Hayati risk dikkate alınmadığı için 5 TEDAŞ işçisi boğularak can verdi / Haber / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Nisan '12

 
Kategori
Haber
 

Hayati risk dikkate alınmadığı için 5 TEDAŞ işçisi boğularak can verdi

Hayati risk dikkate alınmadığı için 5 TEDAŞ işçisi boğularak can verdi
 

2 gün önce Erzurum'da Karasu-2 baraj gölünde 5 TEDAŞ işçisi boğularak can verdi.

Haber, bugün bütün gazetelerde yer alıyor. Medyayı kutlarım haberi baş sayfalardan verdiler.
 
Ne tesadüf ki yeni İş Sağlığı ve Güvenliği Yasa Tasarısı da aynı günlerde Meclis Başkanlığı'na sunuldu.
 
Yeni tasarı yasalaşırsa; işçiler hayati riskin söz konusu olduğu durumlarda işten kaçınma hakkına sahip olacaklar.
 
Bu talep İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulu tarafından da kabul görürse, çalışanlar aksaklık giderilene kadar işe gitmeyebilecek, fakat özlük hakları devam edecek.
 
Ancak gelen haberler işveren kesiminin bu yasa tasarısına karşı çıktığı yönünde.
 
Neden karşı çıkılıyorlar anlaşılır gibi değil. Bugün bütün dünyada iş yaşamının ayrılmaz parçasıdır iş emniyetidir. Bir şeyi ya emniyetli yaparsın ya da yapmazsın. Bunu bir Türk söylerse kabul etmezler ama bir Amerikalı söyleyince akan sular durur. O zaman söyleyelim.
 
"Do it safely or not !"
 
Yine yakın ve ciddi bir tehlike varsa, tehlikeli ve yüksek tehlikeli bir iş yapılıyorsa işe başlamadan önce "Permit to Work System" çalıştırılır. Bir risk değerlendirmesi yapılır. Eğer ilk yapılan risk değerlendirmesinde risk yüksekse riski düşürecek ek önlemlere başvurulur. Ancak risk kabul edilebilir bir seviye gelirse işe başlanır. Bütün dünya artık bu noktada. İşin şakası yok, çalışma hayatı çok ciddi olmak zorunda. Sonuçta söz konusu olan insan hayatı.
 
Eğer bu sistemler ülkemizde kökleşmiş olsaydı belki de bu kadar fazla iş cinayetleri ülkemizde yaşanmayacaktı. Belki baraj kapaklarının patlama tehlikesine karşı önlemler alınacaktı, belki grizu patlamalarında, şev kaymalarında madenciler ölmeyecekti, belki naylon çadırlarda insanlar telef olmayacaktı.
 
Şimdi bu olaydan da Türkiye bir ders çıkarmalıdır. Demek ki baraj göletlerinde adam gibi emniyetli botlara ihtiyaç var. Ölenler buldukları deniz bisikletleri ile göreve gitmişler. Gölette eğlence olsun diye deniz bisikletine biniyorsun peki, yüzme biliyor musun arkadaş? Yüzme bilmiyorsan niye göreve gidiyorsun? Peki emniyetli can yeleği giydin de mi suya giriyorsun? Can yeleğin yoksa neye güvenerek hayatını tehlikeye atıyorsun veya birileri atıyor? Tabii burada işçiler ekmek paralarının derdine düşmüşlerdir, çaresizler.  Amirler her zamanki gibi büyük olasılıkla işi bir an önce bitirin de gelin der. Ne yazık ki ülkemizde amirlik böyledir. Bize bir şey olmaz abi kültürünün de etkisi ile bu facia yaşanmıştır. Kurtarma faslında da büyük ihmaller olduğu görülüyor. 112 Acil Servis 3 saatte ancak olay mahalline gelebilmiş. İnsanlar 3 saat çığlık çığlığa yardım beklemişler ancak daha fazla dayanamayıp sulara gömülmüşler. Ancak bu olay ibreti alem olmalıdır. 
 
Ölen işçi kardeşlerime de Allahtan rahmet diliyorum. İnşallah toplum olarak, bu ölümlerinden gereken dersi çıkarırız.
 
