​ Huh ha, nerede altınlar ? / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Eylül '10

 
Kategori
Siyaset
 

Huh ha, nerede altınlar ?

Huh ha, nerede altınlar ?
 

Tebrikler 12 Dev Adam....


Basketbol’da bir tarih yazıldı. Buna herkes şahit, herkes aynı fikirde… Bu konuda ne doğudaki, ne de batıdaki insanlar aksini söyleyebilir. Yedisinden yetmişine hepimiz öyle bir gururlandık ki ? Sekizde sekiz yapana kadar, hepimizde bir heyecan, bir adrenalin. Sanıyorum, maçı seyreden herkes oturduğu yerde rahta duramadı. Maç biran önce bitsin diye dua etti. Bu her maç için böyleydi, ta ki final maçına kadar..

Milli takımımızın finale kalması gerçekten övgüye ve uzun uzun alkışa değer bir durumdur. Bu gençler yüzümüzü kara çıkartmadı. Bizim gibi başarıya ve galibiyetlere aç bir toplum için bu spor karşılaşmalarında alınan galibiyetlerin, hep birlikte söylenen milli marşların ve göndere çekilen Türk bayrağının önemi çok büyüktür. Hele hele, karşılaşmalarda Yunanistan, Hırvatistan, Sırbistan, Fransa gibi ülkeleri yenerek evelerine gönderiyorsanız, tadına doyulmaz bir hoşluk oluşur içinizde.. Hatta ‘vay be biz neymişiz’ dersiniz.. Çünkü, yıllarca hep turnuva başlarında yada ortalarında elenmişizdir.. Ondan sonra da o turnuvalar pek hoşumuza gitmez. Seyretmek, izlemek istemeyiz. Örneğin, içinde ülkemizin olmadığı son dünya futbol şampiyonası hepimize bir yavan gelmedi mi ? Fenerbahçe ve Galatasaray’ın elendiği Avrupa futbol şampiyonası da öyle yavan gelecektir. Oysa Cimbom Avrupa şampiyonu olunca ne kadar da çk sevinmiş, hangi takımın taraftarı olursak olalım, evimizin balkonuna sarı-kırmızı bayrakları asmış, şampiyon olduğumuz akşam, caddelerdeki konvoylara katılıp, hep bir ağızdan bağırmıştık. Neden ? Başarıya karşı susuzluğumuzdan…

Aynı şekilde, Sırbıstan’ı, son sanisede yapılan bir turnike sayısı ile yendiğimiz akşamda herkes adeta çıldırmıştır. Salondaki herkes de sahadaki oyuncularımız kadar çok sevindi ve çıldırdı. Hak ettik. Yenmeyi biliyorsak, bağıra bağıra galibiyet şarkıları söylemeyi de hak etmeliyiz. Öyle değil mi ?

Ancak, aç sonrası yapılan röportajlarda oyuncuların ağzından, bilhassa kaptanın ağzından sürekli ‘maddi-manevi’ lafları eksik olmadı. Belki kimse anlamadı ama, ertesi günü maç yorumlarını, haberlerini okurken, kaptan Hido’nun ne demek istediğini daha net anladım. Meğer, “biz buraya kadar mücadele ettik. Şampiyon olmaya bir adım kaldı ama hiç kimse bize hala bir kuruş vermedi demek” istemiş.. Bu mesajı alan Başbakan’da, galibiyet sonrası oyuncuları kutlarken her bir oyuncuya 1.500.000 TL vereceğini açıklamış. Oyuncular havalarda..

Daha sonra, oyuncular geç vakitte otele gitmişler, gece yarısına kadar yemek kutlama falan. Söylenen doğruysa sabaha kadar doğru dürüst uyumamışlar. Ve ertesi akşam kader maçına çıkacaklar. Ya şampiyon olup altın madalya ve kupayı alacaklar, ya ikinci olup gümüş madalya’yı alacaklar.. Maça çıkmasalar bile gümüşler cepte diye düşünmüş olacaklar ki, maça hiçte bir gün akşamki mücadele ruhundan eser kalmamış olarak başladılar.. Öyle bir ana geldi ki, maç bir ara 23 sayı farka çıkınca, tamam dedim ciddi bir farkla bu maç biter. Üçüncü çeyrekte biraz toparlansak da maalesef ABD’li oyuncu Kevin Durant’ın özellikle üçlük atışlarına karlı koyamadık. Savunmamız berbattı, En az üç pas break’tan yararlanamadık. Pota altı mücadelemiz can çekişiyordu.. Kaçırdığımız faul atışlarının haddi hesabı yok.. Üçlüklerde kayıplardayız. Son dakikalarda biraz toparlanmaya çalışsak da, netice itibari ile maçı kaybediyoruz.

