- Kategori
- Anılar
Herby
Araba kullanma maceralarım anlat anlat bitmez. Daha fazla anı biriktirmemek için araba kullanmayı bıraktım.
Ama benim suçum yokk… Arabam çok kötüydü. Yine de onu çok severdim. 1972 model Vosvos du. Beyaz renkli düz camlı şipşirindi. Satınca çok üzülmüştüm.
Trafiğe çıkmadan önce babamla alıştırma yapıyorduk. Babam da” kızım pedallara basarken sakın aşağı bakma “derdi. Bir gün yine çalışıyoruz. Durduk. Tekrar kalkacağız gaz pedalı yok. Ayağımla arıyorum arıyorum pedal yok. “Babam kızarsa kızsın şu pedala bir bakayım” dedim. Baktım göremedim. Tabi o arada babam” ben sana aşağıya bakma demedim mi?” diye bana çıkıştı. Ben de “aa baba ister inan ister inanma pedal yok. İstersen sen bak” dedim. Önce şaşırdı sonra baktı meğerse gaz pedalının teli kopmuş. Neyse babam onu görünce güldü. Motora eliyle rölantide gaz verdi araya da üstübü sıkıştırdı. O şekilde sanayiye gittik.
Neyse trafiğe çıktım. Bizim iş yerindekiler hiç rahat bırakmadılar. “Hadi bizi gezdir “falan deyip duruyorlardı. “E iyi bari hadi sizi gözlemeciye götüreyim “dedim. Gözlemecinin önü tamamen cam ve park yeri de camın önü. Ve oraya çıkmak için bir kaldırım tırmanmak gerekiyordu. Benim gaza basmamla hopladık ve cama 1 mm desem abartmış olmam o mesafede durduk. Hepsi 5 dakika kadar kıpırdamadılar. Ben boşverin hadi inin bir şey yok deyince kendilerine geldiler. Otomatik hareketlerle indiler.
Ama onlarda uslanmıyorlar ki. Bir gün yine hadi Kızılay a gidelim dediler. “Yani Kızılay usta adamın park bulamadığı yer ben nereden bulacağım? “dedim. Ama çok ısrara dayanamadım gittik. Bir resmi Kurumun bahçesine park ettik. Gezdik dolaştık döndük. Bir de baktık ki arabanın arkasında üç araba park etmiş hepsi de resmi. Etrafta kimse yok.Saat olmuş 13.00. Mesai başlamış. Biz oradayız. Hiç de gidebilecek gibi de görünmüyoruz. Hava sıcak bir yandan hepimizin suratı düştü. Sonra ben binaya girip bir rica edeyim bakayım dedim. Adamlar zaten pencereden bakıp bekliyorlarmış. Üstüme atladılar” böyle de park edilmez ki”, “ buraya park mı yapılır?”.” kızım sen burayı ne sandın?” vb. şeyler söylediler. Hiçbirini duymamış gibi yapıp en sempatik tavrımla” lütfen arabaları çeker misiniz?” diyerek sırıttım. Adamlar artık bu ders yeter deyip geldiler. Üç şoför arabaları geri geri çıkardı. Sıra bana geldi . Ben geri nafile gidemedim. “Nolur benim arabamı da çıkarır mısınız ?”dedim. Söylene söylene birisi geldi çıkardı. Daireye gittiğimizde arkadaşlarım inip toprağı öptüler…
Eşim Japonya ya gitmişti. Ben de yalnız araba kullanmak istememiştim. Çok sevgili rahmetli Nusret ağabeyimize” nolur gel birlikte gidelim “önerisinde bulundum. O da” niye beni kurban seçtin ?”dedi.
Araba araba değil bir kazuletti. Çok yağmur yağdığı bir gün trafik tıkandı. Bekliyoruz. Birden kolumdan aşağı sular akmaya başladı. İzolasyon iyi olmadığı için tavanı akıtıyordu.
Bazen de inat eder çalışmazdı. O zaman vitesi iki ye takıp marşa basarken ayağını aniden debriyajdan çekmen gerekiyordu.
Ahh HERBY im benim biz onunla neler yaşadık.
Çocuğu kreşe bırakmış işe gidiyordum. Trafik üç şerit gidiyordu. Ben de en dıştaydım. Sonra nasıl olduysa birden tarfik iki şeritte akmaya başladı . Ben dımdızlak ortada kadım karşımdan gelen arabayı görünce de sağıma hiç bakmadan kırdım. Sağdaki arabayı rendeleyerek durdum. Öyle korktum ki öylece kaldım. Polis geldi” çık arabadan “diyor çıkamıyorum . Babamların evine de çok yakındık. Bir hışım ben arabadan inip kapıyı kilitleyip kaşla göz arası koşarak annemlere gittim. Polis arkamdan “Dur nereye gidiyorsun?” diye bağırıyordu. Hemen babamı alıp geri döndüm ama çevrenin sinirli bakışlarını da üstüme topladım. Bizim arabanın sol çamurluğu havaya kalmıştı. Çok komik görünüyordu.
Araba kullanmayı beceremedim anlayacağınız. O nedenle kullanmıyorum. Ancak her kullanamayanın benim gibi düşündüğünü sanmıyorum. Yoksa ortalık bu kadar çok trafik canavarı kaynamazdı..