- Kategori
- Anılar
Hediye paketleri

6A sınıfında her günü sıra dışı olmaktan çıkaran mutlaka bir olay yaşanırdı. Hatta o gün 6A sınıfında her şey normal gitmişse bu normal bir durum değildi Barış Öğretmen için. Her zaman olduğu gibi Öğretmen, içi rahat olmasa bile yüzüne kondurduğu bir tebessümle sınıfa girdi. Sınıfta bir hareketlilik bir canlılık vardı. Tüm öğrencilerin elindeki çiçekleri veya maslarının üstünde sarılı hediye paketlerini fark etmemesi mümkün değildi. Hediye paketlerinin bazıları da cam kenarına konulmuş sahibine verilmesi için bekletiliyordu. Barış Öğretmen her zamanki gibi sınıfın ortalarına doğru gelerek samimi bir ses tonuyla
-Günaydın Çocuklar! dedi. Çocuklar da koro halinde
-Günaydın öğretmenim diye karşılık verdiler.
Barış Öğretmen öğrencilerine teşekkür edip masasına oturdu. Yoklama yapmak ve defteri imzalamak için elini cebine götürdü fakat her zaman olduğu gibi kalemini bulamadı. Kalem taşıma alışkanlığını bir türlü edinememişti. Buna alışkın olan öğrenciler hemen kalem uzatır böylece Barış Öğretmen de defteri imzalardı.Bir taraftan da aklı hediye paketlerine gitmişti. Mervenur’un “Öretmenim hediyelerimizi verebilir miyiz?” şeklindeki izin isteği Barış Öğretmenin merakını gidermek için söylenen sihirli bir soru cümlesi oldu. Kısa bir duraksamadan sonra “Tamam kızım.Hediyelerinizi vereceksiniz ancak birkaç dakika beni dinlemenizi rica ediyorum”.dedi
Öğrenciler kollarını kenetlemiş geriye doğru yaslanmışlar ve Barış Öğretmenin söyleyeceklerini dinlemek üzere pozisyon almışlardı. Öğretmen, ağır adımlarla öğrencilere doğru yönelirken bu hediye paketlerini neden kendisine vermek istemiş olabilirler ki? Hediye paketlerinin içindekilerden ziyade anlamına odaklanmıştı. Doğum günüm değil, evlilik yıl dönümüm değil, öğretmenler günü değil, yılbaşı değil. Ölüm günüm hiç değil. İçten yaptığı espriye yine içten gülerek. Herhalde öğrencilerinin öğretmenlerine karşı bir jesti olmalıydı. Doğru ya sene başından beri kendisini yeterince üzmüşler bazen de sıkıntılı anlar yaşatmışlardı. Herhalde biri fikir verdi ve topluca öğretmenleri için böyle bir şey planladılar. Kendilerini affettirmek istiyorlar. Başka ne olabilir ki?Tüm bu ihtimaller barış öğretmenin kafasından jet hızıyla geçmişti.”Bakın çocuklar” dedi “Ben esas itibariyle öğrencilerin öğretmenlerine hediye almasına karşıyım. Nedenini soracak olursanız, özellikle bazı öğrencilerin öğretmenlerine aldıkları pahalı ve abartılı hediyeler öğretmenin minnet altında kalmasına ve onların bu tür hediyeleri alan öğrencilere karşı objektif davranmasına engel olur. Öğretmenlerin tarafsızlığının bozulmasına yol açar. Parası olmayan veya hediye alamayan öğrencinin hem kendisi hem de velisi bir mahcubiyet duygusu yaşar. Öğretmenler gününde veya öğretmeninizin özel bir gününde alacağınız küçük bir gül veya benzeri küçük bir hediye, öğretmeninize değer verdiğinizi gösterir ve tüm öğretmenler, özünde böyle bir durum da hatırlanmaktan büyük bir memnuniyet duyar ancak öğretmenime hediye alacağım diye kesinlikle ailelerinizi zora koşmayınız. Bu saydığım çekincelerimden dolayı öğrencilerimden hediye almayı sevmem. Öğretmenler günün de bile sevk veya rapor alarak okula gelmediğim zamanlar olmuştur”.
Barış öğretmen, öğrencilerin vereceği hediyeleri almamak için adeta çırpınıyordu. Tüm benliği ile karşı çıkıyordu. Bir öğretmenin hediye alma veya almama konusundaki düşüncelerini bir bir sıraladıktan sonra, sıra hediyeleri kabul etmeye gelmişti. Barış öğretmenin yüzünde biraz sevinç biraz da mahcubiyetle karışık bir ifade vardı.
“Peki çocuklar, bir defaya mahsus hediyelerinizi verebilirsiniz ama sizi temin ederim ki, bu bir daha asla yaşanmayacak. Buna asla izin vermeyeceğim”. Dedi ve beklemeye koyuldu.
Öğrencilerin hepsi ayağa kalkarak, hediye paketlerini aldılar ve birbirlerine uzattılar, birbirlerini kucaklayarak hediyelerini açmaya başladılar. Hiç kimse Barış Öğretmene hediye vermemişti.
Hiçbir öğretmen bu pozisyona düşmek istemezdi elbet. Barış Öğretmen hiç bozuntuya vermeyerek ellerini ceplerine soktu pencereye doğru ilerledi. Bu tür durumlarda elleri ceplere sokmak tavanı ve gök yüzünü seyretmek hafif bir ıslık çalarak adımlamak her zaman iyidir diye düşündü. Pencereyi açarak ciğerlerine kadar işleyen temiz bir hava aldı.
6A sınıfı yaklaşan yılbaşı öncesi çekiliş yapmış, herkes kuradan çıkan arkadaşına birer hediye almıştı. Aldıkları hediyeleri partnerlerine uzatırlarken karşılığında aldıkları hediye paketlerini merak ve heyecanla açıyorlardı. Barış öğretmen belki de hayatındaki en anlamlı ve iz bırakacak, yıllarca hatırlayıp tebessüm edebileceği bir hediyeleşme gününe tanıklık etmişti. Belki de yaşamın çok ender olarak verdiği en anlamlı hediyelerden birini almıştı Barış Öğretmen…
Barış Öğretmen bu okuldaki iki yıl kadar bir çalışma süresinden sonra okul memuru, ismine ait bir tebliğ yazısını kendisine uzatmış ve içeriğinde “Norm kadro fazlası olduğunuzdan …… Lisesinde görevlendirilmek üzere.. Aslını Aldım. İbaresini imzaladı. Yazının içeriğinde Barış Öğretmenin norm kadro gereği başka bir okulda göreve başlaması gerektiği belirtilmekteydi. Bu haberi öğrencilerine duyurduğunda kendisi kadar öğrencileri de bir o kadar üzülmüşlerdi.
Yaşadıkları anılar gözlerinde tüllendi ve imzaladığı evrak, içine hafif bir acı verdi. Barış öğretmen, kendisini yürekten sevdiğini düşündüğü sulu göz öğrencilerini geriye bırakıp vedalaşmış yakın bir okulda çalışacağı için her zaman görüşme şanslarının olabileceğini söyleyerek öğrencilerinden ayrılmıştı. Koridordan geçerken içini bir hüzün kapladı. Öğrencilerinin minik elleri, saf, temiz yürekleriyle yazıp okuldaki dilek kutusuna attıkları ve taşıp etrafa savrulan ‘’Öğretmenim ne olursunuz aramızdan ayrılmayın sizi çok seviyoruz …’’ mesajları, hayatında aldığı ve herhangi bir hediye paketine sarılmaya gerek duyulmayan, doğrudan sahibine verilmiş en anlamlı hediye olmuştu.