- Kategori
- İlişkiler
Hayal kırıklıkları.. Vol I
İnsanlar birden fazla karakterlidir derlerdi de inanmazdım. Çünkü kendimden bilirdim işi. Ben evde ne isem; sanal alemde de, okulda da, aileme karşı, kendime karşı da öyleydim hep. Her insan gibi bende karşımdakini kendim gibi zannettiğim çok zamanlar olmuştur elbet. Belli bir tecrübeden sonra zaten kendin gibi görmüyorsun karşındakini. Ara sıra kendin gibi görüp onu da öyle benimsemelerin hariç tabi. Fakat ben insanlardaki şu olguyu bir türlü çözemedim. Canım dediğin, kardeşim dediğin, en yakın arkadaşım hatta dostum dediğin insanla elbet kavgaların oluyor. Tartışıyorsun, hatta bazı hareketlerine kırılabiliyor yıllarca konuşmuyorsun ama, arkasından azılı düşmanınmış gibi de konuşup duruyorsun. Arkadaşım, bu insan senin dostundu değil mi? İyi günleriniz çoğunlukta öyle mi? En kötü anında bu insan vardı senin yanında değil mi? Eee.. O zaman dostundu da, şimdi onun ufacık bir hareketine alındığın için düşmanın mı oldu?.. Bir de şöyle bir durum var. Herkese anlatırsın bu durumu. Her önüne gelene, "ben onunla konuşmuyorum" illaki dersin. Bir de anlattığın o kişi, "aa evet evet o hep öyleydi, hatta bana neler yaptı da ben bir şey demedim" derse, vay haline o konuşulan insanın. Gaza gelip en yakın dostun ama şuan düşmanın olan o insanda basar durur aleyhine. Gerçekten çözemiyorum. İnsanlar mı nankör, yoksa bizde mi sorun var?
Geçen hafta bir olay yaşadım. Hatta bunun gibi bir çok olay yaşadım. İki insan kavga eder gelir bana anlatırdı. Sayar sayar dururdu ben ara bulurdum hep. Ama, bu olay da büyük hayal kırıklıklarına uğradım. Bir arkadaşım vardı. İsim vermek istemediğim için adı Çilek. Yakın arkadaşız Çilek'le. Çilek, benim bir tavrıma çok kırılmış. Halbuki o tavırda, onun anlayacağı fesat bir tavır değildi. Gayet normal, aklımda onun anladığı gibi olmayan doğal bir davranıştı. Bana gelip söylemedi kırıldığını, ben herkesten duydum. Gittiğimde yanına, " Hayır rojdda'cığım, önemli bir şey değildi. Kırılmadım, unuttum hatta" dedi ve tatlıya bağladık olayı. Fakat; bana kırıldığı anda, kırıldığını anlattığı kişiye arkamdan demediğini bırakmamış. Anlattığı kişi de beni onun kadar tanımıyor ve onun kadar senelerimizi devirmediğimiz halde o savunmuş beni "ben rojdda'yı severim, laf yok" diye... Şimdi ne yapmalı bu duruma bilemedim. Tamam, buyur konuş arkamdan. İstediğini söyle. Hiçbir şey demem, kızmam da. Neden kızayım ki? Sen ortaya koymuşsun karakterini, laf düşmez. Ama, gelipte yüzüme sakın gülme! Gelipte, "yok rojdda'cım, kırılır mıyım sana hiç" deme. En nefret ettiğim şey, ikiyüzlülük! Yalandan beter.. Yalanın bir bahanesi var hiç değilse.
İşte böyle. Bir tarafta ummadıkların ve diğer tarafta umduklarınla birliktesin. Hayatta böyle değil mi zaten. Ama hayat en azından arkandan gülmüyor. Yüzüne direk gülüyor acı da olsa. Böyle arkandan konuştuğu zaman büyük hayal kırıklıklarına ve yıkılışlara sebep olabiliyor..
İnsanlar bayılıyorlar konuşmaya. Her insanın hatası olabilir. Hatasız tek bir insan yok. Sen dostun bilirsin, canından bilirsin. Seni tek bir hatada senin hatalarınla karalar. Bir de öyle bir karalar ki, sanki bunca zaman tüm hatalarını biriktirmişte içinde kalmasın diye söyler de söyler. İşin ilginci, bir kişi sana karşı karalamasın. Doldurmasın seni. Hemen gaza gelip sende atıp tutuyorsun. Kaç yaşına gelirsek gelelim bu hiç bir zaman değişmedi ve değişmeyecekte...
Sevgilerimle