- Kategori
- Spor
Hiddink nasıl doğru tercihe dönüşür?

26 Ağustos 1990 günü çok yakın bir dostumun doğum gününü kutlamak için ortak arkadaşlarımızla birlikte onun evinde toplanmıştık. Futbol liginin açılış haftasıydı, aklım maçlarda olmasına karşın doğum günü nedeni ve aramızda bayanların da olması şerefine ne televizyon ne de radyodan karşılaşmaları takip edemiyordum.
Bir kere radyoyu açtık; Fenerbahçe’nin 2-1 yenik olduğunu öğrendik; sezonun ilk maçı olduğu için yenilmesinin normal olduğunu konuştuk.
O yıllar Fenerbahçe’nin istikrarsızlığının zirve yaptığı dönemlere denk geliyordu. Her sene bir başkan, iki üç teknik direktör değişiyor, yirmişer, otuzar futbolcu transfer ediliyordu.
Ancak maçın 6-1 bittiğini öğrendiğimde kulaklarıma inanamamış, üç kişiyi telefonla aramıştım.
Futbol tarihimizin, Fenerbahçe’nin ve o sezon takımın başındaki Hiddink’in çok ilginç bir günüydü. Hiçbirimiz bu ismi bir daha hiç unutamadık.
O Hiddink yirmi sene sonra yine Türkiye’ye bu sefer milli takımın başına geçmek üzere geri dönüyor.
Fenerbahçe’nin başına geçtiğinde henüz sekiz senelik bir tecrübesi olan teknik adamdı ve sadece iki kulüp çalıştırmıştı. Fenerbahçe’den sonraysa çok hızlı bir trafiği olmuş; yirmi sene içinde beşi milli takım düzeyinde olmak üzere tam dokuz takım çalıştırma başarısı göstermiş, özellikle milli takımlar seviyesinde çalıştırdığı takımları finallere taşımakla ün yapmış bir teknik adam olarak tanınıyor.
Kulüpler düzeyinde göze çarpan tek başarısını UEFA Kupası ile PSV’nin başındayken gerçekleştirmiş. Kıtalararası Kupası’nı bu klasmanın dışında tutuyorum.
Hala ilişiğini kesemediği Rusya’yı bu sene Güney Afrika’da yapılacak Dünya Kupası finallerine götürme başarısı gösterememiş olması da çok önemli bir detaydır.
Futbol Federasyonu’nun Hiddink tercihinin geri planında uzun mesafeli bir program olduğunu düşünmek istiyorum.
Nasıl?
Hiddink’in Türkiye’ye geldiği ilk sene milli takım da yeni bir teknik direktöre teslim ediliyordu. Sepp Piontek futbol tarihimizin Derwall’den sonra en önemli köşe taşıdır. Piontek sadece futbol felsefesi ile değil yanında taşıdığı genç teknik direktör Fatih Terim ile de sonraki yirmi yıllık dönemi belirlemiştir.
O gün bu planlamayı yapanlar çok doğru bir tercih kullanmışlardır; Piontek ile göze çarpan bir başarı elde edilememiş olsa da bir sonraki dönem ve ondan sonraki periyotlarda inişli çıkışlı da olsa ulusal takım düzeyinde futbol markamızın değeri her gün biraz daha artmıştır.
Hiddink böylesi yeni bir sürecin köşe taşı olacak ve Federasyon bu organizasyonu belli bir plan çerçevesinde yürütecekse doğru bir tercihtir.
Dün bazı gazetelerimizin internet sayfalarına yansıyan Hiddink’in Türkiye’ye gelirken yanında Pierre van Hooijdonk’u da yanında getireceği yönündeki haberlerin gerçeği yansıtıp yansıtmadığını bilmiyoruz. Ancak bu alternatifler çok yerinde tercihlerdir.
Ancak Hiddink’in bir de Oğuz Çetin tercihi olduğunu bunun da Federasyonun resmi internet sitesinde yayımlandığını da biliyoruz.
Ayrıca Raşit Çetiner’e de yeniden altyapı düzeyinde görev verileceğinin haberlerini okuduk.
Hepsinin üzerinde, A takımı kapsamamak üzere bir anlamda sportif direktörlük gibi anlaşılacak bir görevlendirmeyle Federasyonunun Futbol Genel Direktörlüğü’ne Ersun Yanal’ın getirilmesi de çok ciddiye alınması gereken gelişmedir.
Şu çok net olarak bilinmelidir ki; Hiddink kafası çok fazla yerde olan, kuşkusuz birçok kişinin de ilgi alanında olan bir teknik adamdır ve onun tam zamanlı bir mesai yapmasını beklememeliyiz. Açıkçası Hiddink isminin çatısı altında çok bileşenli bir organizasyonunun geleceğe dönük bir takım planlamalarını yapması çok daha rasyoneldir; kalıcıdır.
Hiddink nasıl Rusya milli takımını bırakıp bizi tercih ettiyse iki sene sonra ilgi alanı değişecektir. İstatistik veriler her iki senede bir takım değiştirdiğini sayısal olarak gösteriyor.
Chelsea gibi bir devi çalıştırmak yerine Rusya’yı tercih etmesinin geri planında yatan kısa vadeli yatırımlar yaptığı yönündeki gerçekliktir. Chelsea’ye bir FA Kupası kazandırmak onu tatmin etmektedir. Orada bırakabilmektedir.
Bu nedenle Hiddink’ten birkaç dönemlik devamlılık beklemek fazla iyimserlik olur diye tahmin ediyorum.
Burada spor ve futbol kamuoyunun onun ismi altında toplanmış isimlere konsantre olmasıdır.
Hooijdonk fantastik olabilir ancak Oğuz Çetin neden onun bıraktığı yerden devam etmesin, değil mi?
Uzay Gökerman