Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 

27 Eylül '11

 
Kategori
Çevre Bilinci
 

Horus'un gözü mü yoksa anasının gözü mü?

Horus'un gözü mü yoksa anasının gözü mü?
 

Louvre Müzesi'ndeki Horus'un gözü.


Son bir kaç gündür, haberi yazmayan internet sitesi, gazete ya da dergi  kalmadı sanırım.

http://cadde.milliyet.com.tr/2011/09/22/HaberDetay/1441473/sevgiliden-naomi-ye-sedir-adasi-nda-ekolojik-saray

''Sık ziyaretlerinin sebebi anlaşıldı ;  Rus sevgilisi, Naomi Campbell'e Marmaris'te çelik ve camdan kubbesi olan ekolojik, çevreye duyarlı bir ev yaptırmaya karar verdi''

Son zamanlarda, ''İnternet aslında insanların kolayca bilgiye erişmelerini sağlayan inanılmaz bir şey mi yoksa düşünmeyi televizyondan da kısa sürede bloke eden bir zehir mi?'' sorusu fazlasıyla aklıma takılır oldu. Sanırım iyimser yaklaşmaya çalıştığım için olsa gerek, yanıtını da henüz tam olarak bulabilmiş değilim.

Böyle bir genelleme yapmak ne kadar doğru olur bilmiyorum ama; ''Bir Rus eğer Türkiye'de 'haber' olmuşsa ve adı da Medvedev, Putin ya da Jirinovski değilse o zaman büyük bir olasılıkla kadındır''.    

Yukarıdaki haberde ise Rus kadınının, bırakın başrolde olmasını adı bile geçmiyor. Haber, dolar milyarderi Rus İşadamı Vladimir Doronin ile onun dünyaca ünlü top model sevgilisi Naomi Campbell ve onların ülkemizdeki yeni yatırımları hakkında.

Sözkonusu başlıklar, 'Naomi aslında halen evli olan sevgilisi ile Marmaris'te kameralara yakalandı', 'Bodrum'da Barlar sokağında Naomi izdihamı' ya da 'İstanbul'a gelen Naomi trafiği felç etti' şeklinde olsa dikkat bile etmeden geçebilecekken;  Rus sevgilisinin satın alıp ev yaptırmayı planladığı Marmaris'teki yerin arkeolojik olarak doğal sit statüsüne sahip ve  koruma altında da olan Sedir adası olduğunu okuyunca gözlerim sanki yerlerinden fırlıyorlardı.

''Rahmi Koç'un Rusya'ya gerçekleştirdiği iş ziyaretlerinde kalmak amacıyla, Kızıl Meydan'a yaptırmak için uzun zamandır beklediği üç katlı Osmanlı stili köşkün projesine Kremlin'den en sonunda onay çıktı'' gibi bir haberden bile daha absürd.

İnsan,  habere konu ülkenin Türkiye olduğunun farkında olsa bile,         bu akla mantığa aykırı şeyin nasıl oluyor da medyada bu kadar yer bulduğuna doğrusu inanamıyor.

Sedir adası (Kedriai) her ne kadar ismini sedir ağaçlarından alsa da ne yazık ki şimdilerde üzerinde artık hiç sedir ağacı kalmamış.         Belki de o yüzden Halikarnas Balıkçısı'nın kendisine koyduğu'Gülenada' ismi, adanın kıyılarında yüzen turistlerin gülenyüzlerini görünce daha bir anlamlıymış gibi geliyor insana.

Her ne kadar isminden çok, cismi ile ilgili olsak da adanın 'Resmi hazine kayıtları'nda; Şehroğlu ya da Şehroğlan adlarıyla da anıldığını belirtmek gerekebilir.

Adada Helenistik ve Roma dönemlerine ait yapılar mevcut ve özellikle de anfi tiyatro bugüne kadar çok sağlam bir şekilde ayakta kalabilmeyi başarmış.

2863 sayılı 'Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu' kapsamında, adadan yasal olarak bir kum tanesi alan hakkında dahi işlem yapılmasının önünde aslında hiç bir engel yok.. Plajın denizle birleştiği yer iplerle çevrilmiş arkada da duvarlar mevcut ve plaja havlu ya da terlikle girmek dahi yasak ayrıca adadan ayrılmadan da mutlaka duş yapıp üstünüzdeki kumlardan arınmanız gerekiyor.

Üçlü ada grubunun en büyük üyesi olan Sedir adasının kumlarının elbette bu kadar korunmasına değecek kadar efsanevi bir de hikayesi var.

