- Kategori
- Gezi - Tatil
Horon tepe tepe geleceğinize harmandalı oynayın!

Fatsa’dan ayrılırken kıyamet koptu. Bizim Fatsa'ya gittiğimiz sıralarda Kadir İNANIR da oradaymış turdaki ablalarımızdan biri olan Ayfer abla “Ben Kadir İnanır’ı görmeden gitmem.” demez mi bütün sokaklarda” Kadir İNANIR’ı aradık.” dermişim yok tabiki öyle değil ama çok güldük. Ablacım Kadir İnanır sana kurban olsun, öpüyorum seni!
07.07.2009
Saat 05.30’da Bugs BUNNY ile gülerek uyandık. Kahvaltı derken saat 07.45 ‘te otelden çıktık.
Türkiye’nin en uzun tüneli olan Nefise AKÇELİK tünelinden geçtikten sonra Ordu’ya ulaştık. Ordu Boztepe’ye çıktık. Aman ALLAH’ım bu ne güzellik! Burada çay içmenin keyfi de başka…
Bu arada turda Muradiye Abla ve oğluyla tanıştım. Avusturalya’dan gelmişler. Farhood çok tatlı bir çocuk. Turun maskotu oldu diyebilirim. Türkçesi pek iyi değildi. Geziye geldiğinde ama ayrılırken gayet iyi ayrıldı. Turda öğretimimi sabote eden arkaşlarım olsa da (onlar kendilerini biliyor) güzel şeyler öğrendi Farhood. Bana “ TÜRK ÖĞRETMEN” deyip durdu. Bayram ağabeyden “Buba” demesini öğrendi. Yetkin’den de “Çakma ve kaynak yapma” sözcüklerini…: ) Eğlenceliydi yani!
Sonrasında ise Gümüşhane'ye bağlıTorul-Karaca Mağarası’na girdik. Sarkıt ve dikitler çok güzel görünüyordu. Ama benim için mağara faslı stresli geçti klastrofobim yüzünden.
Neyse ki geçti… Bir taraftan Zigana Dağları’na tırmanırken doyasıya manzarayı seyrettik. Zigana dağlarındaki ağaç evlerine varıp dinlenmeye çekildik. Ağaç evleri pek sevmem ben, o da beni sevmiyormuş anlaşılan sular kesildi. Üşüteceğim diye ödüm koptu. Tüm arkadaşlarım dağı gezerken ben kurutma makinesiyle ayaklarımı ısıtıyordum. Sinir oldum. Ama akşam yemekte keyfim yerine geldi. (mercimek çorbası, akıtma, ızgara, salata, sütlaç) Yemekler güzeldi. Ayrıca Soğuk ZİGANA Dağları’nın tepesinde horon tepen deliler de bizdik. Ne oynadık! Ayfer abla tuttu kolumdan çıkarttı sandalyeye iyi ki tanıdık yoktu :) Güzel bir geceydi.
08.07.2009
Saat 6’da kalktık.Kahvaltımızı edip saat 07.00 sularında otobüsteydik. Karadenizde insan çok yiyor havasından mı bilmiyorum. Ayder Yaylası’na doğru yola çıktık. Yol üzerindeki HAMSİ KÖY’ü fotoğrafladıktan sonra Sümela’ya tırmandık. İki rahip Sümela’yı kurmuşlar. Çevreden buldukları kimsesiz çocukları bu şehirde eğitiyorlarmış. Misyonerlik yani. O dönem çok Tanrılı dinlerden zarar görmemek adına kiliseleri bu kadar yüksek bir yere kurmuşlar. Bunu söylemeden geçemeyeceğim: Kültür Bakanlığı on yıl kadar Sümela’yı koruma altına alamamış bu sebeple insanlarımız resimlere çok zarar vermiş, tüm resimlerin yüzlerini traşlamış ve adlarını yazmışlar. Çok yazık o tarihi eserlerin hali içler acısıydı. Çok üzüldüm.
Daha sonra Muradiye ve çağlayan şelalelerinde fotoğraf çekildik. Kendimi artist gibi hissediyorum her yandan flaşlar patlıyor :) Çok güzel doğa güzellikleri var, her biri başka güzel! Maçka’da Değirmendere ve Coşan dere birleşiyor. Nereye bakarsan bak ya su ya orman görüyoruz. Gerçekten muhteşem!
Öğle yemeğini Trabzon ‘da yedik, Timisvat Osmanlı Köprüsü’nün yanı başında…(Muhlama, alabalık, salata ve laz böreği) Benim en çok sevdiğim tat laz böğreğiydi. Hani