​ Her şey seninle başlar / Kişisel Gelişim / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ekim '16

 
Kategori
Kişisel Gelişim
 

Her şey seninle başlar

Yirmi dört yıldır eğitimin içinde olup özellikle de lise öğrencileriyle birlikte olduğum için başarısızlığın kesinlikle öğrenilmiş bir şey olduğuna inanıyordum. Mümin Sekman’ın “Her Şey Seninle Başlar” adlı kitabını okumak bu düşüncemi daha da perçinleştirdi.

Başarısız olmayı öğrenenler, başarısız olmakla kalmıyor, aynı zamanda başarısızlık üreten zihniyetlerini çevresindekilerin beynine de yükleyerek onları da başarısızlığa sürüklüyor.

Peki başarısızlık nasıl öğreniliyor? Bu soru için “Her Şey Seninle Başlar” adlı kitaptan “pire deneyi”ni sizinle paylaşmak isterim. Onlarca pireyi 30 cm yüksekliğindeki bir cam fanusa koyup kapağını kapatıyorlar. Kavanozu ısıttıkça sıcaktan bunalan pireler zıplayıp kaçmaya çalışıyor ama ne yazık ki her seferinde cam kapağa çarpıp düşüyorlar. Böylece zamanla 30 cm yüksekten fazlasına zıplamamayı öğreniyorlar. Daha sonra fanusun kapağını açıp fanusu yeniden ısıtınca pireler bu kez yalnızca 30 santim zıplarlar ve kapak açık olmasına rağmen dışarı çıkamıyorlar. İşte bu öğrenilmiş bir başarısızlıktır.

Bizim öğrencilerimiz ise herhangi bir dersten başarısız olduklarında hemen birtakım nedenler ileri sürmeye başlıyorlar. Örneğin bir sınava yeterince çalışmayıp, önemsemediği için 25 veya 30 alan bir öğrencinin iç sesi hemen ona şunları söyler:

  • Zaten ben bu derste daha önceden de çok başarılı değildim. Çalışsam da olmuyor.
  • Sınavda bildiğim her şeyi unuttum.
  • Sınıfın çoğu zaten çok yüksek not alamadı.
  • Sorular çok karmaşıktı.
  • Çalıştığım gibi sorular çıksaydı daha farklı olurdu.
  • Öğretmen bu konularla ilgili çok soru çözmedi.
  • Derste çok üstünde durulmayan konulardan soru çıktı.
  • Ben o konuları zaten derste de anlamamıştım.
  • X kişisi de ancak 75-80 aldığına göre benimki fena sayılmaz.

Bütün bu ve buna benzer nedenler bir sonraki sefer aynı durumda ne yapacağımızı da belirler. Mümin Sekman kitabında bu durum için şöyle diyor:

  • “Bir düşünceyi içinizden beş kereden fazla tekrarlarsanız beyin onu gerçek olarak algılar.
  • Bir düşünceyi, içinizden çok duygusal bir ses tonuyla söylerseniz, beyin daha az tekrarla daha kolay inanır.
  • Zihnimizde varsayımlar yapar ve kendi kendimize yaptığımız bu varsayımlara doğruymuş gibi inanırız. Aslında kendi akıl oyunumuza kanarız.”

Kendi iç sesimiz “öğretmen zaten zor soracak çalışsam da yapamam ki”, “ben klasik sorularda pek başarılı değilim”, “kimse çalışmıyor zaten ben niye çalışayım ki”,   dediğimizde kendimizi buna inandırmış oluyoruz zaten. Buda kendimizi kandırmamızın ilk ve en kolay yoludur. Oysa ki gazeteci Uğur Mumcu diyor ki :”Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayın.” Yani soruları görmeden ve onlar için yeterince ve düzenli bir şekilde çalışmadan sorulacak soruların zor olduğunu bilmememize imkan yok. Kaldı ki eğer bir konuya hakimseniz yani konuyu iyi biliyorsanız onunla ilgili çıkabilecek bütün sorulara cevap verebilecek durumdasınız demektir zaten. 

