- Kategori
- İlişkiler
Herşeye rağmen sevebilmek..
SEVGİ..İnsanın doğduğu andan ölene kadar tüm hayat sürecinde belki de en çok ihtiyacı olan, en çok aradığı, istediği, ulaşmak için emek verdiği, varoluşunu anlamlı kılan, varlığında yaşatan, yokluğunda hayatı anlamsızlaştıran, yalnızlaştıran, vazgeçilmez bir duygu.. Çok değişik kaynakları olan (çocuk, anne, baba, arkadaş, dost, sevgili, eş vb.) ve çoğu zaman kaynağını dikkate almaksızın kabul ettiğimiz, istediğimiz bir duygu..Üzerine onca yazı, şiir, romanlar yazılmış,onca sözler söylenmiş bir duygu. Bazı kaynaklarının eksikliği (arkadaş,dost vb ) kısmen insan tarafından tolere edilebilsede, bazı kaynaklardan gelenleri (anne,çocuk sevgisi vb.) yaşam için adeta olmazsa olmazı insanın.. Sevginin hayatımızda bu kadar belirleyici, merkezde bir duygu olması; insanın varlığını en iyi yansıtan, varoluşunu anlamlı, değerli kılan en temel duygu olmasından kaynaklanıyor bence.
Pek sizce; insan ilişkilerinde değerlerin hızla kaybolduğu, kirlenen renkler dünyasında birinciliğin beyaza verildiği günümüz dünyasında, ağızlara bu kadar pelesenk olmuş SEVGİ, içi ne kadar dolu kalabilmiş bir kelime? Seviyorum,seviliyorum derken acaba gerçekten sevgiyi mi yaşıyoruz, yoksa ''miş gibi'' ,''muş gibi'' yaparak bize sevgi diye sunulan veya sevgi diye kendimizi kandırdığımız ilişkiler yumağında varolmaya mı çalışıyoruz? Sevmeyi ve sevilmeyi bunca isterken biz ne kadar sevmeyi biliyoruz? Sevgi ağzımızdan kolayca dökülen bir kelimeyken, gün içinde binlerce kere duyuyorken hangi ara durup düşünüyoruz.. sevgi neydi? diye... Yoksa sadece bize sevgi adında sunulan birşeyleri olduğu gibi düşünmeden ,sorgulamadan alıp hayatımıza, varoluşumuza mı katıyoruz? Bu noktada sorulabilinecek soru çok.. Peki yanıt nedir? Tüm bu soruların yanıtı gene tek bir soruda saklı bence SEVGİ NEDİR? veya SEVMEYİ BİLİYOR MUYUZ?
Bu soruyla birçoğumuzun aklına kendi deneyimlerimizden, çevremizde gördüklerimizden, okuduklarımızdan, izlediklerimizden binlerce tanım, fikir hücum edecektir.. Tek bir tanım var mı? Veya böyle birşey mümkün mü? Üzerinde onca yorum ,tanım yapılmış ve birden fazla kaynağı, çeşidi olan bir duygunun, ''doğru,tek,gerçek tanımı'', ''şudur'' diye bir tanımı konusunda birşey söylemek zor.. Sanırsam hepimiz yaşadıklarımız oranında bu duyguyu tanımlayabiliyor, adlandırabiliyoruz.. Bu noktada ben size kendi sevgi tanımımdan bahsetmek istiyorum..
Bana göre gerçek sevginin, birbiriyle örtüşen iki tanımı var;
SEVGİ; ANLAMAK VE ANLAŞILMAK ZEMİNİNDE, HERŞEYE RAĞMEN SEVEBİLMEKTİR.....
SEVGİ; ÖZGÜR BIRAKABİLMEKTİR...
''Anlamak ve anlaşılmak zemininde olacak'' ve ''herşeye rağmen olacak'' sevgi.. Tezat gibi görünsede aslında değil. İnsan tüm ilişkilerini farkında olarak yada olmayarak ''anlamak ve anlaşılmak'' zemini üzerinde kurar. Çünkü anladığımız ve anlaşılabildiğimizi gördüğümüz, hissettiğimiz oranda varlığımızı güvende, değerli, özel hissederiz. Ve bu oranda da karşımızdaki insanı anlamaya çalışırız. Bu karşılıklı bir etkileşimdir ilişkilerde.. Bu noktada bu etkileşimi en derin, üst düzeyde yakalayabildiğimiz, en iyi anladığımız ve anlaşıldığımızı düşündüğümüz insanla kurulan ilişki; bizim için en önemli duyguyu beslemeye, büyütmeye, yaşatmaya başlar.. SEVGİYİ..
İşte böyle bir mecrada gerçek bir sevgi, herşeye rağmen sevgisi yaşayabilir.. Öyle ki,varlığımızı yaşatan, güvende, değerli, özel hissetiren, sürekli çoğaltan, besleyen, bize negatif yerlerimizde, başarısızlıklarımızda,z aaflarımızda hoşgörüyle, destek olmaya çalışan; karşımızdaki varlığı bizde aynı duygularla karşılarız.. O insan için, aynı özveriyi, fedakarlığı, anlayışı gösterir, olumsuzluklarına, eksilerine hoşgörü, kabullenmeyle yaklaşır, kısacası o insanı zaaflarıyla, artılarıyla, eksileriyle herşeyiyle, bütününde sevmeye başlarız.. Şöyle olursan seni severim, şunu yaparsan seni severim gibi ''ŞARTLAR'' veya böyle olduğun için seni seviyorum, şuna sahipsin diye seni seviyorum diye ''İÇİNLER'' koymadan, sadece varolduğu için, iyi ki varsın, burdasın diyerek, herçeşit maddi, manevi, fiziki koşulda, herşeyiyle, artıları yanında tüm eksilerine rağmen, aslında bir nevi kendi varlığımıza, BEN'imize yaklaşımımıza, sevgimize, benzer bir düzeyde HERŞEYE RAĞMEN severiz..
