​ Adama teneke bağlarlar, Edirne'ye kadar da peşinden kovalarlar, Hocam! / Spor / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Şubat '10

 
Kategori
Spor
 

Adama teneke bağlarlar, Edirne'ye kadar da peşinden kovalarlar, Hocam!

Adama teneke bağlarlar, Edirne'ye kadar da peşinden kovalarlar, Hocam!
 

Maç saati 63. dakikayı gösterdiği sırada Fenerbahçe tribünleri “Semih Şentürk” diye inlemeye başladığında kenarda maçı hepimiz gibi izleyen Daum taraftara dönerek elleri kolları ile “hayır” işaretleri yaparak karşılık veriyordu.

Daum Efendiye samimi bir uyarıda bulunalım.

“Adama teneke bağlarlar, Edirne’ye kadar da peşinden kovalarlar.”

İnat ve kibir insanın en büyük düşmanıdır. Bu özellikler Daum’da fazlasıyla mevcut.

Daum çok bilinen bu futbol oyununu, bize içinde karmaşık bir denklem varmış da hiç kimse bunu çözemez ve bütün bilinmeyenlerin anahtarı onun tekelindeymişçesine yutturmaya çalışıyor.

Kimsenin mesleğini, bilgisini, emeğini, tecrübesini küçümseyecek durumda değiliz. Ancak peş peşe gelen başarısızlıkların nedeni sanki şansızlıkmış da ne oyuncu tercihleri ne de taktiğin burada hiç önemi yokmuşçasına hareket ederek birilerine karşı “ben bilirim” mesajı vermek için sahada oyuncu kurban edercesine direnişte bulunuyorsanız o zaman her türlü eleştirinin muhatabı olursunuz.

70. dakikaya kadar sahada tuttuğu Güiza’nın zaten ağlamaya hazır suratının tepkiler arasında kenara alındıktan sonra gözyaşı dökmesi tahmin ediyorum ki bütün Fenerbahçelilerin hiç unutamayacakları bir görüntü olarak kalacaktır.

Bu her şeyi çok iyi bilen teknik direktörün ne kadar umurundadır? Kuşkusuz kendisinin bütün denklemlere hakim olan bilgeliği ortadaki o basitliği görmek yerine karıştırmak üzere yeni fikirler üretmek için harekete geçmişti.

Şampiyon olacak takımlar 2-0 geriden gelerek 3-2 maç kazanırlar. Yok, eğer bu tersi yönde gelişiyorsa o takımın başarısından söz edilemez.

Kayserispor, Gaziantepspor, Manisaspor, Bursaspor… Fenerbahçe’nin öne geçip hep puan bıraktığı takımlar. Fenerbahçe bu karşılaşmalarda bıraktığı puan sayısı ona ulaştı.

Her şeyin çok iyi başladığı bir geceydi. 20. dakikada takımı 2-0 geriye düşünce kenarda yıkılmış bir vaziyetteki Ertuğrul Sağlam’a bu maçı Bursaspor’un 3-2 kazanacağını biri söylese o sırada herhalde kendisiyle dalga geçildiği düşüncesiyle oturaklı bir küfür sallardı.

Zaten Daum’a da o kibirli hareketleri yaptıran şey de 2-1 önde götürdüğü maçı asla kaybetmeyeceğine yönelik inançtı.

Alex kendisine yakışan bir golle takımını öne geçirirken Güiza’nın önüne öyle bir top yuvarladı ki işte İspanyol o golü atabilmiş olsa maçın havası çok değişecekti. Güiza kendine gelecekti. Ancak İspanyol oyuncu çok bitik bir haldeydi. Bir teknik adamın o mesleği yapmasının nedeni böylesi ince ayrıntıları fark edebilmesidir.

Güiza’nın bu maçtaki iyi niyeti için hiç kimse tek bir şey söyleyemez.

