- Kategori
- Deneme
Hayata dair.. [sonuna kadar okuyun ve siz de düşünün]
Gece 02:25;
Önümde, okuduğum romanım, dostumdan hatıra kalemim ve telefonum. Sessiz bir gece. Gecem kalemimin çıkardığı sesle sarsıldı. Bazen insan uzaklara dalıp gider ya işte binmiştim ben de uzaklara giden gemiye. Düşünürken uzaklara,
çok uzaklara......
Kendime geldiğimde odamın loş ışığı vuruyordu masama. Aklımda hayata dair sorular biriktirmiştim. Sonunda kocaman soru işaretleri olan sorular. Bir an sanki dünyada cevabını bilmediğim tek sorular bunlar mıydı diye düşündüm. Düşününce anladım ve yargıya vardım. Sorular ne miydi?
Sorular: Bu dünyada bizim hayatımızın değeri ne idi ve biz bu hayatı yaşamak zorunda mıyız? Bu dünyada ki yerimiz ne? Cevabı basitti. Fakat hani olur ya okulda en güvendiğiniz yazılı sınavında bildiğiniz herşeyi unutursunuz. İşte öyle bir şey idi yaşadıklarım. Romanımı kapattım. Telefonum nedense kendisi gibi davranmayıp sessiz kalmayı tercih etmişti. (Telefonum hep çalar da.)... Gözlerimi kapatıp düşünecektim ve göz kapaklarımın ardında geçmişimi ve geleceğimi canlandıracaktım. Ve yaptım. Biliyor musunuz ne gördüm?Gülüşlerimin, ağlamaklı vaziyetimi bastırdığını. Çünkü hayatı yaşadım ve geçmişimdeki hatalarımı gördüm, farkettim. Bazı hatalarımın altını çizdim çünkü geriye döndüğümde yerini kaybetmemek için....
Hayat, kısa bir film derler ya hani. Evet, hayat kısa bir film ve bizler bu filmin yönetmeniyiz. İşte herşey burada başlıyor. Yönetmen olan biz idik, evet yöneten bizdik ve filmin konusunu ve tarzını da belirleyecek olan biz idik. Yaşamımızı güzelleştirecek, renklendirecek, çiçeklendirecek ve her soluşunda güneşe koyup su verecek olan bizdik.
Kısacası, hayat ile biz bir savaş içerisindeyiz ve kazanan biz olmak zorundayız. Evet, kabulleniyorum hayat ve yaşam tüm şarjorünü üzerimize boşaltıyor. Ama unutmayalım ki görevini sonuna kadar yerine getirmeye çalışan ya da getiren ve sonunda hayatın gönderdiği bir kurşunla ölen askerler şerefli ve sadık askerlerdir. Bizler bu savaşı kazanırsak hepimizin mutlu olacağına inanıyorum..
Evet, benim için zor bir gece. Fakat istediğimi aldım. Bunu da sizinle paylaşmak istedim..
Şimdi, sizler de yaslanın arkanıza ve gözlerinizi kapayın. Düşünün, gidin uzaklara geri dönmemek üzere...
Aklınızdan geçirin, sevdiklerinizi, ailenizi, arkadaşlarınızı, dostlarınızı. Onlara olan sevginizi, onların hayatlarındaki yerinizi, onların kalplerindeki yerinizi düşünün.
Ve tekrar düşünün, kendi çerçevenizde asılı duran hayatınızı. Kendinizi de koyun o çerçeveye ve kendi yaşamınızdaki yerinizi görün. Ne kadarına layıksınız, ne kadarına değilsiniz? Ne kadarı sizin, ne kadarı sizin için değerli, ne kadarı değil? Görüceksiniz ki hiçbir şey için bir canlının, ailenizin, arkadaşlarınızın, sevdiklerinizin kalplerini tamir edilemeyecek kadar kırmaya değmeyeceğini hayatın. Hayatı yaşayın... Yaşayın ve hatalarınızı kabullenip üstünü çizin...
HENÜZ VAKİT VARKEN YAŞAMINIZDAKİ BÜTÜN TOMURCUKLARI TOPLAYIN...
VE UNUTMAYIN Kİ BUGÜN GÜNEŞE VE HAYATA MERHABA DEYİP GÜLÜMSEYEN ÇİÇEK YARIN ÖLÜYOR OLABİLİR.
UFUK EKEN
Pendik Lisesi