Umarım bir an önce yeni İş Sağlığı ve Güvenliği Yasa Tasarısı da yürürlüğe girer ve Türkiye'de büyük bir bilinç değişimi yaşanır. İşyerleri özel sektör kuruluşlarınca da olsa denetlenir. Denetlemenin olması her zaman hiç olmamasından daha iyidir.
 
Tabii bu arada kültür değişimi için İş Kanunu da revize edilmelidir. İnsanları tehlikeye atan davranışlar, insan onuruna karşı yapılan saldırılar, insanları bile bile tehllikeden alıkoymayan davranışlar da ceza yasasına göre işlem görmelidir.
 
Küreselleşme ile birlikte ülkemiz büyük para hırsına kapıldı. Para; bir anda iyilik, adalet, merhamet gibi en güzel insani duyguların önüne geçiverdi. Artık bunlardan sıyrılıp insan hakları temelinde bir hukuk düzeninin ülkemizde kurulması gerekiyor.
 
Çağdaş dünya, bugün çalışma yaşamında temel insan haklarına büyük saygı duyuyor ve özenli denetlemelerle çalışanların emniyetini ve sağlığı sürekli gözetiyor.
 
Bugün iş yaşamında yabancı şirketler tarafından yapılan sosyal uygunluk/sorumluluk denetimlerinde sorulan soruların çoğu maalesef bizim iş mevzuatımızda açıkça bulunmuyor. Ya da bulunuyorsa da ifadeler çok muğlak ifadeler.
 
Örneğin çok çağdaş bir kavram olan "mobbing - işyerinde psikolojik taciz" işyerlerinde çalışanlara psikolojik şiddet uygulama, sistematik baskı uygulama, kuşatma, taciz etme, rahatsız etme veya sıkıntı verme anlamına geliyor. Bu konu iş yaşamını çok tehtid ediyor. Şirketlerin enerjisini tüketiyor ancak bu konuya ait bizim iş kanunumuzda herhangi bir madde bulunmuyor. İş Kanununun 77. maddesinde geçen "işverenin işçi sağlığı ve iş güvenliğini sağlama yükümlülüğü", psikolojik tacizi de önleme yükümlülüğü getirir diye bir akıl yürütme yapılıyor. Oysaki kanunda açıkça yazmadıkça insanlar bunu pek fazla dikkate almıyorlar. Kimbilir bu kavram nedeniyle ülkemizde ne kadar çok insan işini kaybetmek zorunda kaldı, kimbilir ne kadar çok işletme ne kadar büyük ekonomik kayıplara uğradı. Bence artık insan haklarına dayalı çağdaş kavramların iş kanunda açıkça yazılması gerekiyor.
 
Amirsen sahip değilsin ya, çalışansan köle değilsin ya!
 
Örneğin çocuk işçiliği, zorla çalıştırma yasağı, ayrımcılık yapma, kötü muamele, kötü davranış, cinsel taciz, mobing-psikolojik taciz, baskı, şidddet, tehdit, yıldırma, bağırma çağırma, sözlü istismar, işçilere saygılı ve dürüst muamele edilmemesi, onura saygısızlık, hamile bayanların işten çıkarılamaması, işçilere fiziksel ceza verilememesi, zorla alıkonulamama, göçmen işçilere eşit muamele edilmemesi, çalışanlara öneri sunma ve şikayet etme imkanı verilmesi, çalışanlara birlik kurma özgürlüğü konusunda baskı yapılmaması, rüşvetin önlenmesi için her zaman etik davranılması, çevre koruma gibi daha nice çağdaş kavram bence iş kanunumuza bir an önce girmelidir.
 
İşyerlerimiz; her zaman şeffaflık, dürüstlük, güvenilirlilik, sahiplenme, sorumluluk gibi ilkelerle hareket etmelidirler.
 
Toplam blog
: 648
: 2341
Kayıt tarihi
: 13.09.11
 
 

1995 ODTU Fizik Lisans, 1998 ODTU Fizik Yüksek Lisans (Biyofizik)  mezunuyum. Özel sektörde kalit..