07
 
 

Bir on dört mart sabahı güneş henüz arz-ı endam ederken üzeri yongalarla kaplı, küçük pencereli, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster