11 Nisan '07
- Kategori
- Doğal Hayat / Çevre
Hayata kötü davranıyoruz!

Hiç kendimize sorduk mu?Acaba hayattan borç olarak aldığımız fırsatları hayata geri veriyor muyuz?Yoksa sadece borç almakla mı kalıyoruz?Aslında evet bu fırsatlar, borç olarak kalıyorlar.
İnsanoğlu olarak, bize sunulmuş bu dünyada yaşamayı bir fırsat olarak değerlendiremiyoruz.Bize sunulan bu tabiatı, doğal kaynakları her geçen gün tüketiyoruz.Bazen düşünüyorum ''insanoğlu bu tabiattaki en gereksiz canli'' diye...Ve bu insanoğlu ki hor gören, hor kullanan, zarar veren, yakıp yıkan...Ama doğanın elbet bize bir cevabı olacaktır.Belki de bu cevabı bize veriyor ama biz hala duymazlıktan geliyoruz.Şimdi dünya'daki son duruma bakalım:
Ormanlar dünya yüzölçümünün %30'unu kaplamakta ve 1995-2005 yılları arasında insanoğlu olarak ormanların %3'ünü kaybettik.Sadece Amazon'daki orman kaybı, 2001'e oranla yüzde 40 artmış ve Brezilya son 15 yıldaki ikinci en büyük orman kayıp oranına tanık olmuştur.Bilim adamları, dünyadaki ağaç türlerinden yüzde 10'unun kerestecilik, ormanların bölünmesi ve istilacı yabancı türlerin ekimi nedeniyle yok olma tehlikesi içinde olduğunu açıklamıştır.Su kaynaklarımız git gide azalmakta ve böyle devam ederse 21. yüzyılın başlarına doğru dünya nüfusunun 1/4'ü susuz kalacaktır.Dünya'daki sahillerin 1/3'ü katısal atıklar ve düzensiz yapılaşma nedeniyle yüksek bozulma tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır.Ozon tabakasındaki incelme tüm çalışmalara rağmen devam etmiş ve ozon tabasının incelmesi 2000 yılında rekor düzeye ulaşmıştır.Kuzey Buz Denizi'nden alınan uydu görüntüleri son 20 yılın en düşük buzul sayısını göstermiştir.Balık türlerinin %90'ı yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır.Kuzey yarımküre son 2000 yılın rekor sıcaklığına ulaşmıştır.Afrika'da her gün 3, 000'den fazla çocuğun sıtmadan öldüğü raporlarla ortaya konmuştur. Dünya Sağlık Örgütü akut solunum yetmezliği sendromunun, (SARS) 30 ülkede 812 kişinin ölümüne ve 8439 kişinin hastalanmasına neden olduktan sonra kontrol altına alındığını açıklamıştır.
Şimdi tüm bu verilere baktığımızda biz insanoğlunun doğayı nasıl katlettiğimizi görmekteyiz.Eğer bu şekilde devam edersek yakında doğa bize istemediğimiz cevapları vermeye başlayacaktır.Belki çocuklarımız değil ama onların çocukları yakalarımıza yapışacaktır.Temiz havaya hasret kalacaz, bir bardak su için birbirimizi öldürecez, daha önce görmediğimiz hastalıklarla karşılacaz, ''güneş girmeyen eve doktor girer'' sözü artık tarih olacak çünkü evimize giren dost bir güneş olmayacak, artık yeşil rengini tamamen unutacaz, kısacası bu dünya bizim için verdiği borçları faiziyle geri alacak.
Şimdi insanoğlu olarak oturup düşünme zamanı...Biz insanoğlu kolay hatalar yaparız ama hatarımızın pişmanlığını başımıza bazı şeyler geldikten sonra anlarız.Peki neden iş işten geçmeden hatarımızı düzeltmeyiz?Artık insanoğlu olarak bu doğaya, bu hayata sahip çıkma zamanı gelmiştir.Gelecek nesillerin bu hayatı yaşamak en büyük hakkıdır.Elimize ikinci bir dünya geçmeyecektir.Şimdi kendimize tekrar soralım:''Biz insan oğlu doğayı yok edebiliriz. Fakat yok olan aslında insan oğlu olur.Doğa tekrardan kendisini yenileye bilir.Peki, biz insanlık yok olursa; tohum gibi topraktan çıkma şansımız olacak mıdır?''Bu dünya bizim...Korumak ve yeni nesle taşımak bizim elimizde...İş işten geçmeden...İş işten geçmeden....