Öğrencilerim hemen hemen her sınav öncesi bana sınav soruların kolay mı yoksa zor mu olduğunu sorarlar. Çok kolay dersem eğer onlarda anında “ demek ki gerçekten zor olacak” diyorlar. Yok eğer “çok zor sorular soracağım çocuklar” dersem bu sefer “zaten öyle olacağını biliyorduk” diyorlar. Biz ne söylersek söyleyelim onlar kendilerini öyle bir şartlandırmış oluyorlar ki bunu değiştiremiyorsunuz. Sınav sonrası soruları cevapladığımızda ise aslında soruların hepsini cevaplandırabileceklerini fark edince çok hayıflanıyorlar ve kendi yürüttükleri fikirlerden dolayı başarısız olduklarını fark ediyorlar.

İşte farkındalık başarılı olmak için çok önemli bir faktördür. Başarılı olmak için önce sorunu görüp tespit etmen ve hemen bunu çözmek için harekete geçmen gerekir. Daha sonra ise;

  • Kendine güvenmen,
  • Kararlı olman,
  • Cesur olman,
  • Israrla devam etmen
  • Bunu gerçekten istemen ve samimi olman
  • Kendinizi küçümsemekten vazgeçmen gerekir.

Sizler, özelliklede siz sevgili öğrenciler, eğer isterseniz kesinlikle başarılı olabilirsiniz. Bunun olmaması için tek engel yine sizsiniz. Yaşamın içinde veya okulda başarısızlıkla karşı karşıya geldiğinizde hemen yol değiştiriyor veya orada öylece bekleyip hiçbir şey yapmıyor, çaba sarf etmiyorsanız. Siz aslında her seferinde kolay olanı seçip başarısızlığı kabul ediyorsunuzdur. Zaten bir  engelin etrafında dolaşıyor veya geri dönüyorsanız siz elbette ki  kaybedenlerdensinizdir. Zor olansa önünüzdeki engeli kaldırmanın bir yolunu bulup kendi yolunuzu açmanızdır. Her engeli aşmanın bir yolu vardır mutlaka, eğer çabalıyorsanız kazanan yine siz olacaksınızdır.

“Bir anlık başarı, yılların başarısızlığını siler atar.”  Robert Browning

  Son olarak size Mümin Sekman’ın aynı eserinde  okul hayatı ile gerçek hayat okulu arasındaki farkları nasıl yorumladığını da yazmak istiyorum

 

  1. Okul hayatı sınavlar önceden haber verilerek yapılır ve notumuz yüzümüze söylenir,oysa hayat okulunda insanlar bizi habersizce sınava çekiyor ve yargılarını genellikle içlerinde tutuyor.
  2. Okulda anlatılmayan konudan soru sorulmaz, hayat okulunda soru çıkabilecek her konuyu bilmeniz beklenir.
  3. Okul hayatında notumuz objektif rakamlarla karnemize yazılır, oysa hayat okulunda sübjektif kanaatlerle not veriliyor.
  4. Okuldaki sınav sorularının tek doğru cevabı var, hayat okulunda ise kişiye göre değişen doğru cevapları bilmemiz gerekiyor.
  5. Okul hayatında bulunduğumuz sınıfın daha aşağısına düşemezsin, hayat okulunda sınıftan düşmek mümkün.
  6. Okulda önce dersimizi öğrenir sonra sınava girilir, hayat okulunda önce sınava çekilip sonra dersimizi öğreniyoruz.
  7. Okul hayatında tek dersten sınıfta kalanlara bir ek sınav hakkı daha veriliyor, hayat okulunda bir fırsatı kaçırıp son vagona atlayamayanlar için tek fırsat hakkı yok.

Şimdi ayağa kalk ve kendine aynada bir bak. Neler yapabileceğini düşün ve ilk adımı at. Kolay gelsin!

                                                                             Gülinaz Aktaş

 
Toplam blog
: 7
: 1178
Kayıt tarihi
: 13.08.10
 
 

1968 doğumluyum. Evli ve iki çocuk sahibiyim. İngilizce öğretmenliği yapmaktayım. Yazmayı ve sevdiği..