Ben daha turnuva ortasında finali Amerika ile birlikte biz oynarsak, kaybederiz demiştim. Zira Abd, B takımını turnuvaya sokmasına rağmen oldukça hızlı ve bezdirici bir oyun sergiliyordu. Durant gibi bir oyuncu da takımını sırtlıyordu. Öyle ki, adam tek başına yalnız bizim maçta 28 sayı attı yanılmıyorsam.. Siz onu engelleyecek önlemler almazsanız, biraz gevşek, biraz da zafer şarhoşluğu içinde ve alacağınız 1,5 trilyonu düşünerek maça çıkarsanız, bir ucundan tuttuğunuz kupayı hak edene ikram edersiniz. Oksa ki, biz kupayı alabilecek yetenekte bir takımdık..

Neyse, öyle ya da böyle. Takımımız iyi bir turnuva oyunu oynadılar ve ülkemize dünya ikinciliği kazandırdılar. Bu övgü bize bir süre gider. Hepsini teker teker kutluyorum. Ancak, benim aklımda hala şu ‘maddi-manevi’ takıntısı kaldı..Bir de her bir oyuncuya verilen 1.500.000 TL ve artı olarak 500’er Cumhuriyet altını… Yanlış hatırlamıyorsam, ödül yönetmelinde bu miktar belirlenmiş. Ancak, neredeyse 1 milyon dolar olan para ödülü hangi yönetmeliğe dayanarak verildi, onu bilmiyorum. Başbakanlık bol keseden paraları dağıttı. Bu nasıl yönetmelik ki, paraları saçmanın kontrolünü yapamıyor. Öyle ki, bugünkü haberlere bakacak olursak, bazı oyuncularımızın lisanslı olduğu yabancı klüplere bile altın verilecekmiş. Bu hangi ülkede vardır allahaşkına.. Bu çocukların zaten düzenli bir gelirleri vardır sanırım, hadi 500 altın neyse de, 1 milyon dolar ödülü çok abartılı bir rakam.. Bu ülkede hala asgari ücretle geçinmeye çalışan, günde 4-5 ekmek alması gerekirken 2 ekmek almak zorunda kalan, ayda bir kere bile olsun evine et girmeyen, et girmesi için kurban bayramlarını bekleyen, bayramlarda çocuklarına yeni bir kıyafet alamayan aileler varken, bankadan emekli maaşını aldığı gün sağa sola dağıtmaktan bitiren emekliler varken ve bunlara 3-5 TL zam uygun görünürken, hiç olmadık yerde referandum gibi bir olaya 150 trilyon TL para harcanabilir ve Başbakanlığın araçları sürekli yenilenirken, insan ister istemez ‘vay be biz ne kadar da zengin bir ülkeymişiz’ diyesi geliyor.. Birilern bu yönetmeliğe bir göz atması gerekmiyor mu ?

Belki, beni geri kafalılıkla suçlayabilirsiniz. Ama bugün pek çok kişinin basketbolcularımıza verilen 1.500.000 TL’yi düşündüğünü tahmin edebiliyorum. Evet onlar bizim sporcularımız.. Bu galibiyet, bu sevinç ve bize yaşatılan gurur da bizim. Ödülü, ödüllendirilmeyi hak ediyorlarda. Ama böylesi biraz, içinde bulunduğumuz ekonomik şartlarda abes kaçmıyor mu ?

Ama burası Türkiye… Durum ve şartlar ne olursa olsun, her şeye rağmen ‘maddi-manevi’ bu ülkeyi sevmek lazım…

../..

 
Toplam blog
: 671
: 2572
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..