- Kategori
- Yoga / Meditasyon
her zaman her yerde

Yoga her zaman her yerde diye boşuna söylemiyorlar galiba... Yeter ki yoga yapmak isteyelim. Yoga yapmaya niyetlendikten sonra küçücük bir oda ile yemyeşil bir orman ya da masmavi sahil şeridi arasında bir fark yok. Yoga her zaman her yerde...
Geçenlerde özel derse gittiğimde her zaman çalıştığımız toplantı salonu doluydu. O nedenle biz de squash oynanan bir salonda çalışacaktık. Salon iyiydi, kocamandı, yerler parkeydi ama tek bir sorun vardı. Çok soğuktu. Soğukta ise kaslarımızın ısınması uzun sürebilirdi ve belki de rahat hareket edemeyebilirdik. Bir de üşütme tehlikesi vardı. Ne yapabiliriz derken birden aklımıza soyunma odasında çalışmak geldi.
Soyunma odası dediğimizde aklınıza kocaman bir oda gelmesin. İnce uzun, iki tarafında dolaplar ve ortasında da oturmak için sıralar bulunan bir oda düşünün. Biz de ancak duş ve tuvalet kısmına geçilen kapının önünde yoga yapma şansını elde ettik. "Aman canım orada da yoga yapılır mı? O gün yapmasaydın keşke" dediğinizi duyabiliyorum. Yapmaya karar verdik. Her şey bir değişik deneyimdi ve bizim gelişmemiz ve büyümemiz içindi. Belki bugünkü çalışmamızdan da yeni bir şeyler öğrenecektik.
O gün karın kaslarına odaklanmıştık. "Phalakasana" (sopa duruşu), "phalakasana" varyasyonları, "utkatasana" (sandalye duruşu), "navasana" (sandal) varyasyonları çalışırken öğrenci aslında çok yorgun ve bitkin olduğunu ve bu derse devam edemeyeceğini söyledi. Biraz yavaşlamak istiyordu. Dersin yarısı geçmişti bile. Neredeyse zirve duruşuna yaklaşmıştık ama bedeni zorlamak gereksizdi. Demek ki bugün de böyleydi. Ben de dersi biraz ağırlaştırıp "yin" (dişil enerji) havasına sokarak öğrenciyi esnetmeye başladım. "Butterfly" (kelebek), "caterpillar" (tırtıl), "sleeping swan" (uyuyan kuğu) ve "dragonfly" (helikopter böceği) bacakların arkasındaki, içindeki ve yanlarındaki kasları esnettik. Tüm bu duruşlardan sonra sırt üstü yatıp "twisted roots" (dönmüş kökler) burgusu ile omurgayı ve bedeni rahatlattık. Uzun bir "savasana" (derin gevşeme ve dinlenme pozisyonu) ile dersi bitirdik. O arada soyunma odasına girenler çıkanlar, yandaki ağırlık çalışılan salondan yüksek sesli bir müzik, salonda bağırarak konuşan insanlar, soyunma odasına giren çıkanlardan bize laf atanlar... Hiçbir şey dikkatimizi ve konsantrasyonumuzu bozmuyordu. Ne derlerse desinler. O gün günlerden "yoga"ydı ve her zaman her yer "yoga"ydı.
"Savasana" sonrasında dersi bitirirken neye niyet neye kısmet diye düşündüm. Karın kaslarını güçlendirmek üzere derse başlamış, bedeni esneterek dersi bitirmiştik. Küçücük ve dar bir alanda çalışmıştık. Dışardan bedeni ve zihni rahatsız edecek bir sürü etki olduğu halde biz yine de anda kalmıştık. Beden, zihin ve ruh birliğini ve bütünlüğünü hep korumuştuk. Dikkatimiz ve konsantrasyonumuzu kaybetmemiştik.
Bir sonraki derse gittiğimde de toplantı salonu doluydu. Bu defa değişik bir ortam deneyelim dedik ve öğrencinin odasında çalıştık. Yine oda dersen kocaman bir odadan bahsetmiyoruz. Ancak bir matın sığacağı ve ayağı geriye doğru açarken bile bir yerlere çarpabileceğimiz kadar küçük bir ortamdan bahsediyoruz. O gün de karın kaslarını çalışmaya devam etmiştik. Zirve duruşumuz da "bakasana" (karga duruşu) idi. Öğrenci ile daha önce "bakasana" konusunda kötü bir deneyimimiz olmuştu. Öne doğru düştükten sonra bu duruşa karşı bir isteksizlik gelişmişti. Bir süre çalışmamıştık. Ama kaçarak olmazdı. Korkuların üzerine gitmek gerekirdi. Hayatta da böyle değil miydi? Vazgeçip gitmek olur muydu? Tekrar tekrar denemek gerekirdi. Denedikçe belki beden ve zihin kabullenirdi ve belki de o bize çok uzak gelen şey bize birden yakın gelmeye başlardı. O yüzden başın altına "bolster" koyarak denemelere başladık. Yavaş yavaş, adım adım, hiç acele etmeden... Kontrolü kaybetmeden... Ve o gün o odada inanılmaz bir şey oldu. Ögrenci "bakasana"ya geçerken çok sakin, konsantrasyonu kaybetmeden, beden-zihin-ruh (nefes) bir arada tutarak, sanki çok kolay bir duruşu yaparmışçasına sakin "bakasana" denedi. Ve oldu.... Evet, harika bir "bakasana" yaptı. Bir-iki-üç nefes... İlk deneme için yeterli. Zamanla gelişecek ve rahatlayacak. Bir kez daha denemek istedi ve denedi... Ve yine oldu. Acele etmediği, kontrollü davrandığı, adım adım ilerlediği için...
Zirve duruşundan sonra bedeni dengeleyip rahatlatırken içeri birileri geldi. Laf atanlar ve bu şekilde dikkatimizi dağıtmaya çalışanlar... Hep olur, her yerde olur... Dağılmadık. Beden, zihin ve nefes birliğimizi ve bütünlüğümüzü koruduk. İşte bu "yoga"ydı. Beden, nefes, zihin bir ve bütün... "An"da kalmak, "an"ı yaşamak, sadece kendinle ilgilenmek, kendine bakmak...
Yoga her zaman her yerde... Kuş sesleri içinde yemyeşil bir orman, masmavi bir gökyüzü altında dalga sesleriyle oturduğumuz bir sahil şeridi... Ya da küçücük bir oda, sadece yoga matı ve bedenim, zihnim ve ruhum... Arada hiçbir fark yok. Kalabalık bir şehir ile dağların tepesinde bir inziva... Arada hiçbir fark yok. Tek fark biz bedenen, zihnen ve ruhen bir ve bütün müyüz? Eğer öyleysek, her yer her an bize yoga zaten...