- Kategori
- İlişkiler
Herkes kendi sorumluluk alanı içinde kalmalı

Sorumluluk alanımızı bilmeliyiz...
Genelkurmay, siyâsîlerin her yaptığı açıklamaya cevap vermek zorunda değildir. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin görevleri bellidir. Bağlı olduğu mercî de bellidir. Bence, askerî açıklamaların dışındaki konuların îzâhını, bağlı olduğu kurumlara bıraksa Genelkurmay, hem daha şık hem de daha isabetli olur diye düşünüyorum. Ordu'nun aslî görevleri içerisinde kalması, bizi alacakları meçhul olsa bile, Avrupa Birliği sürecindeki Türkiye'nin Demokrasisi'ne olumlu katkı sağlıyacaktır. Güzîde ordumuz da yıpranmamış olacaktır.
Genelkurmay'ın bu tür açıklamalarla; iktidar olsun, muhalefet olsun, siyasîlerle polemiğe girmesini doğru bulmuyorum.
Politikacılar da; İktidar olsun muhalefet olsun, kendi görüşlerine uygundur diye, Ordu'dan gelen her açıklamaya alkış tutmamalı!
Basın da; iktidar ve muhalefet arasındaki her gerilimden sonra, Genelkurmay'a gözlerini dikip, ''Bu konuda onlar ne diyor acabâ?' diye bakmamalı artık. Hasan Cemal'ler, Mehmet Barlas'lar, Ahmet Altan'lar, Nazlı Ilıcak'lar gibi, demokrasimize zarar verici söz ve davranışları kim işlerse işlesin, mertçe karşı çıkabilmeli...
Askerlerimizin, siyâsîlerimizin, basınımızın ve bütün sivil toplum örgütlerimizin; kendi mecrâlarında kalarak, demokrasimizin gelişmesine daha fazla katkı sağlamaları, gâyet normaldir.
Ancak hiçbir kurum, bu katkıyı yaparken, diğer gûzîde kurumumuzun yıpranmasına, bilerek veya bilmeyerek sebep olmamalıdır.
Herkes kendi görev sınırlarının dışına taşmasa, problem kalmaz bence...
Bütün kurumlar bizim ve her zaman bize lâzım, diye düşünüyorum.
Sağlık ve Muhabbetle...
Bektaş Azizoğlu
06.03.2008, perşembe
Üsküdar-İSTANBUL