​ Sözü vaktinde söylemek / İlişkiler / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Haziran '12

 
Kategori
İlişkiler
 

Sözü vaktinde söylemek

Çalışma hayatı eskisi gibi değil!..

Pervasızlık, edepsizlik kol geziyor.

Bazı insanlar gittikleri her ortamda, çalıştıkları yerlerde, sürekli değişik çağrışımları olan hitap ve davranış biçimlerini tercih ediyorlar.

Genellikle bayanların olduğu ortamlarda insanlar her hareketine dikkat etmesi gerekirken, uluorta, rast gele oturup kalkmalar, konuşmalar, aslında çok derin bir toplumsal yarayı işaret ediyor. Ama farkında değiliz.

Edepsizliğin bilmeyerek yapıldığına inanmıyorum. Buna yeltenen, sürekli aynı usulleri bir taktik gibi kullanan insanlar, toplumun yüz karası ve derin yarasıdır.

Hiç duymadığınız sözleri size duyurma, hiç görmediğiniz hareketleri size gösterme terbiyesizliğini bilerek yapıyorlar.

Hayasızca, insanların ruhuna derin izler bırakan, yüz kızartan hareketleri tekrar edip, ahlakı bir erozyonun yaşanmasına sebep oluyorlar.

Ne yapmak lazım bu durumda?

Sürekli hemcinslerini, karşı cinsten olanları taciz eden hayasız, edepsiz, terbiyesiz insanlara ne yapmak lazım.?

Hadise çok şey söylemeyi gerektiriyor.

Bir kıssa da sabretmek, bir şey söylememek için ağzına taş koyan evliyadan bahseder!..

Cevap vermesek daha da azıyor, büsbütün çileden çıkıyorlar.

Kanuni karşılığı var. İş yerinde olanlara ceza verilebilir. Ama bunlar edepsizliğini o kadar sistematik bir şekilde ve ustalıkla yapıyorlar ki hiçbir yaptırımı direk olarak uygulayamazsınız?

Tespiti zor ve karmaşık. Bu insanlara tedavi etmek zor, ceza vermek zor.

O ortamı terk etmek ve muhatap olmamak çare ama çoğunlukla da mümkün değil!...

Çünkü geçim kaynağımızı, çoluk çocuğunuzun rızkını çıkardığınız yeri terk etmek bazen imkansızdır.

Yukarıdaki kıssa gösteriyor ki bu tip insanlara karşı ağzımızdaki taşı çıkarmamız gerekiyor.

Bu toplum içinde kendi çoluk çocuğunun da çalışmak zorunda olduğunu, ayni hareketlere maruz kalabileceklerini hatırlatmamız gerekiyor.

Bu edepsiz ve hayasız davranışların farkında olduğumuzu onlara anlatmalıyız.

Bunun toplumsal bir yara olduğunu mutlaka çeşitli örneklerle göstermeliyiz.

Bu tip ortamları yaratmaya çalışmanın, insanları ruhi bunalımlara sürüklemenin kimseye bir yaranın olmayacağını ısrarla enjekte etmeliyiz.

Islah olmazlarsa her türlü kanuni yola çekinmeden baş vurmalıyız.

Toplumu daha fazla yara olmasına müsaade etmemeliyiz.

Sevgi ve saygılarımla…

 
Toplam blog
: 449
: 609
Kayıt tarihi
: 24.06.08
 
 

Rizede yayınlanan ilk renkli gazete ViraHaberin kurucusuyum 5 sene baş yazarlığını yaptım. İLESAM..