​ Hatice Aslan bir yürüdü tam yürüdü! / Sinema / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Mayıs '08

 
Kategori
Sinema
 

Hatice Aslan bir yürüdü tam yürüdü!

Hatice Aslan bir yürüdü tam yürüdü!
 

Arkadakilerin bir şikayeti yok gibi yüzlerinde tebessüm:)


Cannes'e damgasını vuran Türk oyuncusu, Türk kadını. Yine her zaman olduğu gibi kediler ulaşamadıkları ciğere mundar demişler, olsun. Hatice Aslan'ı yıllardır dizi oyuncusu olarak izliyoruz. Ağırlıklı olarak tiyatro oyunlarında rol alıyor çünkü mesleği tiyatroculuk. Ama her oynadığı dizi karakteri ile de mutlaka iz bırakan bir yetenek.

Cannes'ın kırmızı halısı üzerinde aman aman ne yaşanmış merak edip bütün fotoğraflara bakıyorum. Ve gurur duyuyorum, "içindeki çocuğu, aşkı öldürmemiş, yaramaz Türk külkedisi". Kendisi ile yapılan röportajda çok güzel dile getirmiş kırmızı halı ile ilgili duygularını, aynen ekliyorum :

"23 yıllık tiyatro hayatı olan biri için bu çok olağanüstü bir şey değil. Moliere ya da Shakespeare kostümünü 2 saat boyunca sahnede taşıyan insan 10 dakika kırmızı halıda yürüyebilir diye düşünüyorum. O tarz şeyleri giyip taşımak çok artistik, çok keyifli." (1)

Ve gerçekten bu onun şovuydu belki. Niye çok görüyoruz ki! Yabancı sinemacılar, sanatçılar bu tür törenlerde koloniler halinde mi fotoğraf çektiriyorlar? Hayır. Peki hani her zaman olan şey de değil, 23 yılını tiyatroya vermiş, dizilerde oynamış ve sinema hayalini gerçekleştirmiş bir Türk kadını, Türk sanatçısına saymadım kaç basamaklık mutluluğu neden çok görüyoruz?

Bırakalım tadını çıkarsın. Bırakalım doya doya yaşasın "star"lığın keyfini... Hem onu hiç Oscar iddiaları ile ortalıkta demeç verirken gördünüz mü? Peki verenleri Oscar alırken gördünüz mü? Hayır... Ama Hatice Aslan büyük bir sinema organizasyonunda ülkesini, ülkesinin sanatını, sinemasını, en önemlisi "ülkesinin çağdaş kadını"nı layıkıyla temsil etmiştir. Ha bunu coşkuyla, sevinçle, biriciklikle yaptı ise kime ne?

Onun başarısı, onun yıldızı, onun coşkusu, onun hayali, onun beklentisi, onun "nihayet"i...

Sorun kendinize, siz o merdivenlerin üzerinde, o kıyafet içinde, etrafınızda patlayan flaşlara "kusura bakmayın, poz veremem, toplu geldik toplu gideriz, toplu çekiniz" mi derdiniz? Elbette hayır, çünkü içinizdeki o küçük ego, o küçük haylaz "burdayım, beni görün" diyerek ortalıkta kah koşar kah coşardı. Hatice Aslan'da farklı bir şey yapmamış. Üstelik hakkını vererek o merdivenlerin, tüm dünyaya hem kendini hem ekibini hem de ülkesini tanıtmış. O konuşuluyor, filim konuşuluyor, ülke konuşuluyor....

Biz millet olarak neden bu kadar ikiyüzlüyüz anlayamıyorum!

Niye başaramıyoruz? Niye bizim halılarda yürüyen starımız yok?

Eeee oldu işte.... Alkışlasana!

Yok, niye tek poz verdi? Niye arkadaşlarından ayrıldı? Niye şov yaptı?

Sonuç; benim ülkemde başarıdan korkulur, benim ülkemde kompleks almış başını yürümüştür, benim ülkemin üzerinde güvensizlik karabulutları daha da yoğun yol almaktadır, benim ülkemde kediler beğenmedikleri ciğere mundar der.

Oysa tek bir yanıt var:

Kıskanmayın! Alkışlayın!

Biliyorum, o halı üzerinde olan Hülya Avşar olsaydı ve şovun alasını yapsaydı, alkışlardınız, alkışlardınız...

Bu yürüyüş Hatice Aslan'ındı ve her basamağını her gülücüğü ile haketti.

Kendi adıma, Türk kadınları adına bizim gerçek gülen modern yüzümüzü tüm dünyaya böyle renkli, böyle eğlenceli, böyle kaliteli gösterdiği için tekrar teşekkür ediyorum. Umarım ödülü de sizin elinizde görürüz.

 
Toplam blog
: 23
: 1956
Kayıt tarihi
: 10.06.06
 
 

1976 Nazilli doğumludur. İlk şiir kitabı "Farkındasız İntihar" 2009 yılında Kadın Yayınevi'nden y..