- Kategori
- Haber
Tuzla'da ihmalden 2 ölüm daha oldu

Dün yine İstanbul Tuzla’da tersaneler bölgesinde bir "iş cinayeti" yaşandı.
Daha önceki Tuzla iş kazalarında yüksekte çalışırken gerekli iş emniyeti tedbirleri alınmadığı için insanlar ölüyordu. Oysaki bir kaç yüz liralık basit yatırımla işçiler, yüksekten düşmeye karşı paraşüt tipi emniyet kemerleriyle korunabilirdi. Şimdi çok fazla böyle kazalar olmuyor, demek ki yüksekten düşmeye karşı gerekli önlemler alınmış durumda. Tabii tersanelerde yapılan tehlikeli işleri sürekli ciddiyetle denetlemek, bu işi boşlamamak lazım. Böyle iş kolları bence özel denetim rejimine tabi tutulmalı.
Tersanelerde yapılan işler ağır ve tehlikeli işler kategorisindedir. Genellikle metalleri kaldırma, kesme, kaynak işleri çoğunluktadır. Yani sıcak iş çok fazla yapılmaktadır. Dün gerçekleşen olayda da Ada Tersanesinde 2 işçi hayatını kaybetmiş, 2 işçi de yaralanmış. Görgü tanıkları patlamanın ardından 2 işçinin alevler içinde kaldığını söylemişler. İş ortamında Asetilen veya LPG ile tavlama işi, yani sıcak kesme çalışması yapılıyormuş. işçiler öğle yemeğine çıkmışlar, içeride açıklanmayan bir nedenle gaz birikmiş ve işçiler yemek dönüşü ışığı açınca da gaz patlaması yaşanmış. Haliyle sıcakla gaz temas ettiğinde de patlama oluyor. Patlama, Norveç'e teslim edilecek “sıfır gemi” olarak tabir edilen yeni yapım bir "petrol araştırma gemisinde" meydana geliyor.
Geçmişte de Tuzla’da büyük kazalar yaşandı.
Örneğin 13 Şubat 1997’de büyük bir patlama kazası yaşanmıştı. 300 küsür metrelik boyu ve 165.000 tonluk ağırlığı ile Türkiye'nin en büyük gemisi olan M/T TPAO tankeri, tersanede bakımdadır. saat 17.30 sularında, kaynak çalışması esnasında sıçrayan kıvılcımlar, bakım esnasında depolarda birikmiş gazın alev almasına neden olur ve büyük bir patlama yaşanır. Pendik ve Tuzla'da bulunan pek çok ev ve iş yerinin camları inmiş, ortalık aniden cehenneme dönmüştür. Yaşanan kaza sonrasında, tankerde bulunan ham petrol ve yağ, Tuzla Aydınlık Koyu’na yayılmış ve ciddi deniz ve çevre kirliliğine neden olmuştu.
Yine 11 Ağustos 2008’de Tuzla'da bir petrol tankerinin kurtarma filikası için iniş testi yapılırken kum torbası yerine işçiler kullanınca filikanın düşmesiyle, filikaya bindirilen 19 işçiden üçü öldü, onaltısı yaralanmıştı.
Genellikle petrol gemilerinde hem seyyar hem de sabit gaz dedektör sistemleri vardır. Sıcak çalışma yapılacağı zaman "Sıcak Çalışma İzni" alınır. Kapalı mekana girilecekse "Kapalı Mekana Giriş İzni" alınır. Sıcak Çalışma İzni alabilmek için de ortamın emniyetli olması gerekir. Bu nedenle gaz dedektörleri ile ortamdaki gazlar sürekli ölçülür. Bunlar genelde CO, H2S, O2, LEL gibi verilerdir. Zararlı gazlar ve etkileri üniversitelerde mühendislik öğrencilerine anlatılıyordur. Mesela doğal gaz (CH4), yanıcı ve patlayıcı bir gazdır, %92 metan, %5.3 etan, %1.1 propan, %0.6 azot, %0.6 karbondioksit ve diğer gazların bileşiminden oluşur. Hampetrolden örneğin LPG üretilir.
