- Kategori
- İlişkiler
Gidiyorum

Gidiyorum. Bana da bu yakışır. Böylesi gider mizacıma.
Sorgulamıyorum artık seni ve yaptıklarını. Sen böylesin işte! Bu kadar basit. Bu kadar kolay bi cümle: ''Sen böylesin!'' Yapacak tek bir şeyim bile kalmadı sana dair. O koca deryada bizi kurtarmak adına tek bir kulaç dahi atmayacağım artık. Her atışımda kurtardığımı sanmışım bizi. Meğer sen beni suyun dibine çekiyormuşsun sana uzattığım eli tutmak yerine. Bu ilişkiyi sırtlanmaktan yoruldum. Tükendim ağırlığından artık. Boğuldum, nefes alamaz oldum.
Kocaman bir hiç. Koskocaman bir boşluk bırakıyorum ardımda.
Sesime tıkadığın kulaklarınla seni baş başa bırakıp gidiyorum. Haksız olduğun durumlarda beni her suçlayışına, kabalığına, çirkinliğine sözlerinin, bağnazlığına, sabit tutumuna, dinlemekten yoksun kulaklarına ve anlamaktan aciz aklına aldırmıyorum, görmüyorum artık seni.
Sana veremeyeceğim hiçbir hesabım yoktu; senin kabarık hesabının karşısında. Seni yıpratacak, adını lekeleyecek günahlarımda yoktu; senin her seferinde üzerini bi şekilde örtmeyi başardığın hatalarının yanında. O, beni suçlayışların varya! İşte onlar senin günah çıkarma törenlerindi. Vicdanını susturma yöntemindi. Ama buraya kadar!!
Sen ve ben aynı cümle içinde asla yan yana olamayacak iki kelimeyiz bundan böyle. Aynı dili konuşamayan, aynı pencereden bakamayan iki insanın yolu ayrılmaya mahkumdur.
Ve işte ben gidiyorum; sessizce, veda etmeden hem de! …