Ancak böyle zamanlarda futbolun şans melekleri o sırada başka şeylerle ilgileniyordur. Çünkü takımın başındaki adamın kibirli tutumunu yüzüne çarpmak üzere kaderin ağlarını örmekle meşguldür. Öylesine güzel bir senaryodur ki bu bir adama bir şeyler öğretme üzere milyonları kahreden bir derse dönüşmüştür.

Bursaspor çok düzgün ve iyi bir takım. Başı sarılı, bandajlarından kan damlarken topa kafa atan Ömer bu maçın Bursaspor adına simgesi gibiydi. Volkan ve Ozan İpek bu takımın lokomotifi durumuna gelmiş. Tribünlerde sakatlığı yüzünden oturan Sercan’ı aratmayan bir taktik disiplinle oynadılar. Batalla yine golünü attı. Müthiş bir kafa golüydü; Fenerbahçe’nin benzer bir kafa golü attığını hatırlayamıyoruz.

Bursaspor’un gollerinde yine Fenerbahçe vardı. Birinci golün öncesinde Gökhan Gönül gereksiz bir gösterişe kalkıştı; cezası Batalla’nın golü olarak döndü.

Bilica maç boyu Bursaspor’a gol attırmak için oldukça asist yaptı aslında. Çift vuruşa neden olan tehlikeli hareketi futbolu bilen bir futbolcunun yapmaması gereken türdendi. Ancak Ozan İpek çok güzel bir atış kullandı. Güzel bir gol attı.

Fenerbahçe serbest vuruş kazandığında ya da kornerlerde hani stoperler ceza sahasına yöneliyorlar ya dikkat ettim Deniz de gidiyordu. Deniz stoper bölgesinde oynuyor evet de bundan önce bizim bilmediğimiz hangi özelliğini saklıyordu da gol atmak için Bursaspor ceza sahası içinde kendisine yer arıyordu acaba diye maçı izlerken çok merak ettim.

Luciano tam bir üstattı. Sonra Lugano ve Edu’nun da ciddi bir kafa hâkimiyeti olduğunu gördük, tecrübe ettik. Bilica da hem gövdesi hem de hava toplarına çıkışı ile orada olmayı hak ediyordu.

Deniz’in üzerine gelen yüksek topa nasıl kafa vurduğunu en son Lille maçında gördük. Bunu ironik bir anlamda altında başka bir manaya getirmek için yazmıyorum. Deniz hangi tecrübesi ve melekesiyle oraya gidiyordu bu gerçekten çok ciddi bir sorudur. Ayrıca nasıl bir taktiksel zafiyet olduğunu da son dakikada yaşayarak gördük. Üçüncü gol öncesinde de Cristian’ın saçma sapan bir şekilde havaya şişirdiği yerde topun düştüğü noktada Deniz vardı, tam da kafasına gelen topa vuramadı ve Bursaspor’un üçe bir atağı başladı.

Fenerbahçe’nin artık çok ciddi bir defans sorunu vardır ve Lille maçı öncesinde bu önemli bir sinyaldir. Kuşkusuz Perşembe gecesi Fenerbahçe gol bulacak ancak maalesef gol de yiyecek. Bu da tur için umutların yerini karamsarlığa terk ediyor.

Hakem Bülent Yıldırım için aslında çok kolay bir maçtı. Çünkü sahada birbirleriyle erkekçe mücadele eden ve bir iki pozisyon dışında da sertliği futbol dışına taşımayan futbolcular vardı. Ancak çok kötü bir yönetim sergiledi. Çok ters kararlar verdi. Maçın sonucuna direkt olarak etki etmese de hakemin sırıtmasına neden oldu.

Bursaspor'u tebrik ediyoruz, haklı bir galibiyet ve gösterişli bir timsah yürüyüşü yaptılar.

Fenerbahçe kötü bir seri yakaladı. Bu tünelden çıkıp düzlükte hızlanabilirse finali görür, yoksa...

Uzay Gökerman

 
Toplam blog
: 2033
: 1268
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..