Karbon monoksit gazı; odun, kömür, gaz, fuel oil, gaz yağı ve benzeri organik maddelerin yetersiz yanması sonucu oluşan zehirleyici ve boğucu bir gazdır.
Hidrojen sülfür gazı; doğal olarak maden ocaklarında ve çeşitli su kaynak kuyularında özellikle kumlu, killi ve organik açıdan zengin toprakların arasından su kaçakları olduğu an kendiliğinden oluşur. Ayrıca, petrol ve gaz sondaj üretim kuyuları da hidrojen sülfür gazı için bir diğer oluşum ve bulunma alanlarıdır.Hidrojen sülfür gazı, zehirleyici ve boğucu bir gazdır.
Çalışma ortamındaki oksijen gazı (O2) oranı dedektör kullanılarak belirlenebilir. Normal atmosfer içinde bulunan gazların oranları %20,9 Oksijen, %78,1 Azot, %1 Argon ve diğer gazlardır. Oksijen tüketimi, yanıcı maddelerin yanması sonucunda (Örneğin; kaynak, ısıtma, kesme gibi) meydana gelir.
Ortamda bulunan gazların patlama veya parlama oluşturmayacak konsantrasyon sınırına ALT PATLAMA SINIRI (Lower Explosion Level - LEL) denir. Her gazın LEL değeri farklıdır. Örneğin genelde petrol tankerlerinde "Butane 1.9% by volume" ölçülür.
Tuzla'daki son olayda iki ihmal var. Büyük ihtimal Asetilen veya LPG tüplerinin hortum bağlantıları gaz kaçırıyordu ve gaz kaçakları kontrol edilemedi, farkedilemedi. Diğeri ise gaz ölçümleri nasıl olsa gaz yok diye yapılmıyordu. Belki bir gaz dedektör cihazları olsaydı veya alarmlı seyyar tip bir gaz dedektör cihazı olsaydı, bu faciya yaşanmayabilirdi. Yine bir ara Ankara'da üniversite öğrencileri doğal gazdan zehirlenerek ölmüştü, sonra dedektör satışları bir anda patlamıştı ama hala daha yanlış bilmiyorsam konutlarda zorunlu değil. Ancak siz koku alıp şüphelenirseniz doğal gazcıları çağırıyorsunuz. Soba zehirlenmesinden de (CO) pek çok kişi can verdi. Şimdi soba kullanan vatandaş bile gaz dedektörleri almayı ihmal etmiyor.
Yani aynı senaryo ülkemizde yine yaşanıyor, önlemsiz çalışmaya devam ediyoruz. İş güvenliğine önem vermiyoruz, “bize bir şey olmaz abi” demeye devam ediyoruz. İnsan hayatını önemsemiyoruz. Denetim, gözetim şart, bunu anlamamız gerekiyor. Bu ülkede insanlara şunu iyi anlatmak lazım. Bir iş yaparken kimse kimsenin hayatını tehlikeye atamaz. Böyle bir durum varsa (örneğin Erzurum’daki TEDAŞ'lıların başına geldiği gibi) işten kaçınma hakkını kullanıyorum demeyi öğrenmemiz gerekiyor. Yasalar da, devlet de böyle insandan yana olması lazım. Bu kazaların cezası ağır cezalıktır, tedbirsizlik hafif kalır. Bu taammüden adam öldürmeye girer. Bunlara aslında gerek kalmadan önlemleri şirketlerin kendileri almaları lazım. Devlet adil olmalı, dürüst çalışan şirketlerle üçkağıta kaçan şirketleri denetlemelerle tespit etmeli, kendi piyasasını böylece çağdaş ve sağlıklı kılmalıdır. İnsanlar ülkemizde böyle ucuz bir şekilde artık can vermemelidirler.