Dikkatli bakınca insanın aklına şu soru geliyor hemen.. Peki ''herşeye rağmen sevmek'' tanımında bir handikap yok mu? Çünkü biraz düşününce, bu tanımın her ne kadar koşulsuz, şartsız, içinsiz, çıkarsız, BEN'imizle kurduğumuz sevgiye paralel, gerçek bir sevgiyi ifade ettiği düşünülürsede, temelinde bizi bir nevi ''varedeni varetmek'' gibi bir özçıkar yok mudur?
Bu noktada; insanda doğası gereği her varlık gibi önce varolma güdüsüne sahip ve tabiki kaçınılmaz şekilde, bütün bir yaşam sürecinde ,hemen her durumda varlığımızı ön plana koymamız, yaşamsal içgüdümüzün varlığı kaçınılmaz şekilde bir özçıkar zemini yaratıyor.. Ancak bu zemin varolabildiğimiz oranda varedebiliriz gerçeğiyle örtüştüğü ve kendimizde dahil her insan için, yaşamın, insanın, doğasına uygun, yadsınamaz bir kabul gerektirmesi kaçınılmaz olduğu için, kabul edilebilinir bir durum olmak zorunda..
Akla şu geliyor hemen; peki bu özçıkarsal zemin kaçınılmaz bir gerçekse, içinde şartlar (şunu yaparsan, bunu başarırsan, alırsan vb vb se-sa' lar içeren) ve içinler (zengin olduğun için, güzel olduğun için, akıllı olduğun için vb vb için' ler) olan sevgilerde bu özçıkarsal zeminde tanımlanaz mı? Herşeye rağmen sevgi'lerinin bunlardan üstünlüğü gerçekliğe en yakın oluşu nereden kaynaklanıyor? İnsanlar niçin se-sa'lardan veya için'lerden uzak, herşeye rağmen olan sevgileri düşünmeden tercih ediyorlar, arıyorlar, istiyorlar sürekli?
Çünkü, bir insanı herşeye rağmen sevebilmek demek, o insanı kendi varlığınıza eşdeğer hatta bazen kendi varlığınızı da geride bırakarak, kendinize rağmen sevebilmek demektir..
Çünkü, bir insanı herşeye rağmen sevebilmek demek, o insanı varlığını önemsemeden, sadece kendi varlığınızı memnun, mutlu edecek, size göre doğru, yanlışlarla, birtakım şartlara bağlamadan, size uygun şekilde tasniflemeden, şekillendirmeden, kategorize etmeden, onun varlığını yokvarsayarak, önemsemeyerek, bir nevi size uygun, istediğiniz, sizi varedecek bir varlık haline getirmeye çalışmadan, onun tercihleri, istekleri, varlığının varoluş şeklini o haliyle kabul edebilmek demektir..
Çünkü, bir insanı herşeye rağmen sevebilmek demek; o insanı sahip olduğu maddi, fiziki, statüsel birtakım değerler üzerinden değil, bunlar olmadan da, sadece kimliği, kişiliği, ruhu, maneviyatı, sahip olduğu insansal değerleri üzerinden sevebilmek demektir..
Çünkü herşeye rağmen sevmek demek; o insanın tüm zaaflarını bilsenizde, en zor durumlarda bile, canınızı en acıttığı anlarda bile, bunları ona karşı kullanmamayı başarabilmek demektir..
Çünkü herşeye rağmen sevebilmek demek; o insanın varlığının, sizin varlığınızın yanında özgürce varolmasına izin verebilmek ve birgün ''gerçekten gitmek'' istediğinde, varlığınızda oluşacak, yeri asla dolmayacak, sizi girdabında savuracak, o kocaman boşluğa rağmen, dur dememek, gitmesine engel olmamayı başarabilmek, özgür bırakabilmek demektir..
Çünkü herşeye rağmen sevebilmek demek, hergün binlerce yüzü, binlerce bakışı, binlerce kokuyu, binlerce sesi karşımıza çıkaran hayatın içinde, birgün o kesişme noktasında, o insann karşımıza çıktığında; herşeye, bazen kendimize rağmen, ona ''dur gitme,kal'' diyecek ve kalması için gereken mücadeleyi verecek, önüne çıkacak kadar cesur, yürekli olabilmek demektir..
Çünkü herşeye rağmen sevebilmek ,o insanla beraber varolmak kadar yokolmayı da göze alabilmek demektir..
Son olarak, şunu öğrendim ki; hayat herşeye rağmen sevebilmeyi bilen, bu yüreğe, cesarete, varoluşa sahip olan insanlarla karşılaşmalar, kesişmeler noktasında pek de çömert değil. Bu sebeple birgün karşınıza ''o insan'' çıkarsa, cesur, yürekli olun, gereken mücadeleyi yapın ve hayatınızın içinden öylece geçip gitmesine izin vermeyin....