Efsaneye göre Mısırlı Klepotra ile Romalı Antonius aşklarını yaşamak için daha bu adada buluşmaya başlamadan Kleopatra'nın ''Mısır toprağından başka toprağa ayağımı basmam'' demesi üzerine Antonius'un Kızıldeniz'den 60 gemi ile buraya bu kumları getirdiği rivayet ediliyor.

Adada birden farklı kişiye ait ve kısım kısım istimlak çalışmalarının devam ettiği zeytinlikler mevcut ancak doğaldır ki çevreyi bozacak şekilde herhangi bir yapılaşma da yok.

İşte bu ada ile ilgili yabancı kaynaklı 'haber', kelimesi kelimesine bir çeviri ile tüm haber sitelerinde ve basında kendisine geniş yer buldu; ancak ne kimse konuyu araştırmak ne de yazılanların doğruluğunu test etmek gereğini hissetti. Çünkü, Rusya'nın sayılı zenginlerinden bir iş adamı ile bir top modelin Türkiye'de ada almalarını(!) haber yapmak onlara yetiyordu.

Bir tek kişi de çıkıp adanın burnunun dibindeki Çamlı köyü'nün muhtarını arayıp, kendilerine ulaşan bilginin doğru olup olmadığını sormayı düşünmedi ya da düşündüyse de ''Amaaan boşver''di herhalde.

Madem başladık o zaman sanırım Horus'dan da biraz da olsa söz etmek doğru olacak.

Yazıyı hepimizin de bildiği gibi Sümerler bulduktan sonra, kültürel aktarımlar da artık sözlüden yazılıya dönüşmeye başladılar. İlk aktarılanlar da doğal olarak sembollerdi. İşte bu semboller bir diğer kültüre aktarılırken kimi zaman şekilsel değişikliğe uğrarken kimi zaman da değişiklik manada  yani neyi temsil ettiği noktasında oldu.

Bir Sümer sembolü, zamanla Mısır'da Gök Tanrısı Horus'un simgesi haline geldi ve işte bu sembol kendisinden sonraki uygarlıklarda da birbirinden farklı manaları simgeler oldu.

Kimi zaman vicdanın gözü dendi kimi zaman da gizli örgütlenmelerin sürekli olarak herkesi izlediği göz oldu. Zamanla farklı anlamlar yüklenen sözcükler gibi bu sembol de farklı kişi, kuruluş ya da fikirleri temsil etti zaman içerisinde. Örneğin bizim nazar boncuğu olarak adlandırdığımız gözün bile aslında Horus'un gözü olduğu da söylenir tıpkı Amerikan dolarının üstünde yer alan üçgen içerisindeki gözün de kaynağı olduğunun kabul edilmesi gibi.

İşte Naomi Campell ile Vladimir Doronin'in Sedir adasında yapmayı planladıkları malikanenin üstten görüntüsü de, adanın Mısır'dan getirilmiş kumlarıyla maddeten ve manen uyum içinde olacak şekilde İspanyol mimar Luis de Garrido tarafından, Horus'un gözü örnek alınarak planlanmış.

Tam da bugünlerde ''Topraklarımızda gözü olanın gözünü oyarız'' yaklaşımı içerisindeyken,  Ege denizindeki sınırlı sayıdaki adalarımızdan üstelik de tarihi eserlerle dolu bir tanesini, hep sıcak denizlere inme sevdalarını duyarak büyüdüğümüz bir ülkenin, bedelini üzerinde Horus'un gözünün olduğu dolarlarla ödeyecek bir anasının gözü milyarderine satmaya sanki bu kadar da hevesli olmasak daha mı iyi olur acaba?

 

                                        Sedir adası


 

         
Horus'un gözünün, Tanrının birliğinin de kanıtı olduğu iddia edilen kesirsel gösterimi.


          Sedir adasında yapılacağı iddia edilen malikanenin maketinin yandan görünüşü.



       
       
Sedir adasında yapılacağı iddia edilen malikanenin maketinin üstten görünüşü. 
 

                                           Rusça bir kitap kapağı.      

 

                            Louvre Müzesi'nde sergilenen Horus'un gözü.


                    Amerikan dolarının üzerindeki 'herşeyi gören göz'.             


                        Horus'un gözü şeklinde tasarlanmış bir kolye.

 
Toplam blog
: 344
: 1122
Kayıt tarihi
: 22.07.09
 
 

Okur yazarım. Okur yazarlıktan kastım, okuduklarımı yazmamdır ki, bu yazılarımı genellikle 'kitap..

 
 
 
 
 

 
Sadece bu yazarın bloglarında ara