​ Hiç bitmeyen ama hiç de bitemeyecek hayal! / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Haziran '14

 
Kategori
Deneme
 

Hiç bitmeyen ama hiç de bitemeyecek hayal!

Bugün bir başka yazacaktım. Ama sabah kalktığımdan beri bir iç huzursuzluğum vardı. Eşimle doktora gittik, iyiymişiz ikimiz de, sevindik. Fakat bir türlü bitmeyen bir huzursuzluk taşıyordum.Haydi hayırlısı dedim ama... Olmadı hayırlı bitmedi.

Bir zamandır sizlere kişisel anılarımla karışık bir öykü yazmaktayım. Okuyanlar bilecekler, benden başka bir Hakan daha var. Aslında daha çok ama benim bu öykümde ondan bahsetmiştim, daha edecektim de. Aslan gibi bir Harbiyeliydi o! Hani laf olsun diye söylemedim. İki metreye yakın boyu Arslan gibi cüssesi ve sporculuğuyla 2.Tabur denince akla gelecek beş on kişiden biriydi. Allah Allah biriydi yazmak bile ne tuhaf? Kuleli'den yetişmiş, Harbiye'yi bitirip Jandarma olmuştu.

Daha ilk günün gecesinde, ilk koğuş gecemizde Kasımla atışan Hakan o Hakan işte! Hani eski bloglarımda anlattığım o ilk gece. Sonra çok yakın dostlukla geçen 2 yıl. Ne zaman yorulsam ne zaman canım sıkılsa yanımda biter ve hemen "Teğmen Hakan'ın Anıları" adını verdiği çizgi romanını açar ve sohbete başlardık. Evet harika bir çizgisi vardı. Resimlerin üzerine  baloncuklar yapar ve yazdığı cümlelerle bizi Harbiye'nin taş duvarlarından alır bazen Paris, bazen Roma çoğu zaman da Moskova'ya götürürdü.

Daha Sovyetler Birliği yıkılmamıştı, yıl 1980-81-82. Öyle Türkiye'de Rus kızlarının güzellikleri filan pek de bilinmezdi. Hakan yazdığı hikayelerde bu bilinmezi yaşamışçasına anlatırdı. Sanırım okuduğu Dostoyevski, Turgenyev gibi Rus yazarlarının yazdıklarını canlandırıyordu, beyninde. Çok zor görevlerle dünyanın bir çok yerine giden bu genç Türk Teğmeninin maceralarını dinlemek bizim için keyifti. Herkese de anlatmazdı.

Daha sonra yıllar sonra yaklaşık On beş yıl sonra Ankara'da Güvercinlikte İtalyanca kursuna geldiğinde buluştuk, kara yağız bu yiğitle. Ne çok gülmüştük o gün. En çok da Ata binip Orta Asya'ya gidiş hikayelerimizi anlatıp, tekrar edip gülüyorduk. Aslında hayallerimizden hiç bir şey yitirmediğimiz için gülüyorduk. Dün nasıl inanıyorsak, Orta Asya'nın steplerinde başı boş  Kırgız Atları gibi özgürce koşabileceğimize bu gün de aynı kuvvetli duyguyla inanıyorduk.

Başımıza Balyoz inmemişti daha o zaman. Gerçi inince de hiç bir şey kaybetmedi hayallerinden kardeşlerim. Ben zaten kaybetmişlik duygusunu Harbiyeliyken tattığım için, "Gel Kahpe Dert Gel, Nereden Gelirsen Gel!" demeyi de öğrenmiştim. Bildiğim biz yenilebilir ama asla Mağlup edilemezdik!

Ama bir şey var ki, adına ÖLÜM diyorlar! Bir müddet için bizi ayırabilmekte, ayırdı da..... Yine de yenilmedik! Hayalimizi bir eksik devam ettireceğiz. Hakan Temel yok artık! Ama hep bizimle.

 

 

       

 
Toplam blog
: 30
: 168
Kayıt tarihi
: 09.01.13
 
 

1986 mülkiye, uluslararası ılıskıler bölümü mezunu. Yazar, sanayici. ..