​ Hayat ve ölüm üzerine bir kötülük proplemi / Felsefe / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Şubat '12

 
Kategori
Felsefe
 

Hayat ve ölüm üzerine bir kötülük proplemi

İnsanın bilinci beyninin yeterli bir gelişimi sonucunda ortaya çıktığında kendini dünyada sanki her zaman var olmuş gibi bir varlık algısı sunar.  Ona aslında sonradan varlığa geldiğinin tek kanıtı diğer insanların yanındaki küçüklüğüdür. Onun için çocuklar ebeveynlerine nerden geldiklerini belirli bir yaşta sormaya başlarlar. Yaşadıkça insan hatıraları oluşur ve hatıralarından hareketle ve sonra insan yaşamının kaydını oluşturur. Kendini yaşıyor olarak bulur. Fakat ilk başta dünyaya geldiğinde duyuları ve algıları ona kendini yaşıyor olarak bir benlik altında vermiş değildir. Bu durum tespiti bize kendimizi dünyada nasıl bulduğumuzu kısaca anlatmak içindir.

Yaşamı farketiiğimizde aslında ölümü de fark ederiz. Çünkü ölmeyi duyarız, görürüz ve ölümün varlığını kabulleniriz. O çok sevdiğimiz dünyayı yaşadıkça ölüme yaklaştığımızı, unutur görünsek bile, bilinç altımız canlı olarak bilincimize derin darbelerle verir.  

Burada dikkat çeken şey yaşamı, tercih etmediğimiz seçmediğimiz halde kendimizi yaşıyor olarak bulmamız ya da yaşamın bize zorlanmış olması gerçeğidir. Aynı zamanda yaşamın zorlanmışlığı içinde ölümü de bize zorlanmış olarak fark ederiz. Kısacası yaşamak zorunda olmakla birlikte ölmek zorunda olmayı da kabülleniriz. Bu bakımdan insan iki zorunluluk arasındaki bir yaşamdır. Daha doğrusu bir yokluktan bir yokluğa doğru giden varlıktır.

Hiç bir şey insana bundan daha acı verici olamaz. Dünyanın ve doğanın verebileceği yaşam işte buraya kadardır. İnsan kendisinin bu valık ve yokluk arasındaki yolculuğunu fark ederken aynı şeyi dünya ve doğada da gözlemler. Hiç bir şey yani dünya veya doğa mutlak varlığa sahip sahip değildir. Bir oluşun çeşitli resimleridir görünen. Hiç bir şekilde mutlaktan geldiğine dair bir iz sunmaz gözlerimize veya aklımıza.

Eğer gerçekten mutlaktan geliyor olsaydı bu yok oluşa dair acımızı birazcık hafifletecek bir iz bulabilmeliydik. Mutlaktan gelen varlık, yok oluşu bu şekilde içinde saklıyor olmazdı. Ölümün kendisi yani yokluk halinin varlığı bile mutlak'a aykırılık gösteriyor. Yokluğa giden bir varlıktan da zaten mutlkalık beklenecek gibi değildir.

Bu şekilde yaşamak zorunda olmak da ölmek zorunda olmak da yeterince kötülük gibi geliyor.  

 
Toplam blog
: 17
: 1104
Kayıt tarihi
: 20.07.11
 
 

Ankara üniversitesinde felsefe doktorası yaptı. Halen bir devlet üniversitesinde yrd. doç. dr olarak..