​ HAYRAN BABA’NIN ÖLÜM HİKAYESİ… / Tarih / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Mart '22

 
Kategori
Tarih
 

HAYRAN BABA’NIN ÖLÜM HİKAYESİ…

“BU HAYRAN BABA’NIN ÖLÜM HİKAYESİDİR…

Bu Hayran Baba’nın ölüm hikayesidir. Vaktiyle bir yazıma da konu olarak almışım.

Hayran Baba, Erzincan eşrafından Hafız Avni Efendi’nin saz şiirlerinden kullandığı ismi idi. Olgun bir ehl-i dil olduğundan bütün derdi, gamı kendi içinde idi.

Tevkifhanede içkiye vurmuştu. Gitgide sinir muvazenesi iyiden iyiye bozulduğu için doktor raporu üzerine hastaneye yolladılar. Ertesi gün Divan-ı Harb Reisi Hayran Baba’yı istedi. Hastanede olduğundan getirmediler. Mustafa Paşa müdürü çağırarak:

- Bu adamı niçin getirmediniz?

Diye sordu. Hastanede olduğunu söylediler:

- Ben bu adamı asacağım! Nasıl şuraya buraya gönderirsiniz? diye bağırdı.

Nihayet iş Muhafız komutana geldi. Muhafız, Doktor Necip Beyi yanına çağırıp:

- Hayran Baba’yı niçin hastaneye gönderdiniz? diye sordu.

Doktor:

- Bu emirle! diyerek cebinden hasta mevkuflar hakkındaki tamimi çıkarıp okudu, ve:

- Ben rapor vermeye mecburum, gönderip göndermemek makama aittir, dedi.

Merkez Komutanı, Hayran Baba’nın Divan-ı Harbe yollanmasını emretti. Muhakeme günü hastaneye bildirildiyse de hastane doktorları Hayran Baba’nın bir yere çıkamayacağı hakkında bir rapor verdiler.

Daha hiçbir muhakemeye çağırılmayan Hayran Baba’nın idam olunacağı ağızdan ağıza söylenmekte idi. Bu sırada bütün hasta mevkufların ancak Selimiye Hastanesi’nde tedavi olunacağı hakkında bir karar verildiğinden Hayran Baba da Selimiye’ye gönderilmek üzere raporu ile beraber tevkifhaneye teslim edilmiş, fakat Selimiye’ye gönderilmeyip hapsedilmişti.

Hayran Baba’nın sağlık durumu gitgide fenalaştığından doktor yeni bir rapor daha verdiyse de okumadılar bile.

Bir gün Hayran Baba’nın çektiği ıstıraba kalbi dayanamayan doktor her türlü tehlikeyi göze alıp bir rapor daha vermeye cesaret etti. Hayran Baba’yı muhafaza altında Selimiye Hastanesi’ne gönderdiler. Divan-ı Harb Reisi vakayı haber alır almaz gece yarısı bir zabit yolladı, hastanın bileklerine kelepçe vurdurdu. Hayran Baba’yı sürükleye sürükleye Haydarpaşa iskelesine indirdiler, zavallı adam doğruca sehpaya gittiğini sanıyordu:

- Beni asmaya götürüyorsunuz, biliyorum, sabaha kadar sabretseniz ne olur? diyordu.

Hayran Baba’yı getirdiler, o bitkin halinde taş locaya attılar. Eline kelepçe vurulduğunu ve omuzuna bütün eşyasının yüklendiğini gören Hayran Baba:

- Ölüm eziyeti dediğin beş dakikalıktır. Bu cevrü cefaya ne lüzum var? diye inliyordu.

Hayran Baba idam olunacağını bilerek yirmi gün yirmi gece taş locada aç ve ilaçsız yattı. Biraz merhamet duygusu bulunan gardiyanlar bile aynı locanın yanındaki locada yatan bir öğretmene:

- Şu pencereden zavallıya biraz süt veriniz! diye yalvarıyorlardı.

Hayran Baba bu yirmi günün ölüm bekleyişi içinde kıvrandı.

“Şu kapıyı bir lahza açınız, biraz hava alayım!” diyordu.

Ve böylece loca rutubeti ve açlık içinde yirmi gün işkence çektikten sonra, bir gece sabaha karşı kendini asılmak için uyandırdıkları zaman, tıpkı hürriyete kavuşuyor gibi sevindi, subayın omuzlarını okşadı...” (Falih Rıfkı Atay, Çankaya, Pozitif Yayınları, 2006, s 245-246)

Hayran Baba olarak tarihimizde yerini alan Erzincan eşrafından Hafız Avni Efendi, temiz bir Türk milliyetçisiydi…

Tarih!..

Tarihimiz bizim!..

Okudukça sevinç, hüzün, keder, hayıflanma, ahlanma, eyvahlanma, acıma, ağlama, ibret alma duygularının hepsini birden yaşıyoruz…

Türk tarihinde dün yoktur..

Çünkü dünlerin acılarını, geleceğin bir tarih zamanında tekrar yaşıyoruz..

Nasıl bir döngüdür bu!..

O mübarek Akiflerimiz uyarsa da, değişmiyor tarihimiz ve talihimiz..

Şimdi bir de savaş var ki, adını da Ukrayna-Rusya savaşı koymuşlar, nereye varır, nereye varacak, neler olacak bilinmiyor..

Son kale Türkiye!..

Aman dikkat, aman dikkat, aman dikkat!..

Uyanık ol ey devlet, ey millet, ey yurttaş!..

Cümleten Allah’a Emanetsiniz Sevgili Kardeşlerim..

 
Toplam blog
: 323
: 2029
Kayıt tarihi
: 04.09.06
 
 

Yaşanan her hayat en iyi hayattır; yeter ki içinde kötülük olmasın!.. ..