- Kategori
- Anılar
Hiç unutulur mu okul yılları?

karanfil çiçeği
Şu an, çoğumuz, ev bark sahibi olduk, hayat mücadelesi, geçim derdi peşine düştük. Acaba okul yıllarını zaman zaman da olsa yâd eden oluyor mu? İyi olan anılarını herkes anlatır, hem de hiç tereddüt etmeden. Başınızdan geçen, sizi üzmüş anılarınızı kaç kişiyle paylaştınız? Ya da paylaşmaya cesaret edersiniz? Okul hatıralarında genelde nasıl kopya çektik, hangi öğretmene ne muzurluklar yaptık gibi klasik anektotlar yer alır. Karanfil'in orta okul yıllarıydı. Hâttâ, orta 1. sınıfa o yıl yeni başlamıştı. Yeni bir ortam, yeni arkadaşlar derken, okul açılalı tam 3 ay olmuştu. Veli toplantısı yapılacaktı. Karanfil, heyecanla bu ilk veli toplantısı için ailesine haber vermişti. Fakat ne o? Toplantı gergin geçmiş olmalı ki, evde soğuk ve üzgün bir hava hakimdi. Her öğretmen, velilere öğrencilerin notlarını okuyordu. Sıra Türkçe öğretmenine gelmişti. O da notları okuduktan sonra, onca veli arasında, Karanfil'in ebeveynine dönerek; 'siz, niye bu çocuğu körler okuluna gönder miyorsunuz' deyivermişti. Lâf ağızdan çıkmıştı bir kere. Kranfil'in ailesi, gerek öğretmene, gerekse diğer velilere bir şeyleri kabul ettirme telâşına girmişlerdi. ve nihayet Karanfil, sınıf birincisi olmayı başarmıştı. Bunu gören öğretmen, bir daha ki veli toplantısıında geri adım atmıştı. Bu sefer Karanfil için övgüleri yere göğe sığdıramıyordu. Yıllar yılları kovalamıştı. Karanfil artık üniversite öğrencisiydi. İlk yıl. İlk sınavlardan birinin sonucunu öğrenmek için, ilgili dersin hocasının odasına gitmişti Karanfil arkadaşlarıyla. 'Bu öküz gözü gibi kocaman yazılar olan sınav kâğıdı senin mi?' deyivermişti yılların hocası Karanfil'e. Karanfil, arkadaşları içinde mahçup olmuştu ve başını öne eğerek odadan çıkmıştı. Karanfil, yine üzüldü. Ama başarmalıydı bir şeyleri ve yine başardı. Bu sefer Fakülteden ilk on arasında mezun olmuştu. Karanfil'in bu iki anısı, sadece cılız bir yaşanmışlıktan ibaret. Ama, cılız da olsa, belli ki Karanfil'in zihninde buruk bir yer etmiş yıllar geçmiş olsa bile..:( Zaten Karanfil, girdiği topluma kendini kabul ettirme telâşında. Bir de topluma ışık tutan öğretmenlerin o çocuğa böyle yaklaşması, O'nu çok üzmüştü. Tabii bütün öğretmenler aynı yaklaşımı sergilemez elbet. Bir kaç kişinin yaptığı davranışı bütünselleştirmek olmaz tabii. Hele ki bakışlar, negatif enerji ortamı kaçınılmaz. Bakışlar demişken; küçük çocukların düşüncelerini hemen 'dörtgöz' diye dillendirmesi pek tehlike arz etmez. çünkü, küçük çocukların zihinlerinde henüz betonlaşmış kalıplar yer almamaktadır. Büyüklerin ise vücut dillerine yansıyan negatif enerjileri kendilerini gizliden de olsa ele verir. İşte bu yüzden diyorum ya, küçük yaşta 'engellilerle yaşama dair eğitimi şart'