- Kategori
- İlişkiler
Hayata dair..

Hayat'a dair ne kadar çok tanım var değil mi...Hemen her insan hayat nedir, neden burdayım, neden yaşıyorum, neden varım sorusunu kendine soruyor, sorguluyor hayatı. Ve kendi yaşam pratiğinin getirdikleri oranında da bir cevap buluyor sanırsam. .Ancak görünen o ki; yaşadıkça, ne bu sorgu bitiyor, nede cevapların çeşitliliği.. Ama kesin olan bir şey var ki, asla şudur.. yada budur gibi net, tatmin edici, soruyu karşılayan bir cevap bulunamıyor.. Verilen cevaplar hayatın dinamik, değişken, bilinmezlikler içeren sürprizli yapısı oranında değişken..
Burada akla gelen ilk soru NEDEN ?..
Neden insan içinde bazen yürüdüğü, bazen koştuğu, bazen delicesine yorgun, umutsuz, mutsuz, acılı, bazense mutluluktan çıldırırcasına çoşkulu olduğu, onlarca viraj, onlarca yol ayrımından geçtiği, hayat denen yolu, İÇİNDE BULUNDUĞU ONCA AN'ın BİLEŞKESİ içinde (farkında olarak veya olmayarak) bir yandan tüketirken, bir yandan da arada sırada O AN'dan çıkıp, büyük resme bakma tanımlama, sorgulama gereği hisseder...
Bu noktada akla gelen ilk olası neden, insanın tükettiği hayatı, anlamladırma çabası olabilir. . Her birimiz hayatı çoğunda rutin döngüler içinde, günlük hayatın iş, ev, sosyal hayatı içinde, adeta nefes aldığımızın bile farkında olmadan, robotize bir sistematik içinde harcıyoruz.. Ve bu rutin döngüden yorulduğumuz veya alabildiğine sıkıldığımızı hisssettiğimiz AN'larda bir an için durup, ne yapıyorum.. hayat denen şey bu mu.. ben yaşıyormuyum, yoksa tüketiyormuyum... ee hayatın ne anlamı var ki.. böyle hayal etmemiştim hayatı .. gibi düşüncelerle boşluklara düşüyoruz. .Hayat bu boşluklarda anlamsızlaşıyor..Ve insan bu noktada, doğası gereği kendi varlığınında anlamsızlaşması duygusuyla başedemediği için, bu anlamsızlıkla başetmeye çalışıyor, çıkış yolları arıyor. .Ve malum soru geliyor.. HAYAT NEDİR..
Bir diğer nedense, insanın durup, dinlendiği noktalarda, hayata verdikleri karşılığında aldıklarının bir muhasebesini yapma isteği olabilir.. Yaşam sürecinden hepimizin beklentileri, istekleri vardır.. Ve insan bunları elde etmek için emek verir hayata, bedeller öder, acılara katlanır. .Birgün bir yerde durup şöyle bir bakar.. hayatın ona verdiklerine.. Bu aslında bir bakıma insanın hayatla yüzleşmesidir.. Ve sanırsam bu yüzleşmenin de ardında gene varlığını hissetmek, hayatın onu bir nevi ciddiye aldığını görmek istemek, daha da açıkçası varolduğunu görmek istemek vardır. .(ki kişi eğer bu noktada kendine karşı özeleştirisel bakabilirse, bu tarz bir yüzleşme kendi kişisel gelişimini değerlendirmesi, kimliğini gözden geçirmesi için birçok veride sağlayabilir..) Yapılan bu hayat muhasebesinin sonucunda, verdiğimiz yanıtlar ister gerçekçi isterse egomuzu kurtaracak düzeyde olsun.. kaçınılmaz noktaya gelinir.. O malum soruya.. HAYAT NEDİR..
İnsanlık yüzyıllardır bu soruya cevap arıyor.. Verilmiş onca cevap, onca açıklama yetmediğine ve biz hala bugün bu soruyu sormaya , hayatı anlamlandırmaya, muhasebesini yapmaya devam ettiğimize ve varoluşumuz, varlığımız için bizi tatmin edecek tek bir cevaba ulaşmadığımıza göre (ki belki de böyle bir cevap hiç olmadı ya da olmayacak,ama insan doğası aramaya devam edecektir gene de) geriye yapılacak ne kalıyor? Hayatın getirdiklerini olduğu gibi kabullenmeye çalışarak, mümkün olduğunca sormadan, sorgulamadan yaşamaya devam etmek mi.. Yoksa HAYAT NEDİR? sorusunun cevabını aramak konusunda ısrarcı olmak mı.. Karar okurun...
Son söz.. hayata dair birkaç cevap..
İYİ YAŞAMAYI ÖĞRENMEK İÇİN, KİŞİNİN İYİ ÖLMEYİ ÖĞRENMESİ GEREKİR .. Sokrates..
YAŞADIĞIMIZ HAYAT, SONSUZLUK BOYUNCA TEKRAR TEKRAR YAŞAMAK İSTEYİP İSTEMEYECEĞİMİZE DAİR SÜREKLİ BİR SORU.. Nietzsche..
EN BÜYÜK BİLGELİK ŞU AN'DAN ZEVK ALMAYI HAYATIN EN BÜYÜK AMACI KILMAKTIR. .ÇÜNKÜ TEK GERÇEK BUDUR.. Schopenhauer..